2026 Dünya Kupası’nda İran ve Etik Tartışmaları

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
2026 Dünya Kupası’nda İran ve Etik Tartışmaları

Jonathan Harding

2026 FIFA Dünya Kupası, ABD, Kanada ve Meksika’nın ortak ev sahipliğinde gerçekleştirilecek ve bu turnuvaya katılacak ülkeler arasında İran da bulunuyor. Ancak, ABD ile savaş halinde olan İran’ın turnuvaya nasıl katılacağı ve ABD’nin ev sahipliği durumu tartışma konusu olmaya devam ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Dünya Kupası’nda “oynayabileceğini, ancak güvenlik endişeleri nedeniyle belki de oynamamaları gerektiğini” ifade ediyor.

İran ise, 11 Haziran’da başlayacak turnuvadan “kendilerinin değil, ABD’nin çıkarılması gerektiğini” savunuyor.

FIFA Başkanı Gianni Infantino, Dünya Kupası’nın “insanları bir araya getirebileceğini” belirtiyor.

FIFA’nın tüzüğünde, turnuvaya ev sahipliği yapan ülkelerin savaş halinde olmasına dair bir madde bulunmamakta. Ancak, tüzüğün 3. maddesi, FIFA’nın uluslararası insan hakları standartlarına saygı göstermeyi taahhüt ettiğini vurguluyor. 4. madde ise siyasi konularda FIFA’nın tarafsız kalması gerektiğine işaret ediyor.

Buna rağmen, FIFA Başkanı Infantino, Aralık 2025’te Trump’a FIFA Barış Ödülü’nü sunmuş ve Şubat 2026’da ABD Başkanı’nın kurduğu “Barış Kurulu”na katılmıştı.

DW’ye açıklamalarda bulunan Brighton Üniversitesi’nden spor tarihi uzmanı Profesör Alan Tomlinson, Trump ve Infantino’nun “temsil ettikleri kuruluşların demokratik ilkelerine ciddi bir bağlılık göstermeden hareket ettiklerini” ifade ediyor.

İran dönüm noktası olur mu?

Dünya Kupası’nda oynanacak 104 maçın 78’ine ABD ev sahipliği yapacak. ABD’nin, İran’a karşı savaş açması öncesinde de bu maçlara katılımın etik olup olmadığına dair tartışmalar sürmekteydi.

Savaş öncesi aylarda, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlilerinin göçmenlere yönelik tutumları, bazı ülkelerin vatandaşlarına uygulanan seyahat yasakları ve vize engelleri gibi konular turnuvaya dair endişeleri artırmıştı. Trump’ın Grönland’ı işgal etme tehdidi ise Ocak ayı sonunda Avrupa’dan boykot çağrılarına yol açmıştı.

Şu an ise soru şu: İran savaşı, 2026 Dünya Kupası için ne derece belirleyici olacak?

Spor felsefesi ve spor taraftarlığının etiği konusunda uzmanlaşan Jake Wojtowicz, “İran’ın turnuvada etik bir dönüm noktası olacağını düşünmüyorum, ama belki de olmalı” diyor. Bu tartışmanın büyük ölçüde algıya dayalı olduğunu belirten Wojtowicz, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Batı’da ABD’nin büyük bir kültürel etkisi var. Buna karşın, 2022 Dünya Kupası’nın ev sahibi Katar, Batı için önemli bir kültürel aktör değil. Dolayısıyla, alışık olmadığımız bir şekilde kötü şeyler yapan bir ülke eleştirilmeye daha açıktır. ABD de olumsuz eylemlerde bulunuyor, fakat buna alışkınız.”

Futbol heyecanı etik kaygıları gölgeler mi?

2018’de Rusya ve 2022’de Katar’da düzenlenen Dünya Kupaları, küresel düzeyde spor dünyasını etik sorunlarla karşı karşıya bırakmıştı.

Peki, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaş, turnuvaya katılan tüm taraflar için yeni bir perspektif sunacak mı?

Tomlinson bu soruya, “Uydurma bir Barış Ödülü’nü gururla kabul eden bir siyasi lider tarafından yönetilen, savaş hâlinde bir ev sahibi ülke ve beş hafta sürecek küresel bir spor şöleni, aşılmaması gereken bir ahlaki sınırdır” şeklinde yanıt veriyor.

Ancak spor tarihi profesörü, “ahlaki sınırların ekonomik ve ticari kaygılarla aynı şey olmadığını” da vurguluyor.

Wojtowicz de benzer şekilde, “İran’daki savaşın kötü bir şey olduğunu düşünüyorsunuz ama daha sonra Dünya Kupası’na gidiyor veya izliyorsunuz ve ABD’nin aslında oldukça iyi olduğuna kanaat getiriyorsunuz. Bu durum, endişe verici çünkü Dünya Kupası, normal ahlaki düşüncelerin önüne geçiyor” diyor.

FIFA Başkanı Infantino’nun “sicili kabarık”

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü, FIFA’nın kararları ile ilgili endişelerini 2025 yılının sonunda kamuoyuna duyurmuştu. Her iki kuruluş da FIFA’ya “insan hakları konularında harekete geçme” çağrısında bulundu.

Tomlinson, Infantino’nun tutumunun “birçok açıdan siyasi ve etik açıdan emsalsiz” olduğunu belirtiyor.

FIFA’nın eski başkanı Sepp Blatter’in de temiz bir sicili yoktu, ancak Infantino birçok açıdan sınırları zorlamış durumda.

Tomlinson, Infantino’nun 2018 Rusya Dünya Kupası’nın ardından Devlet Başkanı Vladimir Putin’den ödül aldığını hatırlatarak, başkan hakkındaki tartışmalı konuları şöyle sıralıyor:

“Tartışmalı Katar 2022 Dünya Kupası’na hazırlık sürecinin her aşamasında Katar’ı destekledi, hatta bu ülkede ikamet etmeye başladı. Üzerinde neredeyse hiç tartışma olmadan 2034 Dünya Kupası’nı Suudi Arabistan’a verdi. 2026 turnuvası hazırlıkları sırasında, akıl hocası Trump’ın hemen yanı başındaki Miami’ye yerleşti.”

Küresel ve demokratik bir örgütün temsilcisinin “böyle davranmaması gerektiğini” vurgulayan spor tarihi uzmanı, “Infantino, günümüz futbolunu karakterize eden etik çatışmaları daha da tırmandırdı” diye ekliyor.

Sahalarda mücadele devam etti

Dünyanın dört bir yanındaki birçok spor etkinliği, etik sorularla ya da siyasetin gölgesiyle karşı karşıya kalsa da, sahalardaki mücadele çoğu zaman bunlardan etkilenmiyor.

2025’te Political Psychology’de yayımlanan bir makale, Katar’da düzenlenen 2022 Dünya Kupası’nı boykot etmeyi planlayan birçok taraftarın boykot etmediğini ortaya koyuyor.

Bu araştırmanın sonuçları, Wojtowicz’in “futbolun çekiciliğinin etik boykotları engellediği” düşüncesinin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Wojtowicz, “Birisi gelip ‘Trump harika bir Dünya Kupası düzenledi, değil mi?’ derse, doğru yanıt şu olmalı: Sen neden bahsediyorsun? Bununla hiçbir ilgisi yok ve bunu daha iyi görünmek için kullanıyor” diyor. Bu konu üzerinde düşünülmesi gerektiğini belirten Wojtowicz, “Bence etik direnişin küçük adımları da faydalı olabilir” ifadelerini kullanıyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın