
Küresel piyasalarda, ABD hükümetinin yeniden kapanma olasılığının gündemde kalması, jeopolitik riskler ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Merkez Bankası (Fed) başkanlığına aday gösterdiği Kevin Warsh’ın agresif faiz indirimlerinden kaçınacağına dair öngörüler, geçen hafta karışık bir seyir izlenmesine neden oldu. Yatırımcılar, ABD’de açıklanacak tarım dışı istihdam verisi ile Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz kararına odaklandı.
ABD’deki ekonomik ve siyasi gelişmeler, varlık fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Hükümetin kısmi kapanma riski ve İran’a yönelik askeri müdahale endişeleri ile başlayan süreç, Fed’in para politikası kararları ve teknoloji şirketlerinin bilançolarından gelen karışık sinyallerle, risk iştahının düşük seyrettiği bir görünümle sonuçlandı.
Hükümetin kapanma riskleri tamamen ortadan kalkmadı. Senato’daki Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, 5 harcama yasasından oluşan bir paket üzerinde anlaşmaya vardı. Ancak İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) finansmanına ilişkin 6. bir yasayı bu paketten çıkardılar.
Analistler, ABD’deki tarihin en uzun kapanmasının ardından ikinci bir kapanmanın piyasalarda fiyatlama dengesini bozabileceğini ve bu durumun ileriye dönük beklentilerin yeniden gözden geçirilmesine yol açabileceğini belirtti.
<pABD Başkanı Trump, eski Fed Yönetim Kurulu Üyesi Kevin Warsh'ı Merkez Bankası başkanlığına aday gösterdi. Trump, Warsh'ın tarihe en büyük Fed başkanlarından biri olacağına inandığını ifade etti.
Warsh, Fed’deki geçmiş deneyimi ve “Trump’ın her dediğini yapmayacağı” yönündeki Wall Street algısı nedeniyle piyasalarda büyük dalgalanmalara neden olmadı. Warsh, faiz indirimlerini destekleyecek ancak agresif adımlardan kaçınacak bir figür olarak görülüyor.
Fed’de 2006-2011 yılları arasında görevde bulunan Warsh, 2008 küresel finansal krizinde bankanın ekonomik istikrarı sağlamaya yönelik çalışmalarında yer almış bir isim. Trump’ın “bu rol için biçilmiş kaftan” olarak tanımladığı Warsh, Stanford ve Harvard üniversitelerinde eğitim almış ve Beyaz Saray’da danışmanlık yapmış bir geçmişe sahiptir.
Fed yetkililerinin açıklamaları da takip ediliyor. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, son toplantıda 25 baz puan faiz indiriminin uygun olduğunu düşündüğünü ancak politika faizinin sabit tutulmasına karşı oy kullandığını bildirdi.
Makroekonomik verilere bakıldığında, ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 24 Ocak ile biten haftada 209 bine inmesine rağmen beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise geçen yıl aralıkta aylık yüzde 0,5, yıllık yüzde 3 artarak beklentileri aştı.
ABD’nin dış ticaret açığı ise geçen yıl kasımda aylık yüzde 94,6 artışla 56,8 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde ülkenin ihracatı yüzde 3,6 azalırken, ithalatı yüzde 5 oranında artış gösterdi.
New York borsasında S&P 500 endeksi yüzde 0,34 artarken, Nasdaq endeksi yüzde 0,30, Dow Jones endeksi ise yüzde 0,42 azaldı. Gelecek hafta pazartesi imalat sanayi PMI, çarşamba ADP istihdam raporu, hizmet sektörü PMI ve cuma günü tarım dışı istihdam verileri takip edilecek.
Altın ve gümüşte sert fiyat hareketleri gözlemlenirken, altının ons fiyatı geçen hafta 5 bin 598 dolara çıkarak rekor tazelemesine rağmen satışlarla haftayı yüzde 2,8 azalarak 4 bin 841 dolardan tamamladı. Gümüşte de benzer hareketler yaşanarak, 121 dolara yükselip tarihi zirveye ulaşan gümüşün onsu yüzde 19,1 azalışla 82,9 dolardan kapandı.
Analistler, Trump’ın hükümetin kapanmaması için anlaşmaya yanaşabileceğine dair tahminler ve Kevin Warsh’ın agresif faiz indirimlerinden kaçınacağına dair öngörülerin güvenli liman varlıklarına olan talebi azalttığını belirtti.
ABD ve İran arasındaki jeopolitik gerilimler nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,8 artışla 69,8 dolara yükseldi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi ise haftayı yatay seyirle yüzde 4,24’ten tamamladı.
– Avrupa’da gözler ECB ve BoE kararlarında
Avrupa borsalarında geçen hafta karışık bir seyir izlendi. Gelecek hafta, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz kararları yatırımcıların dikkatini çekecek. Açıklanacak Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin gelecek merkez bankalarının yol haritası üzerinde etkili olabileceği ifade ediliyor.
Avro/dolar paritesinin 1,2082 seviyesine çıkarak son 4,5 yılın zirvesini test etmesi, bölgedeki ihracat odaklı şirketler üzerinde baskı oluşturuyor. Yatırımcılar, ABD ile yaşanan ticaret gerilimleri ve Trump’ın tarife tehditlerine karşı stratejik bir kalkan olarak görülen AB-Hindistan ticaret anlaşmasına odaklansa da, şirket karlılıklarına dair karışık sinyaller risk iştahını törpülüyor.
Kurumsal tarafta, Avrupa teknoloji sektörünün önemli oyuncularından Hollandalı ASML, rekor finansal sonuçlar açıklamasına rağmen “organizasyonel çeviklik” gerekçesiyle 1.700 çalışanının işine son vereceğini duyurdu. Bu durum, bölgedeki büyüme sancılarını ve maliyet baskısını yansıtıyor.
Jeopolitik gelişmeler de dikkat çekiyor. Rusya-Ukrayna savaşındaki sert söylemler ve Polonya ile Litvanya liderlerinden gelen uyarılar, enerji arz güvenliği endişelerini artırarak Almanya başta olmak üzere sanayi yoğun endekslerdeki toparlanma isteğini sınırlıyor.
Makroekonomik verilere baktığımızda, Avro Bölgesinde 4. çeyreğe ilişkin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) önceki çeyreğe göre yüzde 0,3, yıllık ise yüzde 1,3 ile beklentiler dahilinde gerçekleşti. Almanya’da ocak ayına ilişkin TÜFE aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 2,1 artarak beklentilerin üzerinde sonuçlandı.
Analistler, açıklanan verilerin bölgede ekonomik aktivitenin iyi durumda olduğunu gösterdiğini ve ECB’nin faizlerde değişiklik yapmasının beklendiğini belirtiyor. Geçen hafta İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,79, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,55 değer kazanırken, Almanya’nın DAX endeksi yüzde 1,45 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,20 düştü.
Gelecek hafta pazartesi bölge genelinde imalat sanayi PMI verileri, çarşamba hizmet sektörü PMI verileri, perşembe ise BoE ve ECB’nin faiz kararları ile Cuma Almanya’da sanayi üretimi takip edilecek.
– Asya borsaları karışık seyretti
Asya piyasalarında, jeopolitik gerilimlerin yatırımcıların risk iştahını sınırlamasıyla karışık bir seyir gözlemlendi. Ancak teknoloji hisselerindeki yükselişler dikkat çekiyor. Bölgedeki yatırımcılar, ABD’li teknoloji devlerinin güçlü bilançolarının yarattığı iyimserlikle yarı iletken sektörüne odaklanıyor.
Öte yandan, 8 Şubat’ta Japonya’da yapılacak erken genel seçimlerin yarattığı siyasi bel
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



