
Adana’da 6 Şubat depremlerinde 63 kişinin hayatını kaybettiği Tutar Yapı Sitesi ile ilgili soruşturma izni verilen 16 kamu görevlisine ilişkin dosyada, bir inşaat mühendisi tarafından oluşturulan raporda kamu görevlileri “kusursuz” olarak değerlendirildi. Müşteki avukatlarından Gülsüm Özdoğru, “İki üniversiteden alınan bilirkişi raporlarında kamu görevlilerinin ‘kusurlu’ olduğu tespit edilmesine rağmen, bir inşaat mühendisinin kamu görevlilerinin ‘kusursuz’ olduğuna dair değerlendirmelerini kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Adana’nın Çukurova ilçesi Yurt Mahallesi’ndeki Tutar Yapı Sitesi’nin C Bloku’nun yıkılması sonucu 63 kişi yaşamını yitirdi, 12 kişi de yaralandı.
C Blok’un zemin katında tadilat yaptıkları belirtilen sanıklar ile teknik uygulama sorumlusuna, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 15’er yıl hapis cezası verilmiş; sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, binanın yıkılmasında sorumluluğu olduğu iddia edilen kamu görevlilerine yönelik dosyada, Seyhan ve Çukurova belediyelerinde görev yapan imar ve şehircilik müdürleri ile yapı kontrol müdürlerinin de aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında soruşturma izni vermiştir.
Soruşturma çerçevesinde bir inşaat mühendisinden bilirkişi raporu alınmış olup, müşteki avukatları bu rapora itiraz etmiş ve dosyanın teknik üniversite heyeti tarafından incelenmesini talep etmiştir.
“Belediye görevlileri ‘kusursuz’dur”
İnşaat mühendisi Alper Önür’ün hazırladığı 9 sayfalık bilirkişi raporunda, müteahhit ve teknik uygulama sorumlusunun yanı sıra zemin katta ağır tadilat ve değişiklik yapan kişi “asli kusurlu”; belediyenin ilgili birimlerinde çalışan kişiler ise “kusursuz” olarak değerlendirilmiştir.
“Bu kadar özensiz bir bilirkişi raporunun hazırlanmasını kabul etmiyoruz”
Tutar Yapı Sitesi’nde yakınlarını kaybedenlerin avukatı Gülsüm Özdoğru, ANKA Haber Ajansı’na verdiği demeçte, binanın kalitesiz malzeme, kaçak dubleks ve zemin katta yapılan tadilatlar nedeniyle yıkıldığını ifade ederek, “Bu ihmalleri göz ardı eden kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunduk ve aylarca soruşturma izni verilmesini bekledik. Ancak birçok izin kaymakamlık tarafından reddedildi. Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığımız itirazlar sonucunda şu an 16 kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmiştir” dedi.
Avukat Özdoğru, daha önce Çukurova Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarında belediye görevlilerinin “kusurlu” bulunduğunu hatırlatarak, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından atanan tek bir inşaat mühendisinin hazırladığı son raporda 14 kamu görevlisi hakkında herhangi bir tespit yapılmamasına ve iki görevlilerin “kusursuz” olarak gösterilmesine tepki gösterdi.
Özdoğru, “Bilirkişi raporu o kadar kopyala-yapıştır ki Tutar Yapı Sitesi C Blok’la ilgili hazırlanması gereken raporda, Adana’da yıkılan diğer bir bina olan Sami Bey Apartmanı’nın adı geçmekte ve parsel ile pafta bilgilerine yer verilmektedir. 63 kişinin yaşamını yitirdiği bir dosyada bu kadar özensiz bir bilirkişi raporu hazırlanmasını kabul etmiyoruz. İki üniversiteden alınan bilirkişi raporlarında kamu görevlilerinin ‘kusurlu’ olduğu tespitine rağmen, bir inşaat mühendisinin kamu görevlilerinin ‘kusursuz’ olduğu yönündeki değerlendirmelerini kabul etmiyoruz” dedi.
“Üniversite heyetinden bilirkişi raporu” talebi
Depremin üzerinden 3 yıl 3 ay geçmesine ve Adana’da diğer illerden daha az bina yıkılmasına rağmen kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin iddianameye erişemediklerini belirten Özdoğru, “Bu durum insanların adalete olan güvenini ciddi şekilde sarsıyor. Kamu görevlilerinin kusurlarının cezasız kalmamasını bekliyoruz. Üstelik Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, 63 kişinin yaşamını yitirdiği, doğmamış bir bebeğin hayatının elinden alındığı, 12 kişinin ise ağır yaralandığı dosyada hala soruşturmayı ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan yürütmektedir. Buna bir anlam veremiyoruz” dedi.
Özdoğru, dönemin belediye başkanı hakkında yapılan soruşturma izni taleplerinin reddedildiğini ve buna karşı Danıştay’a 7 ay önce itiraz ettiklerini hatırlatarak, “Hâlihazırda Danıştay’da bir dosya numarası bile yok. Oysa kanunda, 3 ay içinde karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. Daha ne bekliyoruz? Umarım Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, tadilatı yapan baba ve oğulda yaptığı gibi yeniden takipsizlik kararı vermez ve bu defa talebimiz doğrultusunda dosyanın üniversite heyetine tevdi edilmesini sağlar” şeklinde konuştu.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



