
Hürmüz Boğazı’nın kuzeybatısında, İran anakarasından yalnızca 15 deniz mili uzaklıkta bulunan Harg Adası, son günlerde ABD’nin gerçekleştireceği bir operasyonla işgal edileceğine dair iddialar ile gündeme gelmeye başladı. USS Tripoli amfibi hücum gemisi eşliğinde bölgeye hareket eden 31. Deniz Piyade Seferi Birliği’nin ardından, USS Boxer, USS Portland ve USS Comstock amfibi çıkarma gemilerinin de bölgeye yönlendirildiği belirtiliyor. Bu durum, ABD’nin İran’a ait Harg Adası’nı ele geçirmeyi veya abluka altına almayı planladığına dair haberlerin artmasına neden oldu. Söz konusu gemiler, deniz piyadeleri, zırhlı araçlar ve hava unsurlarını (helikopter, iahaber, dikey inişli uçak) taşıyan çok amaçlı platformlar olarak işlev görmektedir. Geniş uçuş güverteleri ve iç havuzları sayesinde bu gemiler, hava ve deniz yoluyla eşzamanlı operasyonlar ve lojistik destek sağlayabilirler.
İran’ın toplam petrol ihracatının yüzde 90’ının geçtiği, yılda yaklaşık 950 milyon varil petrole liman hizmetleri sunduğu ve bu nedenle stratejik bir öneme sahip olduğu iddia edilen Harg Adası, sadece 8 km uzunluğunda ve 5 km eninde olması nedeniyle bazı uluslararası gözlemciler tarafından “Tahran’ın Aşil topuğu” olarak tanımlanmaktadır. The Telegraph’a göre, adanın ele geçirilmesi, İran ekonomisi için yıllarca sürecek büyük sorunlar yaratabilir ve “Trump’ın İran’ı anakarasına tek bir asker gönderemeden yenmesine olanak tanıyabilir.”
Öte yandan, Harg Adası’na yönelik böyle bir operasyonun “intihar” olarak nitelendirildiği görüşü de mevcut. Şimdi, bu konuyu daha geniş bir çerçevede ele alarak hangi iddiaların daha geçerli olabileceğini ve savaşın sona erme ihtimalini irdeleyelim.
Harg’ı al, bu işi bitir!
Hatırlanacağı üzere, ABD geçen hafta Harg Adası’nı bombalamış, ancak adadaki petrol tesislerine zarar vermemişti. Bu gelişmenin ardından, Washington’daki “şahinler”, Trump’ı başlattığı “işi tamamlamaya” çağıran mesajlar yayınlamaya başladı. Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, “Sayın Başkan: Harg Adası’nı alırsanız bu savaş biter!” şeklinde bir açıklama yaptı. Teksas’ın Kongre Temsilcisi Pete Sessions ise 2 bin 500 kişilik deniz piyadeleri ile Harg Adası’nı ele geçirmenin bir “kara operasyonu” sayılmayacağını, dolayısıyla endişe edilmesine gerek olmadığını dile getirdi. Sessions, adanın USS Tripoli uçak gemisi eşliğinde bölgeye doğru yola çıkan 31. Deniz Piyadeleri Keşif Birliği (MEU) için uygun bir hedef olduğunu belirtti.
Perşembe günü Florida merkezli Newsmax medya kuruluşu, dört Amerikalı yetkiliye dayanarak ABD’nin binlerce deniz piyadesi ve donanma askerini taşıyan amfibi hücum ve çıkarma gemileri USS Boxer, USS Portland ve USS Comstock’un Hint-Pasifik üzerinden Orta Doğu’ya yönlendirildiğini bildirdi.
Peki, yakın zaman önce çoğumuzun adını bile duymadığı bu adanın işgal edilmesi düşüncesi, İran konusunda şahin kanatta bulunan Amerikalı siyasetçiler arasında neden bu kadar popüler hale geldi?
İran’ın ‘Aşil Topuğu’ Harg
Pentagon’a bağlı Savunma İstihbarat Teşkilatı’nda uzun yıllar görev yapmış olan Binbaşı Harrison Mann’a göre, Harg, Pentagon’daki savaş kurmaylarının haritalarında yıllardır yer almakta. Ada, ABD’nin radarına ilk olarak 1979 İran Devrimi sonrasında yaşanan “Rehine Krizi” sırasında girmişti. O dönemde, bir grup İranlı öğrenci Tahran’daki ABD büyükelçiliğinde bulunan ellinin üzerindeki Amerikalı görevlileri 444 gün boyunca rehin almıştı. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, adayı bombalamayı veya ele geçirmeyi düşünse de bu fikirden daha sonra vazgeçmiştir.
İlginç bir şekilde, Donald Trump, henüz sadece bir iş insanı iken, “Art of the Deal” (1987) isimli kitabının tanıtım turu sırasında İngiliz The Guardian gazetesine verdiği röportajda, “Adamlarımızdan veya gemilerimizden birine tek bir kurşun sıkılsaydı, Harg Adası’nda ortalığı birbirine katar; gidip adayı alırdım,” şeklinde bir iddiada bulunmuştu. Bu, adanın geçtiği ilk dikkat çekici ifadeydi.
Harg Adası’nın yıllar sonra yeniden gündeme gelmesi, Pentagon’un kıdemli danışmanlarından Orta Doğu uzmanı Michael Rubin sayesinde oldu. Amerikan Girişim Enstitüsü’nde görev yapan Rubin, Harg’ı ele geçirmenin “çok kolay” olduğunu belirterek Beyaz Saray yetkililerine böyle bir operasyon önerdi. Rubin, İran için “Kendi petrollerini satamazlarsa, [askerlerine] maaş bile ödeyemezler,” diyerek adanın stratejik önemini Trump yönetiminin dikkatine sundu. Bu, adanın düşürülmesinin, İran’ı zayıflatacağı anlamına geliyordu.
Harg Adası, Trump’ın askeri bir güç gösterisi ile doğal kaynakları ele geçirme arzularını en iyi yansıtan hedeflerden biri olarak değerlendiriliyor. Trump, Venezuela’da da benzer bir tutum sergilemişti. Harg Adası, Trump’a arzuladığı zaferi vaat eden bir fırsat sunuyor. Bu tip bir plana destek veren Amerikalı yetkililere göre, Trump’ın yapması gereken tek şey, Manhattan’dan daha küçük olan bu adayı hava indirme birlikleriyle ele geçirmek.
Ancak bu mümkün mü?
‘İntihar misyonu’
Amerikan düşünce kuruluşu Quincy Institute’ün kurucularından ve İran kökenli İsveçli yazar Trita Parsi, kesinlikle hayır! Parsi, “bir kere, hangi İran lideri Trump’ın kukla rejiminin kontrol edeceği petrol gelirlerini geri kazanmak uğruna, sonrasında havaya uçurulacağından emin olduğu bir petrol terminali karşılığında İran’ın egemenliğini feda eder ki?” diye soruyor. Ayrıca, “bombardımanlarda yakınlarını veya ailelerini yitirmiş askerleri maaş almaktan mahrum bırakarak savaşın sona ereceğini ummak gerçekçi değil!” Parsi, böyle bir operasyonun Amerikan askerleri için bir tür “intihar misyonuna” dönüşebileceği konusunda da uyarıyor.
Biden yönetiminin Gazze politikasını gerekçe göstererek ABD Ordusu Savunma İstihbarat Teşkilatı’ndan istifa eden istihbarat uzmanı Harrison Mann ise, “Bu adayı ele geçirme girişimi bir tür intihar misyonu olur,” diyor. Mann, böyle bir operasyonun aslında Trump’ı bu savaşa sürükleyenlerin beklentisi olduğunu savunarak ABD’yi İran’a karşı kesin bir imha savaşına yönlendirdiğini vurguluyor.
Olası Harg operasyonunun sonuçları Pentagon için olumsuz olmasa bile, mesele sadece adadaki denetimi ele geçirmekle sınırlı kalmayacaktır. ABD’ye binlerce mil uzakta gerçekleştirilen operasyonlarla İran anakarasına sadece 15 mil mesafedeki bir toprak parçasını elde tutmak, uzun vadeli planlamalar yapmayı ve başa çıkılması gereken ayrı
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



