
19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından oluşturulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 26. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi.
Buluşmaya; CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Millî Eğitim politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve geniş bir vatandaş topluluğu katılım gösterdi.
30. buluşmanın basın açıklaması, iktidar tarafından özgürlüğü elinden alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.
“TEK BİR GÜNÜMÜZ BİLE GERÇEKTEN NORMAL GEÇMİYOR”
Dilek İmamoğlu, “Aile Dayanışma Ağı buluşmamız için bugün yine Saraçhane’deyiz” diyerek konuşmasına başladı. Şunları ifade etti:
“Dayanışmayı büyüttüğünüz, bu mücadeleyi birlikte güçlendirdiğiniz ve toplum vicdanının sesi olduğunuz için hepinize içtenlikle teşekkür ediyorum. Bu mücadele; adalet, demokrasi ve ülkemizin geleceği içindir. Bir yılı aşkın süredir olağanüstü günlerden geçiyoruz. Akla ve vicdana sığmayan günler, aylar yaşadık. Büyük haksızlıklar, yalanlar ve iftiralarla karşılaştık ve ne yazık ki bu durum devam etmekte. Uzun zamandır tek bir günümüz bile gerçekten normal geçmiyor.
Ömrü boyunca yasal sorun yaşamamış, adliye görmemiş insanlar olarak yeni normallerimiz her sabah Silivri’ye gitmek oldu. Sevdiklerimizi görebilmek, onların yanında olduğumuzu hissettirmek ve konuşamasak da aynı havayı solumak için her gün 80 kilometreden fazla yol kat ediyoruz. Her duruşma günü, daha gün doğmadan yola çıkan ve saatlerce yolculuk yapan aileler var. Akşam olduğunda, aynı yorgunlukla evlerine dönüyorlar. Bu artık istisna değil, birçok aile için hayatın bir parçası haline gelmiş bir yük.”
“BU YÜK ÇOCUKLAR İÇİN DE ÇOK AĞIR”
“Bu yük çocuklar için de oldukça ağır. Anne ya da babasını görebilmek için okuldan geri kalmayı göze alan ve küçük yaşta, mahkeme kapılarında beklemeyi öğrenmek zorunda kalan çocuklar var. Bir çocuğun, annesine ya da babasına kavuşabilmek için böyle bir gerçekle karşılaşması kabul edilemez. Aynı şekilde anne babalar için de durum benzer. İlerlemiş yaşına, sağlık sorunlarına ve yorgunluğuna rağmen sadece evladının yüzünü bir an olsun görebilmek için o yolu gelen anneler ve babalar mevcut.
Çünkü evlat hasreti hiçbir yorgunlukla kıyaslanabilecek bir şey değil. Mahkeme anında yaşananlar ise ayrı bir acı. Mahkeme salonuna girişte, herkes sevdiklerine sesini duyurmaya çalışıyor. “Ben buradayım” diyor, “Seni seviyorum, seninle gurur duyuyorum” diyor. Her bir ağızdan çıkan sesler zamanla birleşiyor ve tek bir ses haline geliyor. Özlemin, dayanışmanın, hak, hukuk ve adalet arayışının ortak sesi oluyor. Aileler olarak çok ağır duygular yaşıyoruz. Sevdiklerimizin yaşadıklarını ve onlara reva görülen adaletsizliği izlemek zorunda kalıyoruz. Her geçen gün hissettiğimiz özlem ve kalp sızısı artıyor.”
“HER TAHLİYE KARARI, ASLINDA HİÇ YAŞANMAMASI GEREKEN BİR MAĞDURİYETİN GEÇ DE OLSA SONA ERMESİDİR”
“Dün, 18 kişinin tahliye kararları hepimizi sevindirdi. Bir ailenin daha kavuşması, bir çocuğun annesine sarılması, bir babanın evladına ulaşması herkes için çok kıymetlidir. Bu kararların hakkı teslim etmek adına açıkça kayıt altına alınması gerekmektedir. Ancak geç gelen adalet, asla adalet değildir. Tahliye edilmesi gereken insanların aylarca özgürlüğünden mahrum bırakılması, yaşanan haksızlığı ortadan kaldırmaz.
Her tahliye kararı, aslında hiç yaşanmaması gereken bir mağduriyetin geç de olsa sona ermesidir. Çünkü hakkında kesin hüküm olmayan hiç kimsenin hayatından geri dönüşü olmayan zamanları çalmaya kimsenin hakkı yoktur. Bugün tahliye edilenler için sevindik; ama sevincimiz buruk. Çünkü içeride haksız yere tutulmaya devam edilen herkes için öfkemiz aynıdır. Tutukluluğunun devamına karar verilenler, hukuki değil fiili bir cezalandırmaya maruz bırakılmaktadır. Suçsuz yere bir insanın bir gün, hatta bir saat bile özgürlüğünden mahrum bırakılması büyük bir vebaldir.”
“BUNUN ADI ADALET DEĞİLDİR”
“Bugün insanlar, haklarında kesinleşmiş bir hüküm olmadan aylarca tutuklu bırakılmaktadır. Bu, hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bu, masumiyet karinesinin açıkça yok sayılmasıdır. Tutukluluk artık istisnai bir tedbir değil, peşin cezalandırma yöntemine dönüşmüştür. Mahkeme salonlarında hukuk değil, insanların hayatını karartan bir anlayış işletilmektedir.
Savunmasını yapmış, hakkında somut bir suç ortaya konmamış, masumiyet karinesi geçerli olan herkes vakit kaybetmeden tahliye edilmelidir. Yargılama, tutukluluk üzerinden değil, hukuk devleti ilkesine uygun biçimde tutuksuz yürütülmelidir. Anneler evladından, çocuklar anne babasından, eşler birbirinden koparılmaktadır. Bunun adı adalet değildir. Bunun adı hukukun araçsallaştırılmasıdır.”
“BU SÜREÇ BİZZAT AİLELERİ DE HEDEF ALMAKTADIR”
“Bu tablonun yalnızca mahkeme salonlarıyla sınırlı olmadığını belirtmek gerekir. Yargılama sürerken operasyonlar da devam ediyor. Aynı yöntemlerle, görüntü servisleriyle ve medyada karalama kampanyalarıyla hukuksuzluk genişletiliyor. Bu süreç bizzat aileleri de hedef almaktadır. Bunu bizzat yaşayan biri olarak söylüyorum: Dün, hiçbir somut suç unsuru ortaya konulmamışken, abim Ali Kaya hakkında tutukluluğun devamı istendi.
Diğer abim Cevat Kaya da aylardır sebepsiz yere tutuklu bulunuyor. Hakkında hiçbir iddia kanıtlı değil, sadece dedikodular ve söylentiler yüzünden tutukluluğu devam ediyor. Bunu hukukla açıklamak mümkün değildir. Bir insan hakkında açık, tartışmasız bir suçlama yoksa, özgürlüğünden mahrum bırakılması neye dayanıyor? Neye göre veriliyor bu kararlar? Suç yok, isnat edilen suça karşı delil yok, ikna edici bir gerekçe yok! Ama buna rağmen insanların özgürlükleri elinden alınabiliyor.”
“BÖYLE BİR YARGILAMA SİSTEMİNİ KABUL ETMİYORUZ”
“Burada ölçü kaçmış ve sınır aşılmış durumda. Çünkü mesele artık yalnızca suçu değil; bir yakınlığı cezalandırmaya dönüşmüştür. Bir insanın, sadece bir ailenin parçası olduğu için böylesine ağır bir muameleyle karşı karşıya bırakılması kabul edilemez. Bugün geldiğimiz noktada aile bağı neredeyse başlı başına bir şüphe sebebi olarak ele alınmaktadır. Aynı soyadını
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



