
Tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Silivri’den kaleme aldığı mektubunda; “Demokrasi ve özgürlük mücadelesi, bir insanın en onurlu mücadelesidir. Bu tür dönemlerde ağır bedeller ödeniyor. Bu bedelleri göze alanların sayesinde eşitlik, adalet ve özgürlük konusundaki umutlarımız her daim canlı kalıyor. Bu umutları yitirmemek için mücadelemiz sürecek” şeklinde ifadeler kullandı.
Kent Uzlaşısı davası kapsamında tutuklu bulunan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, BirGün‘e gönderdiği mektubunda şunları aktardı:
“Değerli halkımız;
Haksız ve hukuksuz bir şekilde içeride tutulduğum sürecin üzerinden bir yıl geçti.
30 Ekim 2024 tarihinde, bir sabah baskınıyla tüm haklarım ihlal edilerek evim basıldı, gözaltına alındım ve önceden planlanan bir siyasi kumpasla hızla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildim. Aynı gece yerime bir kayyum atandı.
Kayyum, tüm belediye başkan yardımcıları ve müdürleri, sanki başka bir düşman grubunun elemanlarıymış gibi görevden alarak, partizanca bir tutumla tüm pozisyonlara AKP’lileri yerleştirdi. Belediye Meclisi’ni etkisiz hale getirdi, iç sürgün uyguladı, yüzlerce çalışanı yalnızca siyasi görüşleri nedeniyle işten çıkardı. Benim, arkadaşlarımla birlikte gece gündüz çalışarak açılışa hazır hale getirdiğim projeleri, kendisi yapmış gibi halka sunmaya kalktı.
Eylül ayında, benim yönetimimde hazırlanan kırtasiye malzemeleri ve kitapları, kendisi almış gibi okullara dağıttı. Ancak, dağıttığı çantaların içinden benim öğrencilere yazdığım mektuplar çıkınca bu emek hırsızlığı açığa çıktı. Bazıları ilahi adaletten bahsetti, ben de bir kez daha “Hak yerini bulacak” dedim.
Değerli Esenyurtlular,
Bizden sonra yollar asfaltsız, parklar bakımsız kaldı. Sokaklar kirli ve düzensiz hâle geldi, Esenyurt 10 yıl geriye gitti. Bu süreçte kayyumun kendi aralarındaki çıkar çatışmaları da su yüzüne çıktı.
Bunların yanı sıra, Esenyurt halkının parasıyla inşa edilen Lise Kampüsü’nü bir günde kendi iradesiyle Millî Eğitim Bakanlığı’na devretti. Oysa bu proje Esenyurt halkına milyarlarca liraya mal olmuştu.
Aynı şekilde, Esenyurt Belediyesi’nin milyarlık 10 dönümlük arsasını Sağlık Bakanlığı’na devretti. Onlarca cami altındaki işletme yerini de Diyanet’e verdi. Hiç kimse, halktan alınmayan bir yetkiyi halk adına kullanamaz.
Ancak halk, her şeyin farkında, her durumu görüyor.
Kıymetli Esenyurtlular; kayyumun atanmış bir devlet memuru olarak bu işlemleri yapmaya ne hakkı ne de yetkisi vardır. Yasalar nettir, halktan alınmayan bir yetki halk adına kullanılamaz.
Bu kayyum uygulamasının Anayasa’ya aykırı olduğu için İdare Mahkemesi’nde açtığımız davada, talebimiz kabul edildi ve dava Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Anayasa Mahkemesi’nden çıkacak olumlu bir karar, “Ahmet Özer Kayyum davası” olarak ülke genelindeki kayyumlar için emsal teşkil edecektir. Böylece halk iradesini hiçe sayan bu antidemokratik kayyum uygulamaları sona erecektir.
Yaptıklarımın halkımız tarafından da görüldüğüne inanıyorum. Araştırmalar, bize yapılan bu haksızlığı halkımızın yüzde 81’inin reddettiğini göstermektedir.
Hızla Esenyurt’a yaptığımız hizmetler, halkın gönlünde büyük bir yer edindi. Anketler, bugün seçim yapılsa yüzde 50 ile aldığımız belediyeyi en az yüzde 65 ile yeniden alacağımızı ortaya koymaktadır.
Bu durum, halkın seçilmiş başkanını istediğini ve Esenyurt’u en az on yıl geriye götüren kayyum uygulamasından kurtulmak istediğinin açık bir göstergesidir.
Değerli arkadaşlar,
Bir yıldır içerideyim. Bu süre zarfında Silivri zindanında 12 metrekarelik bir hücrede dimdik durdum, çünkü haklı olduğumu ve siyasi hesaplarla burada tutulduğumu biliyorum.
Burada sadece kendim için değil, Esenyurt halkı için direndim. Sizlerin bana verdiği değerli emaneti asla yere düşürmedim. Mahkemelerdeki savunmalarımı da Esenyurt halkı adına yaptım. Beni bu göreve layık gören sizleri asla mahcup etmedim. Her zaman gururla, başım ak, alnım açık yürüdüm ve yürümeye devam ediyorum. Hücremde okudum, yazdım, düşündüm… Bir günüm bile boş geçmedi.
Bu süreçte üç kitap yazdım.
“Kayyıma Karşı Demokrasi Direnişi”, “Seçim, Hizmet ve Kayyım Üçgeninde Esenyurt” ve “Silivri’den Yükselen Ses” adlı eserlerimle sürecimi belgeledim.
Ailemin, dostlarımın ve avukatlarımın yanı sıra birçok ziyaretçim oldu. Genel Başkanımız Özgür Özel, bu süreçte kararlı duruşuyla hepimize umut verdi. Ayrıca DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncay Bakırhan ve Tülay Hatipoğulları, İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ın ziyaretleri bize güç kattı. Ziyaretleriyle destek veren milletvekillerine, sanatçılara, yazarlara ve dostlara teşekkür ediyorum.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın
İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Gündem HaberleriSamsun’da İlk Sanat Çalıştayı Yoğun Katılımla Başladı
Gündem HaberleriErzurum’da Kadın Sağlığı Seminerleri Eğitici Eğitimi Başladı
Gündem HaberleriMuğla’da Saklıkent Bölgesine 8 Bin 500 Metrelik Yol Yatırımı
Gündem Haberleri