Adalet Bakanı Gürlek’ten Yolsuzluk ve Tutuklama Açıklamaları

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Adalet Bakanı Gürlek’ten Yolsuzluk ve Tutuklama Açıklamaları

Adalet Bakanı Akın Gürlek, basın mensuplarının Ankara temsilcileriyle bir iftar programında bir araya geldi. İBB başkanlığından uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk davası, toplantıda gündeme geldi.

Gürlek, “Bir cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yok” diyerek, Cumhuriyet Savcısı’nın yalnızca var olan bir suçun olup olmadığına odaklandığını vurguladı. “Burada şahısların makamları, mevkileri veya yaptıkları görevler önemli değil. Belediye Başkanı olması, sanatçı ya da zengin-fakir olması, Cumhuriyet Savcısının görev alanına girmez” şeklinde konuştu.

Kendisi de soruşturma sürecinde benzer bir yaklaşım benimsediğini ifade eden Gürlek, “O nedenle şahsım hakkında yapılan açıklamaları önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yerine getirdim ve vicdanen rahatım. Yargılama süreci şimdi başlıyor. Hukuk sisteminde her karar mutlaka denetlenebilir” dedi.

ÖCALAN İÇİN ‘UMUT HAKKI’ DÜZENLEMESİ

Adalet Bakanı, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan için ‘statü’ ve ‘umut hakkı’ konularına da değindi. Meclis’te gerçekleştirilecek düzenlemelere dikkat çeken Gürlek, “Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri mevcut değil. Ancak bu konuda Meclisimizin takdiri önemlidir. Eğer ceza güvenlik tedbirlerinin infazıyla ilgili yasada bir değişiklik olursa, bu durum farklılık yaratır” ifadelerini kullandı.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’IN TUTUKLULUĞU

Edirne’de tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili sürecin ayrı bir çerçevede yürütüldüğünü belirten Gürlek, “Terörsüz bir Türkiye için Anayasa değişikliği şart mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bence mevcut temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç karşılanabilir. Ancak genel olarak, Anayasa değişikliğine ülkemizin ihtiyacı var. Anayasamızda bazı eksiklikler olduğu aşikar. 1982 darbe anayasası sürekli değişikliklerle yamalı bohçaya dönüştü. Bu nedenle Anayasanın ele alınarak değiştirilmesi zorunludur. Ancak terörsüz Türkiye süreci için Ceza Kanunu ve Ceza Güvenlik İnfaz Kanunu gibi yasaların gözden geçirilmesi yeterli olacaktır.”

‘TUTUKLU YARGILAMA’ ELEŞTİRİSİNİ YANITLADI

Tutuklama kararlarının genellikle istisnai bir tedbir olarak verildiğini belirten Gürlek, şunları ekledi:

“Tutuklama şartları açıkça bellidir. Ancak bazı durumlarda bu tedbir rahatlıkla uygulanabiliyor. Toplumda infial yaratan olaylar karşısında tutuklama yapılmadığına dair eleştiriler de var. Hakimin tutuklama kararında takdir yetkisi bulunmakta, ancak kuvvetli bir suç şüphesinin varlığı şarttır. Katalog suçlar da bu bağlamda önemlidir. Toplumda infial yaratan bir olayın tanımı, örneğin bir sürücünün trafikte başka bir sürücüyü dövmesi gibi durumları kapsamaktadır. Bu tür olaylarda hakimler tutuklama tedbirine başvurabilir.

Tutuklama, ölçülü bir tedbir olarak kabul edilmektedir. Hakimlerin bu konuda takdir hakkı vardır ve müdahale edemeyiz. Genellikle tutuklamanın yapılmaması, toplumda o kişinin beraat ettiği ya da ceza almadığı algısını yaratıyor. Bu yanlıştır. Sosyal medyada bu tür algıların düzeltilmesi gerekmektedir. Zira tutuklama, bir takdir hakkıdır ve şartları mevcutsa hakim tutuklama kararı alır. Savcılığın tutuklama talebi mahkeme tarafından reddedilirse, itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Hukuk, her zaman birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistemdir. Hakimlerimiz de bu konuda dikkatli davranmaktadır.”

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın