
Kahramanmaraş’taki okul saldırısında, babasının silahlarıyla 9 kişiyi katleden çocuğun babasının ifadesindeki en dikkat çekici nokta, kendisinin ruhsatlı 7 tabancası ve 2 tüfeği olduğunu belirtmesiydi.
Halen görevde olan bir emniyet mensubu (emniyet müdürü ve polis müfettişi) olarak, yanında sürekli bir görev silahı bulunduruyor olması muhtemel.
Buna rağmen, bir bireyin evinde neden tam 9 adet silah bulundurması gerektiği sorgulanmalı.
Evde 2 tüfek ve 7 tabancayla toplamda 9 silah!
Kendi ifadesine dayanarak, psikolojik sorunları olduğu bilinen bir ergen çocuğu varken, bir insanın bu kadar çok silahı neden evinde bulundurduğu akıllarda soru işareti bırakıyor.
Ayrıca, olayla ilgili basında çıkan haberler ve babanın beyanları incelendiğinde, çocuğun silah kullanmayı öğrenmesine ve silahlarla ilgilenmesine teşvik edenin bizzat babası olduğu anlaşılıyor.
Babası, çocuğunun cinsel eğilimleriyle ilgili endişeleri nedeniyle, bu durumu silahlarla bertaraf etme yoluna gitmiş olabilir. Silah taşımanın birçok kişi tarafından “erkeklik” göstergesi olarak algılandığı biliniyor.
Bir kişinin neden 9 silah edinmesi gerekir?
Babanın tüm silahlarının ruhsatlı olduğu iddiasını duyduğumda, önce buna inanmakta zorlandım.
Mevzuatın bir kişiye 9 silah ruhsatı verilmesine olanak tanımayacağını düşündüm ve babanın bu konuda yalan söylediğinden emindim.
Ancak mevzuatı incelediğimde, durumun gerçekten şok edici olduğunu gördüm!
Silah bulundurma ve taşıma ruhsatı alma hakkına sahip kişiler için belirli bir silah edinme sınırı yok gibi görünüyor.
Kanunda, birden fazla silah ruhsatı alabilmek için yalnızca silahını en az iki kez kaybedenler için sınırlama getirilmişken, diğerleri için bir sınırlama bulunmuyor.
Yönetmelik de birden fazla silah edinmeyi mümkün kılıyor.
Görevdeki veya emekli resmi görevliler için ruhsat harcı ve süresi açısından muafiyet sağlandığı için, bu kişilerin sınırsız sayıda silah edinmesi hukuken mümkün.
Genel olarak, ruhsat harçlarının oldukça yüksek olması, diğer kişiler için doğal bir sınırlama oluşturuyor.
2026 yılı için silah bulundurma ruhsat harcı 60 bin TL, silah taşıma ruhsatı ise yaklaşık 188 bin TL olacak ve bu harçlar her 5 yılda bir tekrar alınmak zorunda.
Mevzuatta belirtilen resmi görevliler kapsamındaysanız, istediğiniz sayıda silahı harç ödemeden edinebilirsiniz.
Diğer hak sahibi kişiler de belirli harçlar ödeyerek istedikleri kadar silah edinebilirler.
Halen Türkiye’de yaklaşık 3 milyon ruhsatlı silah bulunduğu biliniyor.
Ruhsatsız silah sayısının ise bunun 10 katı, yani yaklaşık 30 milyon olduğu tahmin ediliyor.
Bu rakamlar son derece endişe verici.
ABD’de bile kişi başına bu kadar silah düşüp düşmediği ise şüphe uyandırıyor.
Ülkemizde ruhsatsız silah satışının ve kullanımının yasak olduğu bilinse de, denetimlerin yetersiz olduğu açıkça ortada.
Ruhsatlı silah sayısının bile fazlalığı dikkat çekici bir durum.
Bir kişinin birden fazla silah edinmesine mevzuatın izin vermesi ve bu konuda sınırların konulmaması, oldukça vahim bir durum.
Sosyal medyayı değil, bireysel silahlanmayı kısıtlayın
Silah taşıma ve bulundurma, ülkemizde anayasal bir hak ve özgürlük olarak tanımlanmamaktadır. Dolayısıyla, bu konuda yönetmelik ile sınırlamalar getirilebilir.
Danıştay’ın bu yönde kararları da bulunmaktadır.
Ancak mevcut uygulama bunun tam tersidir.
Yönetmelik, silaha erişimi sınırlandırmak yerine, aksine silaha erişimi genişletmek amacıyla düzenlenmiştir.
Örneğin, birden fazla silah edinmeye kanunun açık bir şekilde izin vermemesine rağmen, yönetmelik bu sınırı genişleterek bireysel silahlanmayı artırmıştır.
Oysa ki yönetmelik, bu durumu sınırlama yoluna gidebilirdi.
Silahlara böyle bir sınır getirilmesi, evde daha güvenli bir şekilde saklanmalarını sağlayabilirdi.
Eğer olayda bahsi geçen baba, yalnızca bir şahsi silah edinebilseydi, 9 silaha göre daha güvenli bir ortam yaratabilirdi.
Bir diğer önemli sorun ise, toplumda bireysel silahlanmaya karşı yeterli bir duyarlılığın olmamasıdır.
Özellikle bu tür olaylardan sonra, toplumun bu konuya dair daha fazla ses çıkarması beklenirdi.
ABD’de bile anayasal bir hak olmasına rağmen, bu konuda son zamanlarda ciddi kampanyalar yürütülüyor.
Daha vahim olanı ise, hükümet yetkililerinin olay sonrası temel çözüm önerisinin sosyal medyayı daha fazla sınırlamak olarak sunulmasıdır.
Bu durum, toplumun ifade özgürlüğünün daha da kısıtlanması anlamına gelecektir.
Oysa bu olay sayesinde gündeme gelmesi gereken, sosyal medyayı kısıtlamak değil, bireysel silahlanmayı kısıtlamak olmalıdır.
Salt sosyal medyayı kısıtlayarak çocukların ve gençlerin disipline edileceğine inanmak, sadece bir kolaycılık değil, aynı zamanda toplumu kandırmaya yönelik bir tutumdur.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



