
Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer, “Terörsüz Türkiye” sürecine dair yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu. Demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini belirten Özer, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin sözlerinin önemine dikkat çekerek, “Sürecin iki önemli aktörünün ifadeleri itibarsız hale gelirse, bu durum süreci olumsuz etkiler” dedi. Bahçeli’nin sözlerinin gereğinin yerine getirilmediğini vurgulayan Özer, toplumun bu konuda net sorular sorduğunu ifade etti.
Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, Cumhuriyet için yazdığı bir makalede çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturacak yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Demokratikleşme ve yargıya olan güven sağlanmadan toplumda bu sürecin kabul görmesinin zor olduğunu belirtti.
Özer’in “Ateş çemberinden başarıyla çıkmanın yolu” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı: “Toplumların ve devletlerin tarihi, yaşamın ve süreçlerin tıkandığı anlarda atılan ya da atılmayan adımlarda gizlidir; şu anki durumumuz da bu durumu yansıtmaktadır. Önümüzdeki fırsatın nasıl değerlendirileceği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemi ve atacağı adımlara bağlıdır.”
Bu bağlamda, PKK’nin silah bırakmasının hukuki çerçevesinin hazırlanması ve demokratikleşme perspektifinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özer, iktidarın komisyon raporunda yer alan kapsayıcı yasanın Meclis’e bir an önce getirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, bu adımların birçoğunun yasal düzenleme gerektirmediğini ve kayyımlara son vermek gibi konuların da hızla ele alınması gerektiğini ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu yönde bir irade göstermesi durumunda, siyaset normalleşecek, toplumun sürece olan güveni artacak ve demokratikleşme alanında atılacak adımlarla toplumsal kabul kolaylaşacaktır.
İç Cephe Vurgusu
Türkiye’nin içinde bulunduğu ateş çemberi, barış sürecinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. İç cepheyi güçlendirme çağrıları, bu gelişmelerle daha da anlam kazanıyor. İç cephedeki birlik ve beraberliğin önemi, bölgedeki çatışmalarda bir kez daha görülmüştür. Toplum, barış süreci için doğru adımların atıldığını görmek istemektedir.
Bu nedenle, yalnızca çağrıda bulunmak değil, aynı zamanda bu çağrıların gereğini yerine getirmek de önemlidir. Barış sürecinin gerekliliklerinin yerine getirilmesi durumunda iç cephe kendiliğinden güçlenecektir. Ancak, bir yılı aşkın süredir bu konuda somut adımlar atılmamış olması, barışa olan inancı zayıflatmakta ve iç cepheyi olumsuz yönde etkilemektedir.
Süreçten hoşlanmayan bazı kesimlerin varlığı da dikkate alındığında, yapılması gerekenlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu noktada, tıkanmanın ana sebebi, eyleme geçilmemesidir.
“Toplum Somut Adımlar Bekliyor”
Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu yargılanması ve kayyım uygulamalarının devam etmesi, toplumda tepkilere yol açmakta ve halkın barış sürecine olan güvenini sarsmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, yurttaşların devlete ve hukuka olan inancını artıracaktır. Hasta tutuklu ve hükümlülerin bırakılması ise insani bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.
Halk, barış çağrıları yapılırken, aynı zamanda büyük bir şehrin belediye başkanının tutuklu yargılanmasını anlayamamakta ve bu durum demokrasi açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
“Yargıya Güven Azalıyor”
Yargının siyasallaşması, hukuka duyulan güvenin ciddi bir şekilde azalmasına neden olmakta ve bu durum adalet inancını zedelemektedir. Adil yargılama, toplumun büyük çoğunluğunun beklentisi olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, basına uygulanan baskılar halkın bilgi alma hakkını kısıtlamakta ve bu durum hukuka olan güveni sarsmaktadır.
“Ateş Çemberinden Çıkmak En Önemli Hedef Olmalı”
Etrafımızdaki ateş çemberi, barış sürecinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bir ülkenin ordusunun yeterli olmaması ya da ekonomisinin krizde olması, toplum içinde barış sağlanamadığı sürece anlamını yitirmektedir. Toplum bir arada durduğunda, hiçbir güç onu yenilgiye uğratamaz.
Bugünün en acil gereksinimi barıştır; birlik ve beraberlik sağlanmalıdır. Bu konuda gereken adımlar zaman kaybetmeden atılmalıdır.
“Bahçeli’nin Sözlerinin Gereği Yapılmalı”
MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Meclis konuşması, sürecin ilerlemesi için önemli bir milat olmuştur. Bahçeli’nin sözleri, sürecin devamı için gerekli adımları özetlemektedir. Ancak bugüne kadar bu sözlerin gereği yerine getirilmemiştir. Bu durum, sürecin iki önemli aktörünün itibarsızlaşmasına yol açmakta ve toplumun güvenini sarsmaktadır.
“Devlet Güvencesi Zedelenmemeli”
Barış süreci bir devlet projesi ise, başarı için konjonktürel hesaplarla değil, somut adımlarla ilerlenmelidir. Meclis’te ortaya konan komisyon raporunun gereklilikleri acilen yerine getirilmeli, kapsayıcı ve bütünleştirici yasalar bir an önce çıkarılmalıdır. Bu süreçte atılacak adımlar, provokasyonlara yol açmamalıdır.
Yasal çerçeve olmadan silah bırakma beklenemez; bu nedenle, “özel yasa” olarak ifade edilen düzenleme acilen hayata geçirilmelidir.
“Barışın Direği Güvendir”
Barış sürecinin temel direği güven olmalıdır. Toplum güven duyarsa, sürece destek verecektir. Barış süreçlerinin başarısız olmasının en önemli nedenlerinden biri, toplumsal desteğin sağlanamamasıdır. Bu nedenle, siyasi mutabakatların toplumsal mutabakata dönüştürülmesi esastır.
Siyasi partilerin süreci kendi tabanlarına anlatması, medya desteğiyle toplumu bilgilendirmesi ve sivil toplum kuruluşlarının sürece dahil edilmesi gerekmektedir.
“İktidara Çağrı”
Ulusal nitelik taşıyan meselelerde diyalog ve iş birliği önemlidir. Barış sürecine zarar veren siyasi operasyonlardan kaçınılmalı ve kutuplaşma sona erdirilmelidir. Tüm bunlar, toplumda güveni artıracak ve demokratikleşmeyi hızlandıracaktır.
Sonuç olarak, bu adımlar atıldığında Türkiye, bölgesinin en güçlü demokrasisi olma yolunda ilerleyebilir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



