66 Yaşında Dünyayı Gezen Mühendis: Ali Eriç

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
66 Yaşında Dünyayı Gezen Mühendis: Ali Eriç

Günümüzün hızlı ve yoğun yaşam koşullarında birçok insan hayallerini erteleme alışkanlığına kapılmış durumda. Ancak, bazı bireyler cesurca konfor alanlarını terk ederek yepyeni bir yaşam deneyimi elde edebilirler. Bu kişilerin başında İzmir’de yaşayan 66 yaşındaki makine mühendisi Ali Eriç geliyor. Kurumsal hayatını geride bırakarak kendi aracını, ‘Lando’yu kullanarak 5 kıtada 80’den fazla ülkeyi gezince, sadece hayallerini gerçekleştirmekle kalmadı, aynı zamanda bu yolculuğunu anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine dönüştürdü. Artık geride bıraktığı bu yolculuktan sadece anılar değil; çocuklara ışık tutan bir hikâye de bulunuyor.

HARİTALARDAN GERÇEK ROTALARA

Eriç’in seyahat tutkusu, çocukluk döneminde haritalar ve ansiklopedilerle şekillendi. Farklı kültürler ve coğrafyaları keşfetme arzusu onu, nihayetinde gerçekleştirdiği dünya turuna yönlendirdi. Küçüklüğünden beri arabalara, haritalara ve özellikle Afrika kıtasına olan sevgisini ifade eden Eriç, “Küçük yaşlarımda haritalarla vakit geçirmek benim için bir tür kaçıştı. Dünya haritalarına bakarak parmağımı ilginç bulduğum yerlerde gezdirir, bu yerleri ansiklopedilerden araştırırdım. Bu süreç, hem öğrenme merakımı hem de sonsuz bir keşif arzumu besledi.” diyerek bunu aktardı.

YOL ARKADAŞIM ‘LANDO’

Uzun yıllar bu tutkusunu bastırarak geçimini sağlamak üzere çalışan Eriç, nihayetinde en büyük hayalini kendi donanımlı arazi aracı ‘Lando’ ile gerçekleştirerek yola çıktı. Tüm bakım ve diğer düzenlemeleri bizzat kendisinin yaptığı bu araç, ona yolda hem bir ev hem de güvenli bir alan sunuyordu. Eriç, ilk uzun yolculuğuna 15 Ekim 2005’te, İstanbul’dan başlayarak Afrika’nın güney ucu Cape Town’a kadar gitti. Bu yaklaşık 30,000 kilometrelik maceranın ardından, 6 Mayıs 2009’da ikinci yolculuğuna koyuldu ve 3 yıl 1 ay 10 gün boyunca 5 kıtada 39 ülke gezerek toplamda 132,000 kilometre kat etti.

HAYALLERİMİZE VAKİT AYIRMIYORUZ

Seyahat deneyimlerinin ardından hayatına dair bakış açısının değiştiğini dile getiren Ali Eriç, “Hayatı kaçırdığımın farkına vardım. Bu zamana dek hep çalışmak için yaşamışım. Aslında pek uzun sayılmayacak bir ömrümüz var ve büyük kısmını çalışarak, kendimize vakit ayırmadan geçirdiğimizde hayatı kaçırmaya başlıyoruz. Dünyanın güzelliklerini ve farklılıklarını görmeye, hayallerimizi gerçekleştirmeye vakit ayırmıyoruz. Ne zamanki bunun farkına varıp yaşamaya karar veriyoruz, işte o zaman bambaşka bir dünya ile karşılaşıyoruz.” şeklinde konuştu.

YAZDIĞI KİTAPLA ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE KATKI SAĞLADI

Eriç, dünya seyahati sırasında edindiği deneyimleri “İstanbul’dan İstanbul’a: Bir Dünya Seyahati” adlı kitabında topladı. Seyahat notları, yaşadığı zorluklar ve insan hikâyeleriyle dolu bu eser, seyahat tutkunları ve ilham arayanlar tarafından ilgiyle karşılandı. Kitap satışlarından elde edilen gelir, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışlandı. Eriç bu durumu, “Kendi hayallerimin yanı sıra başka çocukların hayallerini de gerçekleştirmek istedim. Eğitim, bir çocuğun dünyayı tanıma yolculuğudur. Ben kendi yolculuğumdan edindiklerimi onların yolculuğuna katkı sunmak amacıyla paylaşmak istedim.” sözleriyle ifade etti.

BABADAN OĞULA GEÇEN BİR TUTKU

Genç yaşta dünyayı görme fırsatını bulamayan Ali Eriç, oğlunun da ileride aynı pişmanlığı yaşamaması için bir adım attı. Oğlu Alican’ı (35) aynı seyahat tutkusuyla büyüten Eriç, hayatının ‘jübilesi’ olarak nitelendirdiği Pekin-Paris Rallisi’ne oğluyla katıldı. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den yola çıkan baba-oğul, Yunanistan, San Marino ve İtalya’yı geçerek Paris’e ulaştı. Toplam 14,500 kilometrelik bu yarışı, Türk otomotiv tarihinin simgelerinden biri olan Anadol STC-16 ile tamamladılar. Eriç, bu deneyimi, “Oğlumla birlikte tarihi ve zorlu bir maceraya ortak olmak benim için hayallerin ötesinde bir deneyim anlamına geliyordu. Bu yolda birçok zorlukla karşılaştık ama birlikte olduğumuz süre boyunca üstesinden gelemeyeceğimiz hiç bir şey yoktu. Anadol aracımızın bizimle olması da eşsiz bir duyguydu. Türk mühendislerinin ve tasarımcılarının elinden çıkmış bir aracın sürücüsü olmak, gurur kaynağını da yanımda taşımak demekti.” sözleriyle anlattı.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın