
Ağız kuruluğu, özellikle sıcak havalarda ve yetersiz sıvı alımında sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ancak uzmanlar, bu sorunun her zaman basit bir susuzluk belirtisi olmayabileceğine dikkat çekiyor.
İSTANBUL (İGFA) – Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, ağız kuruluğunun yalnızca susuzluktan kaynaklanmadığını, diyabet, tiroit hastalıkları, kullanılan ilaçlar ve bağışıklık sistemi ile ilgili durumlar gibi pek çok faktörden etkilenebileceğini ifade etti.
Dr. Yavuz, sürekli su içme ihtiyacının uzun süre devam etmesi durumunda altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini vurguladı.
“AĞIZ KURULUĞU SADECE SUSUZLUK HİSSİ DEĞİL”
Ağız kuruluğu, tükürük bezlerinin yeterli miktarda tükürük üretememesi nedeniyle ortaya çıkan bir durumdur. Tıbbi terimle kserostomi olarak adlandırılan bu durumun, geçici susuzluk hissinden farklı olduğunu belirten Yavuz, bu konunun üzerinde durulması gerektiğini ifade etti.
Uzman, sıcak hava ve yetersiz sıvı alımının geçici ağız kuruluğuna neden olabileceğini, ancak bu şikâyetin kalıcı hale gelmesi durumunda diyabet, tiroit hastalıkları, Sjögren sendromu, nörolojik hastalıklar, radyoterapi öyküsü ve bazı ilaçların yan etkilerinin araştırılması gerektiğini ifade etti.
BAZI İLAÇLAR AĞIZ KURULUĞUNA NEDEN OLABİLİR
Tansiyon ilaçları, antidepresanlar, alerji ilaçları ve bazı idrar söktürücülerin ağız kuruluğuna yol açabileceğini belirten Yavuz, bu nedenle sürekli su içme isteğinin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Tükürüğün, ağız içini temizleyen, asitleri nötralize eden, diş minesini koruyan ve zararlı bakteri ile mantarların çoğalmasını engelleyen bir sıvı olduğunu hatırlattı.
Tükürük miktarının azalmasının, çürükler, diş eti iltihapları, ağız kokusu ve özellikle Candida kaynaklı enfeksiyonların sık görülmesine yol açabileceğini belirten Yavuz, ağız kuruluğunun ağız sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olduğunu ifade etti.
GECE UYANMA, YUTMA GÜÇLÜĞÜ VE ÇATLAYAN DUDAKLARA DİKKAT
Ağız kuruluğunun bazı belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Yavuz, özellikle gece ağız kuruluğu nedeniyle sık uyanma, sürekli su içmeden konuşamama, yutma güçlüğü, dilde yanma ve çatlaklar, dudaklarda sürekli çatlama, sık mantar enfeksiyonu, birden fazla diş çürüğü ve sürekli ağız kokusu durumlarında mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini ifade etti. Bu tür şikâyetlerin birkaç haftadan uzun sürmesi halinde değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.
SADECE SU İÇMEK YETMEZ
Ağız kuruluğunu yalnızca su içerek çözmeye çalışmanın yanlış olduğunu belirten Dr. Sedanur Yavuz, alkol içeren ağız gargaralarının da durumu kötüleştirebileceğini söyledi. Şekersiz ve tercihen ksilitol içeren sakızların bazı hastalarda tükürük akışını artırabileceğini ancak bunun yeterli olmayacağını aktardı. Ayrıca, fazla kahve tüketimi, sigara, ağızdan nefes alma ve şekerli içeceklerin de ağız kuruluğunu artırabileceğini belirtti.
Ağız kuruluğunun genellikle tek başına bir hastalık olmadığını, başka sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini vurgulayan Yavuz, tedavi sürecinde kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, sistemik hastalıkların değerlendirilmesi ve tükürük bezlerinin fonksiyonlarının incelenmesi gerektiğini ifade etti. Gerekli durumlarda ilgili branşlarla iş birliği yapıldığını belirten Yavuz, bol sıvı tüketimi, sigara ve alkolden uzak durma, florürlü diş macunu kullanma, düzenli diş hekimi kontrolü ve gerekirse yapay tükürük ürünlerinden faydalanılmasını önerdi. Erken tanı ve doğru tedaviyle diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız enfeksiyonlarının önüne geçilebileceğini kaydetti.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



