
Haber7 – ÖZEL
Yeniden Büyük Türkiye hedefiyle kurulan Refah-Yol hükümeti, 28 Şubat darbesiyle bir yıl içinde devrildi. Cuntacılar ve bu darbenin zeminini hazırlayanlar, sürecin 29. yıldönümünde lanetle anılıyor.
28 Şubat sürecinde, Türkiye’nin toplumsal yapısına ve kurumlarına büyük bir karabasan gibi çökmekle kalınmadı; tanklar caddelerde yürütüldü, Milli Güvenlik Kurulu toplantısında dönemin başbakanı Erbakan’a yönelik baskılar yapıldı. Başörtülü öğrenciler, üniversitelerden zorla çıkarıldı, haklarını arayan öğrenciler şiddete maruz kaldı. Tesettürüyle halkın desteğini kazanarak Meclis’e giren vekillerin sözleri, “had bildirme” söylemleriyle engellendi. Başörtülü anneler, evlatlarını Peygamber Ocağı’na teslim ettiklerinde nizamiye kapısından içeri alınmadı. Medya ise bu durumu manşetlerine yansıtırken, acımasız bir dil kullandı.
28. yılı dolayısıyla 28 Şubat sürecinin unutulmayan karanlık anlarını hatırlıyoruz…
CUNTACILAR BAŞBAKAN’I BONCUK BONCUK TERLETTİ
28 Şubat 1997’de gerçekleştirilen MGK toplantısı, saat 15:10’da başlayıp 23:55’e kadar sürdü. Yaklaşık 9 saat boyunca süren bu toplantıda, dönemin başbakanı Erbakan’a 18 maddelik MGK kararları dayatıldı. Erbakan, burada yaptığı 2 saatlik konuşmayla bu kararların Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade etti.
Toplantının ardından Erbakan’ın, MGK kararlarının açıklama kısmını imzalarken yaşadığı stres, belgesel niteliğindeki bir fotoğrafla tarihe geçti.
SİVİL İRADEYE BALANS AYARI
Ankara’nın Sincan ilçesinde tanklar caddelerde yürütüldü. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, bu durumu “demokrasiye balans ayarı” olarak değerlendirdi.
ÖĞRENCİLERE ENGİZİSYON İŞKENCESİ
Üniversiteler, bilimsel bir ortamdan uzaklaşıp yasakçılığın merkezi haline geldi. Başörtülü öğrenciler, kampüslerde kabul edilmedi.
PERUKLU ÖZGÜRLÜK
Başörtülü öğrenciler için üniversitelerde “ikna odaları” oluşturuldu. Öğrencilere tesettürden vazgeçmeleri dayatıldı ve bazıları, başörtülerini çıkararak peruk takmak zorunda kaldı.
KARANFİLLER AĞLATILDI
Başörtülü öğrenciler, eğitim talepleri konusunda maruz kaldıkları sert müdahalelerle karşılaştı. Polis gözetiminde şiddete uğrayan bu öğrencilere çeşitli zulümler uygulandı.
KİMİ EVLADINI KİMİ BACAĞINI YİTİRDİ
Yasakçılar, başörtüsü eylemleri düzenleyen öğrencilere sürekli saldırılarda bulundu. Başörtülü olduğu için coplanan Nuray Canan Songür, bu olay sonucunda ikiz bebeklerinden birini kaybetti. Dilek Yıldırım, başörtüsü yasağını protesto ederken bir kamyonun altında kalarak bacağını kaybetti.
HER YERDE ZORBALIK
Başörtülü öğretmenlere ödül takdimi bile engellenmişti. 1999 yılında Kütahya’da düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü töreninde, başörtülü öğretmen Serap Özcan ödülünü almak istediğinde Kütahya Tugay Komutanı Tuğgeneral Şerif Saraoğlu tarafından engellendi.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde başörtülü öğrenciler, mezuniyet törenine alınmadı ve saldırıya uğradı.
ÖLÜMÜNE ZULÜM: BAŞÖRTÜLÜ DİYE TEDAVİ ETMEDİKLERİ HASTA CAN VERDİ
Rahim ve mesane kanseri tedavisi gören 71 yaşındaki Medine Bircan, başörtülü olduğu gerekçesiyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavi edilmedi. Diyaliz makinesine bağlanması gereken Bircan, tedavisinin gecikmesi nedeniyle hayatını kaybetti.
HEM İNANCA HEM MİLLİ İRADEYE HEM KADIN HAKLARINA UZATILAN DİL: HADDİNİ BİLDİRİN!
28 Şubat karanlığının bir yansıması da olumsuz siyasi atmosferdi. 1999 yılındaki seçimlerde halkın oyuyla TBMM’ye giren Merve Kavakçı, bazı milletvekilleri tarafından protesto edildi. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit, Meclis kürsüsünde Kavakçı’yı hedef göstererek, başörtüsünü devlete meydan okuma aracı olarak nitelendirdi. Ecevit, “Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen o kadına haddini bildirin” dedi. Dönemin DSP/CHP’li milletvekilleri ise Kavakçı’ya “Dışarı” diye tepki gösterdi.
OĞLU ASKERE, BAŞÖRTÜLÜ YAKINI DIŞARI
Manisa’daki 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı’nda düzenlenen yemin törenine, 40 yaşın altındaki başörtülü kadınlar alınmadı. Kardeşinin yemin töreni için orada bulunan Rabia K., “Nizamiyede görevli askerler, 40 yaşından küçük başörtülü kadınların içeri giremeyeceğini söyledi” diyerek yaşadığı durumu anlattı. Rabia, 57 yaşındaki halasıyla birlikte töreni tel örgü arkasından izlemek zorunda kaldı.
KURŞUN GİBİ MANŞETLER
28 Şubat sürecinde, dönemin kartel medyası en büyük kara kampanyayı yürüttü. “Gerekirse silah bile kullanırız” gibi çirkin manşetlerle ordunun darbe zeminini hazırladığı bir döneme tanıklık edildi.
28 Şubat’ın kirli ve kinli manşetleri için tıklayın
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



