53 Yıllık Sessizlik: Ali Kayahan’ın Akıbeti

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
53 Yıllık Sessizlik: Ali Kayahan’ın Akıbeti

17 Mayıs 2026 15:07

Güncelleme: 17 Mayıs 2026 15:18

Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın başlangıç günü, hak savunucularının bir araya gelmesiyle dikkat çekti. 53 yıl önce Harbiye’deki Askeri Müze binasında (o dönemdeki gözaltı sorgu merkezi) ağır işkenceye maruz kaldığı belirtilen üniversite öğrencisi Ali Kayahan’ın akıbeti sorgulandı. Binanın önünde gerçekleştirilen açıklamada, “Burası sadece tarihi bir yapı değil, devletin unutturmak istediği suçların hafıza mekânıdır” vurgusu yapıldı.

Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk gününde, Ali Kayahan için yapılan açıklama, kaybolduğu yer olan Harbiye’deki Askeri Müze binasının önünde gerçekleştirildi.

Cumartesi İnsanları, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) düzenlediği basın toplantısı, Kayahan’ın son görüldüğü binanın önünde yapıldı.

“Hakikat, inkârla yok olmaz”

Açıklamada, Harbiye’deki binanın 1970’li yıllarda bir sorgu merkezi olarak kullanıldığına dikkat çekildi ve Ali Kayahan’ın burada ağır işkence görerek gözaltında kaybedildiği ifade edildi.

Hak savunucuları, “Ali Kayahan 53 yıl önce burada gözaltında kaybedildi” diyerek Kayahan’ın durumunun aydınlatılmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etti.

Açıklamanın detayları şu şekilde aktarılmıştır:

“Önünde bulunduğumuz Askeri Müze binası, sadece tarihi bir yapı değildir. Burası, Türkiye’nin zorla kaybetmeler tarihine kazınmış hafıza mekânlarından biridir. Çünkü bu bina, gözaltında kaybedilen Ali Kayahan’ın son görüldüğü bir suç mahalli ve hafıza mekanıdır.

Yarım asırdan fazla bir süre geçmiş olsa da, Ali Kayahan’ın izleri bu binanın duvarlarında yaşamaya devam ediyor. Hafıza mekânları tam da bu nedenle önemlidir; inkâr politikalarına karşı gerçeği taşırlar. Devletin unutturmak istediği suçları görünür kılar, unutturulmak istenenlerin adlarını ve hikâyelerini geleceğe taşırlar.

1862 yılında Osmanlı Devleti’ne subay yetiştirmek amacıyla inşa edilen bu bina, zamanla birçok askeri kuruma ev sahipliği yaptı. 10 Şubat 1993’te Askeri Müze haline geldi.

12 Mart Askeri Müdahalesi döneminde, çok sayıda tanığın ifadeleriyle ortaya çıktığı üzere, bu bina bir sorgu ve işkence merkezi olarak da kullanıldı. Burada işkence gördüğünü belirten birçok kişinin beyanı askeri mahkeme kayıtlarına geçti ve suç duyurularına konu oldu.

Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencisi Ali Kayahan, 53 yıl önce bu bina kompleksinde bulunan sorgu merkezine götürüldü. Burada ağır işkenceye maruz kaldı ve sonrasında kayboldu.

Ali Kayahan, 6 Şubat 1973’te arkadaşı Mustafa Üstüntaş ile buluşmak amacıyla gittiği Haseki Hastanesi önündeki durakta gözaltına alındı. Ardından bu binaya getirildi. Sorgu sırasında arkadaşları Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk ile yüzleştirildi.

Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk, Gayrettepe’deki Emniyet Birinci Şube’ye, sonrasında ise askeri mahkemeye sevk edildiler. Ancak Ali Kayahan, yanlarında yer almadı.

Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk, Sıkıyönetim Mahkemesi’ne verdikleri dilekçede, bir ay boyunca Harbiye’deki kontrgerilla merkezinde tutulduklarını ve ağır işkenceye maruz kaldıklarını aktardılar.

Erkut Selçuk, mahkemeye sunduğu dilekçede Ali Kayahan için şu ifadeleri kullandı:

‘Ali’yi kontrgerilla merkezinde gördüm. Yüzü tanınmayacak haldeydi. Gözlerini açamıyordu. Kendisine yapılan işkence sabaha kadar devam etti. Sabaha karşı koridorda koşuşmalar başladı. Birisi doktor çağırın diye bağırıyordu. Bir müddet sonra sesler kesildi. O gün ifademi alanlara Ali’ye ne olduğunu sordum. Onun kaçtığını söylediler.’

Ali Kayahan’ın tutuklu arkadaşları, askeri mahkemeye verdikleri dilekçelerde mezar yerinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını talep ettiler.

8 Mayıs 1974 tarihinde Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencileri, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e, İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk’e ve Adalet Bakanı Şevket Kazan’a telgraf göndererek Ali Kayahan’ın akıbetinin araştırılmasını istediler.

Ancak yapılan tüm başvurular yanıtsız bırakıldı. Devlet kurumları, ‘Ali Kayahan isimli kişi gözaltına alınmamıştır’ diyerek inkâr politikasına devam etti.

53 yıldır Ali Kayahan’ın durumu karanlıkta kalmıştır. 68 kuşağının önemli isimlerinden biri olan Ali Kayahan’ın kaybının sorumluları cezasızlıkla korunmaktadır. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçun üstü örtülmek ve hafızası silinmek istenmektedir.

Ancak biz biliyoruz ki: Hakikat, inkârla yok olmaz. Hafıza mekânları susturulamaz. Kaybedilenlerin izleri bu topraklarda yaşamaya devam edecektir.

Hakikat için, Hafıza için, Adalet İçin Ali Kayahan’ı asla unutmayacağız.”

 

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın