
“Kent uzlaşısı” davası çerçevesinde, 30 Ekim 2024 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan Ahmet Özer, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Ocak’taki duruşmasında Özer’in 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi.
Mahkemenin gerekçeli kararına itiraz eden avukatı Hüseyin Ersöz ile hem avukatı hem de kızı olan Seraf Özer, İstanbul Adliyesi önünde basın toplantısı düzenledi.
Ersöz, gerekçeli kararda dosya kapsamıyla uyumsuz bir değerlendirme yapıldığını belirterek, “Bu gerekçeli karar, yargılamanın siyasi boyutuna ve hukuk güvenliği açısından ortaya çıkan ciddi tereddütlere de işaret etmektedir” şeklinde konuştu.
“VARSAYIMLARA DAYALI DEĞERLENDİRMELERLE MAHKUMİYET SONUCUNA ULAŞILMIŞ”
Ersöz, gerekçeli kararda lehe delillerin göz ardı edildiğini, gizli tanığın çelişkili ifadelerinin dikkate alınmadığını ve savunmalarının değerlendirme dışı bırakıldığını savundu. “Dosya, faraziyelere ve varsayımlara dayalı değerlendirmelerle mahkûmiyet sonucuna ulaştırılmıştır” dedi.
MAHKEME KARARI İSTİNAF’A TAŞINACAK!
Ersöz, önümüzdeki günlerde istinaf başvurusunda bulunacaklarını duyurdu. “Kamu vicdanında karşılık bulmayan ve hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz bu kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltileceğine ve Ahmet Özer hakkında verilen bu haksız kararın ortadan kaldırılacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
“BİR TARAFTA KOMİSYON ORTAK RAPORUNDA FİKİRLERİNE YER VERİLEN ÖZER, DİĞER TARAFTA ‘ÖRGÜT ÜYELİĞİ’NDEN CEZA ALAN ÖZER”
Seraf Özer, açıklamalarında iki farklı durumu dile getirerek, “Bugün burada size iki farklı manzaradan söz etmek istiyorum. Aynı ülkede, farklı zamanlarda çekilmiş iki fotoğraf…” dedi.
Özer, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Birinde, bir komisyonun ortak raporunda fikirlerine yer verilen akademisyen Ahmet Özer. Diğerinde, belediye başkanı seçildikten sonra ‘örgüt üyeliği’ nedeniyle 6 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan Ahmet Özer. İki kare… Aynı isim… Aynı ülke… Ancak birbirine zıt iki hikâye. Biz artık çelişkilerle dolu iki ayrı Türkiye fotoğrafı görmek istemiyoruz.
Hukukun kişilere göre değil ilkelere göre işlemesi, adaletin herkese eşit mesafede durması gerektiğini savunuyoruz. Barışın dilinin yükseldiği, öfkenin değil sağduyunun konuştuğu bir Türkiye istiyoruz. İki ayrı fotoğraf değil, tek bir umut fotoğrafı talep ediyoruz. Adaletin gölgesinde, barışın ışığında, eşit koşullarda yaşamanın huzurunu taşıyan adil bir Türkiye istiyoruz.”
“KAYYIM UYGULAMASI SON BULMALI”
Seraf Özer, bu cezanın kamuoyunda mahkûmiyet yarattığını, ilgili süreçlerin olumlu sonuçlanacağına inandıklarını ifade etti. “Ancak bu cezada kayyım telaşının izleri bulunmaktadır. Halk iradesine bir darbe olan kayyım uygulaması artık son bulmalıdır” dedi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



