1 Mayıs’ta Diyanet’ten Alın Teri Vurgusu

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
1 Mayıs’ta Diyanet’ten Alın Teri Vurgusu

Diyanet İşleri Başkanlığı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile Cuma namazının aynı güne denk gelmesi dolayısıyla “Alın Teri Mukaddestir” temalı bir hutbe yayımladı. Bu hutbe, Türkiye genelindeki camilerde okunacak ve çalışma hayatının ahlaki ve hukuki temellerine vurgu yaparak hem işçilere hem de işverenlere önemli sorumluluklar hatırlatılacak.

DİYANET’TEN 1 MAYIS’A ÖZEL HUTBE

Yayımlanan hutbede, çalışanların işlerini en iyi şekilde yapmaları gerektiği vurgulandı. İşçilerin, çalıştıkları yerleri birer “emanet” olarak görmeleri gerektiği ifade edilirken, işin sağlam ve kaliteli yapılmasının yanı sıra ailelerine helal lokma götürme çabalarının da önemine değinildi.

Hutbenin işverenlere yönelik kısmında ise, çalışanların haklarının tam ve zamanında ödenmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, sosyal hakların gözetilmesi, işçilere aşırı yükler yüklenmemesi ve iş sağlığı ile güvenliği için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği belirtildi.

Metinde, günümüzde dini ve insani değerlerin çalışma hayatından uzaklaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekilirken; ticaretin ve kazancın bir amaç değil, manevi huzura ulaşmada bir araç olması gerektiği savunuldu. Alın terini mukaddes sayan bir anlayışın önemine vurgu yapılan hutbede, iş yerlerinin karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer “emniyet yurdu” haline getirilmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğu belirtildi.

Hutbenin sonunda, işçi veya işveren olmanın insani açıdan bir üstünlük getirmediği; gerçek faziletin hakkaniyet, dürüstlük ve dayanışmayı her türlü menfaatin üstünde tutmak olduğu ifade edildi. Hutbe, “Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap” ayetiyle son buldu.

Hutbenin tam metni şu şekildedir:

Muhterem Müslümanlar!

İslam, kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren bir hayat dinidir. Dinimiz, insanları iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini benimsemeye davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta ve helal yoldan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bizleri çalışmaya teşvik ederken şöyle buyurmuştur: “Sizden birinizin, urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler istemesinden daha hayırlıdır.”

Aziz Müminler!

Bugün, dini ve insani değerlerin çalışma hayatının dışına itilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. Üzülerek belirtmeliyim ki, biz Müslümanlar da bu yanlış gidişattan payımıza düşeni alıyoruz. Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da hedef olmamalıdır. Aksine, bu yollar, Allah’ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır. Bu nedenle, ticaretimizde, alışverişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemek durumundayız.

Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim!

İşyerlerini sadece bir geçim kapısı değil, karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer ‘emniyet yurdu’ haline getirmek, herkesin ortak sorumluluğudur. İşçi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur” nasihatine kulak vermeli; işini sağlam ve kaliteli bir şekilde yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin kendisine bir emanet olduğunu bilinciyle hareket etmeli ve evine, alın teriyle elde ettiği helal lokmayı götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise, Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin” emri gereğince, işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeye özen göstermeli, onun sosyal haklarını gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm tedbirleri almayı unutmamalıdır. Yapılacak her çalışma, sadece bireyi değil, ailenin ve toplumun geleceğini koruma amacını taşır.

Değerli Müminler!

İşveren ya da işçi olmanın, insani açıdan bir üstünlüğü yoktur. Allah katında insanların en faziletlisi; imanla nasiplenen, ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva elbisesine bürünenlerdir. İnsanların en faziletlisi; hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşmayı ve dayanışmayı her türlü menfaatin üzerine koyandır.

Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu ayeti ile bitiriyoruz: “Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap…”

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın