
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran petrolünün büyük bir kısmını satın alan Çin’in, Hürmüz Boğazı’ndaki Amerikan donanması tarafından uygulanan abluka nedeniyle petrol alımlarında aksama yaşayacağına dair açıklamalarda bulundu. Bu durum, Washington yönetiminin “İran’ı yenemiyoruz, o halde Çin’i hedef alalım” stratejisine yöneldiğini gözler önüne serdi.
Bessent, 15 Nisan Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, “Ekonomik Öfke” operasyonunun duyurusunu yaparak, “Hür dünyanın” bu ekonomik savaşta liderliğini üstlendiğini belirtti.
Bessent’in açıklamalarıyla, Hürmüz Boğazı üzerinden dünyayı etkisi altına alan ABD’nin, abluka sonrası yönelttiği tehditlerle Çin’i diz çöktürme çabasında olduğu anlaşılıyor. Çin’in baskı altında kalacağı umuluyor ve Başkan Donald Trump’ın Mayıs ayındaki Çin ziyareti ile bu ülkenin teslimiyetini sağlamak için harekete geçeceği dile getiriliyor.
III. Dünya Savaşı’nın ticari bir düzlemde, barışçıl bir şekilde çözüleceği ve Bessent’in tahminlerine göre, benzin fiyatlarının yaz arasında düşeceği iddiaları gündeme geldi. Bu süreçte, geçmişte Hürmüz Boğazı’na donanma göndermeyen Avrupa’nın, bu tutumlarından pişmanlık duyacakları ve özür dilemek için Beyaz Saray’a gidecekleri öngörülüyor.
Bessent, ayrıca Çin bankalarını tehdit etmeye başlamış durumda. Basın toplantısında, ismi verilmeyen iki Çin bankasına, İran’dan para akışını kanıtlayacak olurlarsa, ikincil yaptırımlar uygulayacakları yönünde mektuplar gönderdiklerini vurguladı.
Bu kararlılıkla birlikte, deniz ablukası ve yaptırımları meşrulaştıracak bir uluslararası hukuk dayanağının bulunmadığı belirtiliyor. Ancak, ABD’nin tek taraflı kararlılığı, Çin’in bu tehditlerden etkilenip etkilenmeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Çin’in hazırlıkları
Çin, uzun zamandır olası yaptırımlara karşı hazırlık yapıyor. 2014’te Rusya’nın Kırım’ı işgali sonrası ABD ve AB’nin uyguladığı yaptırımları incelemeye başlayan Beijing, benzer bir durumla karşılaşabileceğini düşünerek çeşitli önlemler almaya başladı. Bu çerçevede, Rusya’nın ticaretini nasıl yönlendirdiği ve yaptırımlar altında nasıl hayatta kaldığını analiz ettiler.
Çin, uluslararası ödeme sistemlerini çeşitlendirerek SWIFT’e bağımlılığı azaltma çabası içerisinde. 2015’te hayata geçirilen “Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi” (CIPS), bu hedef doğrultusunda önemli bir adım oldu. CIPS üzerinden yapılan işlemler, giderek artan bir hızla devam ediyor.
Çin, doları bir ağır silah olarak kullanan ABD’ye karşı yuanı desteklemek için hamleler yaptı. Ülkeler, Çin Yuanı cinsinden borçlanır hale geldi. Ayrıca, ABD varlıklarına olan bağımlılığı azaltmak için rezerv varlıklarını çeşitlendirme yoluna gitti.
Çin, yerli yarı iletken üretimi ve yapay zeka sektörlerine yatırım yaparak, teknolojide bağımsızlığını artırma çabalarını sürdürüyor. Elde edilen sonuçlar, Çin’in stratejik malzemeler üzerindeki kontrolünü güçlendirmeye yönelik adımları da içeriyor.
Ticaret savaşının başlangıcı
ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı, 2018 yılında ABD’nin Çin’den ithalatını azaltma çabalarıyla başladı. Trump yönetimi, bu süreçte birçok ticari önlem aldı. Bu savaş, iki ülke arasındaki ticaret açığını etkileyerek devam ediyor.
ABD, İran üzerindeki baskıyı artırarak sadece bölgedeki dengeyi değil, aynı zamanda Çin’in enerji bağımlılığını da hedef alıyor. Washington, İran’ın ekonomik yapısını çökertmeyi ve küresel petrogaz-dolar hâkimiyetini sürdürmeyi amaçlıyor.
Sonuç olarak, bu savaşın arka planında sadece enerji değil, aynı zamanda küresel ekonomik dengeyi değiştirme çabası yatıyor. ABD, Çin’e yönelik stratejilerini gözden geçirirken, Beijing yönetimi de bu hamlelere karşı önlemlerini artırma yolunda ilerliyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



