
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘na yönelik açılan davalar, özellikle de ‘ahmak’ davası ve ‘bilirkişi’ davası hakkında açıklamalarda bulundu. Bu bağlamda, Bakan Tunç, “Bir cumhuriyet başsavcısına ‘çürük zihinli’ dediğimizde yargı susacak mı? Sürekli olarak hakaret içeren ifadeler kullanıldığında ve yargı soruşturma ile karşılaştığında ‘yargı tacizi’ denilmesi doğru olmaz” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy‘un programına katıldı ve konuyla ilgili detaylı bilgiler verdi. “Adalet Bakanı olarak, devam eden soruşturma ve davalarla ilgili siyasi bir yorum yapmak doğru değil. Her şey kamuoyunun gözü önünde gelişiyor. ‘Ahmaktır’ demek hakaret midir, değil midir? Bunun takdirini yargı yapacak. İlk derece kararını verdi; şimdi istinaf sürecinde. ‘Bu dava gecikti ya da erken verildi’ demek, yargı tacizine neden olur. Yargı bağımsız ve tarafsız bir şekilde kararını vermelidir,” dedi.
Devamında, Bakan Tunç, “Cumhuriyet Başsavcısına ‘çürük zihinli’ dediğinizde, yargı bunun hakaret mi olduğunu, suç teşkil edip etmediğini değerlendirecektir. Sürekli olarak yargıya yönelik hakaret içeren sözlerle gündemde kalmak sorunu var. İstanbul’un 16 milyon vatandaşı üzerinde mutlaka bir sorumluluk vardır. Bir cumhuriyet başsavcısına ‘çürük zihinli’ dediğimizde, yargı susacak mı? Yargı da, soruşturma ile karşılaştığında ‘yargı tacizi’ demek doğru değildir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, konuşmasında ayrıca Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine yönelik söylenen sözler ve bu söylemler üzerine yapılan suç duyurularına da dikkat çekti. “Bir gençlik kolu başkanının bu ifadeler üzerine video yaparak soruşturma açıldığına dair durumlar var. Yargıya kimse hakaret edemez. Ben Adalet Bakanıyım ve HSK Başkanıyım, ancak ‘bu kişi suç işlemiştir’ demiyorum. Suç olup olmadığını, hakaret olup olmadığını değerlendirecek olan yargıdır. Şova dönüştürmeden, herkesin hukuka saygı duyması gerek.” dedi.
Bakan Tunç, “Maalesef ülkemizde bir hakaret siyaseti söz konusu; sürekli karşı tarafı aşağılayıcı ve rencide edici sözler sarf ediliyor. Bu tür ifadeler, yargının konusu olabilecek durumlar doğuruyor. Bunun ardından, ‘yargı beni neden sorguluyor?’ sorusu sorulduğunda bu durum kabul edilemez” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. “Kimse yargıya parmak sallayamaz. Burası bir hukuk devleti ve kanunlarımız var. Herkes kendi görev alanında işini tam olarak yapmalı; icraatlar da bunun kanıtı olmalı. İcraatları olmadan bu konuların örtbas edilmeye çalışılması, durumu daha da karmaşıklaştırıyor,” diye ekledi.




