
Büyük fedakârlıklarla yürütülen “dezenflasyon programı”nın önemli bir aşamasının 2026 yılında geçileceği giderek daha belirgin hale geliyor. Bu bilgiye nereden ulaşıyoruz? TBMM Genel Kurulu’nda bütçe üzerinde gerçekleştirilen tartışmalardan… Özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 56 sayfalık konuşma metninin detaylarına baktığımızda bu durumu net bir şekilde görmekteyiz.
Yılmaz’ın vurguladığına göre;
Fiyatlama davranışlarındaki yapışkanlığın kalıcı bir şekilde kırılması,
2026 yılında enflasyonun yüzde 20 seviyelerinin altına çekilmesi,
2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneye indirilmesi ana hedefler arasında yer alıyor.
Burada “fiyat yapışkanlığı” konusuna özel bir dikkat gösterilmesi gerektiği açıktır. Bunun sebebi, ekonomik programın işaret ettiği fiyat değişim eğilimleri ile piyasanın bu değişime karşı gösterdiği direncin, 2026 yılını kritik bir test yılı haline getirme potansiyelidir.
Konuyu biraz daha açmak gerekirse…
Enflasyonla mücadele stratejisinin, dar ve sabit gelirlilerin yanı sıra reel sektörün özverisine dayandığı aşikar. Ancak buna rağmen…
Fiyatların aşağı yönlü değişiminden kaçınan, maliyet belirsizliği nedeniyle yüksek fiyat seviyelerini korumaya devam eden piyasa aktörlerini göz önünde bulundurmalıyız.
Ayrıca, tüketici ve üretici beklentilerinin geçmiş enflasyon oranları ile şekillendiğini de unutmamak gerekiyor.
Rekabetin zayıf olduğu sektörlerde firmaların fiyat indirimine yanaşmaması dikkate alınmalıdır.
Enerji, kur ve ham madde gibi maliyetlerin düşmesine rağmen fiyat indirimlerini erteleyen sektörleri de dikkatle izlemek önemlidir.
Çünkü “Para politikası sıkılaştığında bile enflasyonun hızla düşmesi mümkün olmayabiliyor!” Son dönemde Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın olağan iletişim politikasını aşan açıklamalarını da bu bağlamda değerlendirmek yanıltıcı olmayacaktır!
Bu bağlamda, TÜSİAD’a da özel bir parantez açmak gerekiyor.
Geleneksel olarak yılın son Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’nı Ankara’da gerçekleştiren TÜSİAD yönetimi, bu kez Merkez Bankası Başkanı’nı ana konuşmacı olarak ağırlayacak. Başkan Karahan, ne kadar iddialı beyanlarda bulunsa da arkasındaki siyasi iradenin bilincinde olarak muhataplarına bir çerçeve sunmak durumunda.
Ayrıca TÜSİAD’ın, genel siyasi ve ekonomik duruma dair eleştiri yapmanın ötesine geçerek özeleştiri yapmayı da gündemine alması gerekmektedir. Eleştirecek konuları dile getirecek olsa da, iktidara yönelik örtülü operasyon çağrışımlarıyla hareket etmenin zamanı geçmiştir. Gelecek için cesaretlendirici ve somut projeleri paylaşmasını TÜSİAD’dan beklemek, her bireyin hakkıdır. Üretimdeki payı, öncü rolü, ödediği vergi ve gerçekleştirdiği ihracat gibi unsurlar TÜSİAD için önemli olsa da, artık bunların yeterli olmadığını düşünüyorum. TÜSİAD, eğitim-sanayi iş birliği ve Terörsüz Türkiye’nin “topluma kazandırma” boyutları gibi inisiyatif alacağı konulara yönelerek, hükümete yarayacağı kaygısıyla sınırlı kalmamalı ve ufuk açıcı adımlardan kaçınmamalıdır.
***
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın bütçe konuşmasına dönecek olursak…
Dijital ve yeşil dönüşüm odaklı, yüksek teknoloji içeren yatırımları teşvik eden, emek yoğun sektörleri ve KOBİ’leri gözeten, toplumun en savunmasız kesimlerini koruyan politikaların gelecekte umut ve güven sağladığını söylemek mümkündür.
Bu noktada ana soruna tekrar değinmek ve enflasyonu kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirme çabalarını özetlemek faydalı olacaktır…
Para, maliye, gelir politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz.
Mali disiplini sürdürürken, yönetilen fiyatlar başta olmak üzere maliye politikaları ile enflasyonla mücadelenin güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Sosyal konut ve gıda gibi alanlarda arz yönlü politikalarla enflasyonla mücadeleye destek verilecektir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



