Ahmet Davutoğlu’ndan İran’a Sert Tepki

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Ahmet Davutoğlu’ndan İran’a Sert Tepki

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili olarak sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yaptı. Davutoğlu, “Müzakere süreci devam ederken ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısı, meselenin İran’ın nükleer kapasitesinin ötesinde olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, açıklamasında şunları vurguladı: “Asıl gündem, eğer mümkünse İran’da bir rejim değişikliği sağlamak değilse, İran’ın savunma kapasitesinin tamamen zayıflatılmasıdır. Bu durum, İsrail’in artık gizleme ihtiyacı hissetmediği, Nil’den Fırat’a kadar olan Arz-ı Mevud’u ele geçirme ve Orta Doğu’da bölgesel bir hakimiyet kurma stratejisinin önünü açmaktadır. Bugün ‘bize dokunmayan yılan bin yaşasın’ düşüncesiyle sessiz kalanların, bir gün sıralarının geleceğini anlamaları gerekmektedir. Özellikle son dönemde İsrail’in Türkiye’yi hedef alan cüretkar açıklamaları, bu tehlikenin ilk işaretleridir. Trump ve Netanyahu’yu cesaretlendiren temel unsur, bölge ülkeleri ve İslam dünyasının parçalanmışlığıdır. Bazı bölge ülkelerinin işbirlikçi tutumları da son derece utanç vericidir. Bu saldırının Ramazan ayında yapılması, daha önceki birçok saldırının da Ramazan ayında gerçekleşmiş olması nedeniyle, 2 milyarlık İslam dünyasına açık bir meydan okumadır.”

“ATILMASI GEREKEN ADIMLAR AÇIKTIR”

Atılması gereken adımlar oldukça net. Türkiye, topraklarının İran’a yönelik saldırılarda asla kullanılmayacağını derhal ilan etmelidir. Kürecik üssünün kapatılması ve İncirlik üssünün herhangi bir saldırıda kullanılmaması için TSK tarafından gerekli denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. İncirlik üssünün izinsiz bir şekilde kullanılmasına dair bir talep gelirse, bu üssün yönetimi tamamen TSK’ya devredilmelidir. Bu saldırının, tırmanacak bir savaşın Türkiye’nin güvenliğini tehdit edeceği düşüncesiyle NATO 4. madde gereği istişari toplantıya çağrılmalı ve ABD yetkililerinden savaşın gerekçeleri ve planları hakkında bilgi talep edilmelidir.

“ÜÇLÜ BİR MEKANİZMA İLE ABD NEZDİNDE GİRİŞİMDE BULUNULMALIDIR”

Bu çerçevede, Sayın Cumhurbaşkanı Trump başta olmak üzere, BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri’nin liderleri ile acil bir telefon diplomasisi gerçekleştirilmelidir. Görüşmelerde, ABD-İran gerilim hattından çıkarak müzakerelere dönüş için P5+1 formatında müzakere sürecinin yeniden canlandırılması amacıyla yeni bir plan sunulmalıdır. Daha önce önerdiğimiz gibi, Sayın Cumhurbaşkanı Mısır ve Suudi Arabistan liderleriyle de bağlantı kurarak üçlü bir mekanizma ile ABD nezdinde girişimde bulunmalıdır. Bu girişimin odak noktası, savaşın neden olduğu bölgesel istikrarsızlığın hem bölgesel hem de küresel ölçekte bir kaosa yol açma riski ve İsrail’in kışkırtıcı söylem ve saldırılarının ABD’nin çıkarlarını tehdit ettiği ortak görüşü olmalıdır.

“TÜRKİYE ACİL OLARAK PAKİSTAN İLE AFGANİSTAN ARASINDA DOĞRUDAN ARABULUCULUK GİRİŞİMİ BAŞLATMALI”

Sayın Cumhurbaşkanı, Gazze Barış Kurulu’nda yer alan İslam ülkeleri liderleri ile de iletişime geçerek ABD nezdinde ortak bir girişim sağlanmalıdır. Bu girişimde, Barış Kurulu gölgesinde gerçekleştirilen bu saldırının, bu kurulu İsrail’in saldırılarını meşrulaştırma aracı haline dönüştürdüğü vurgulanmalıdır. Ayrıca, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın acil bir gündemle toplantıya çağrılması gerekmektedir. Irak ile stratejik bir diyalog mekanizması oluşturulmalı ve anlık gelişmeler ortak güvenlik perspektifiyle değerlendirilmelidir. Hindistan Başbakanı Modi’nin saldırgan bir üslupla yaptığı İsrail ziyareti sonrası bu saldırıların gerçekleşmesi nedeniyle, Pakistan’a yönelik benzer bir saldırının önlenmesi için gerekli önlemler göz önünde bulundurularak istişareler yoğunlaştırılmalıdır. Savaşın Afganistan-Pakistan-Hindistan hattında yayılma riski taşıdığı düşünülerek, Türkiye acil olarak Pakistan ile Afganistan arasında doğrudan arabuluculuk girişimi başlatmalı ve Türkiye-Pakistan-Afganistan üçlü zirve süreçlerini canlandırmalıdır. Bugün ‘bekle-gör’ yaklaşımının benimsenmesi değil, proaktif ve caydırıcı bir diplomasi yürütme zamanıdır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın