
13 Nisan 2026 14:18
Güncelleme: 13 Nisan 2026 14:24
iahaber Haber Merkezi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, partinin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuru sonrası mahkemenin yönelttiği sorular hakkında değerlendirmelerde bulundu. Emre, “AİHM’in beşinci ve altıncı soruları, politik amaçlı tutuklama iddiasını ve davanın siyasi niteliğini ele alıyor. Sayın İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı süreci, seçme-seçilme hakkına müdahale anlamında sorgulanıyor. Bu, başından beri savunduğumuz tezin gerçekliğini bir kez daha ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
AİHM, 23 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik başlatılan ‘yolsuzluk’ soruşturması kapsamında tutuklanan İmamoğlu’nun başvurusunu öncelikli olarak incelemeye aldı. Mahkeme, Türkiye’den İmamoğlu hakkında altı kritik soru sorarken, tutukluluğun ‘siyasi bir amaç taşıyıp taşımadığı’ da değerlendirilecektir.
Zeynel Emre, CHP Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi’nde düzenlediği basın toplantısında, “Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol da diğer seçilmişler gibi büyük bir kumpasa maruz kalarak tutuklandı. Ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı olan, soyut iddialara dayanan, somut delil içermeyen dosyalarla karşı karşıyayız. Bu süreç normal bir yargılama olarak değerlendirilemez. Herkes bu durumu görmekte; AK Parti’nin kontrolündeki yargı, CHP’nin kurumsal kimliğini yok etmek ve halkın umudunu kırmak amacıyla hareket eden bir dizi operasyon gerçekleştiriyor. Türkiye’de kooperatif davaları hakkında bile tutuklu bulamazken, önemli bir pozisyondaki kişileri siyaseten saf dışı bırakmak amacıyla gerçekleştirilen operasyonlara karşı dimdik durmaya devam edeceğiz. CHP, zorluklara göğüs gerenlerin partisidir. Tarihimizde birçok zorluğun üstesinden gelmiş bir partiyiz ve biz de inandığımız yolda kararlılıkla ilerleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“AİHM’in İmamoğlu davası hakkındaki soruları ortaya koyduğumuz tezi doğruluyor”
Emre, davaların siyasi niteliği hakkında yaptığı açıklamada, “AİHM, İmamoğlu’nun başvurusu sonrasında bir değerlendirme yaptı ve öncelikli incelemeye aldı. Sorduğu altı sorunun dördü, benzer durumlarda daha önce sorulmuş standart sorulardır. Ancak beşinci ve altıncı sorular, politik amaçlı tutuklama iddiasını ve davanın siyasi yönünü sorguluyor. Ayrıca İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecine yönelik müdahaleyi de sorguladı. Bu durum, başından beri savunduğumuz tezin doğruluğunu bir kez daha kanıtlıyor. Bu sorulara verilecek yanıtların ardından bir ihlal kararı çıkması muhtemeldir. Türkiye, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına rağmen, bunları tanımadığı için ciddi maddi ve manevi kayıplar yaşamaktadır. Buradan adil bir karar çıkmasını ve bunun Anayasa 90’da belirtildiği gibi bağlayıcı olmasını bekliyoruz.” dedi.
“Erdoğan’ın elini sıktığı CEO, Katil Netanyahu’nun ve onun destekçilerinin yanında yer almıştır”
Zeynel Emre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası sermaye ile olan ilişkilerine de değinerek, “Erdoğan’ın bu sözleri, ülkemizi uluslararası sermayeye peşkeş çekme itirafıdır. Aynı hafta BlackRock’un CEO’su ile fotoğraf vermesi dikkat çekici. BlackRock, dünyayı sömüren şirketlerin başında geliyor ve bu şirketin en önemli özelliklerinden biri de İsrail’e verdiği destektir. Erdoğan’ın elini sıktığı bu CEO, mazlum Filistin halkının yanında değil; Katil Netanyahu’nun ve onun destekçilerinin yanındadır.” şeklinde konuştu.
“Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamayla İspanya Başbakanı’nın yaptığı açıklama arasındaki farka bakın”
Emre, bölgedeki gerginliğe de dikkat çekerek, “Bölgemiz ateş çemberi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik haksız bir saldırısı oldu ve bu durum enerji fiyatlarında ciddi artışlara yol açtı. Müzakere sürecinin önce ülkemizde yapılacağı söylenmişti ama görüşmelerin önce Umman’da ardından Pakistan’ın öncülüğünde yapıldığını görüyoruz. Türkiye olarak bu süreçte daha aktif bir rol oynamalıydık. Ancak ülkemizin dış politikası, uzun yıllardır istikrarsız bir seyir izliyor. Atanan büyükelçiler, dış politika geleneği dışında, AK Parti’nin kendi yandaşlarına kadro ayarlamak amacıyla kullanılıyor. Geçici bir ateşkes oluştu ama bu süreçte Türkiye, İran’la olan tarihsel bağlarını göz önünde bulundurmalı. Türkiye Cumhurbaşkanı ile İspanya Başbakanı arasındaki açıklamalar arasındaki farka baktığımızda, durumun ciddiyetini daha iyi anlıyoruz.” dedi.
“Orban’ın da orada hep kalmayacağı aşikardı, dünyadaki diğer otoriter liderler de kalamayacaktır”
Zeynel Emre, basın mensuplarının sorularını yanıtladıktan sonra, Macaristan seçimleri hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hiçbir otokrat veya baskıcı rejim uzun süre dayanamaz. Tarihsel olarak baktığımızda, bu tür rejimler sadece bir dönem gelir ve geçer. Ancak bu dönemlerde yaşanan acılar ve kayıplar, insanlara büyük sıkıntılar çektirir. O nedenle Orban’ın da orada kalamayacağı açıktır; diğer otoriter liderler de benzer şekilde kalamayacaktır. Seçim sonuçları, baskıcı düzenlere karşı halkın sandıkta verdiği büyük bir ders niteliğindedir. Bu durum, dünya demokrasisi için önemli bir gelişmedir. Biz, önceden örnek gösterdiğimiz muasır medeniyetler düzeyine ulaşmayı hedefliyoruz ve gerçek anlamda bir demokrasi, kuvvetler ayrılığı, medya ve ifade özgürlüğü ile huzurlu bir Türkiye inşa edeceğiz.”
AİHM’den Türkiye’ye İmamoğlu soruları: Aday olma hakkı engelleniyor mu, tutukluluğu için somut delil var mı?
Açıklamada, 19 Mart 2025 tarihinde polisin, yürütülen soruşturma kapsamında İmamoğlu’nun evinde arama yaptığı ve aynı gün gözaltına alındığı bilgisine yer verildi. Ardından soruşturma dosyasına gizlilik kararı getirildiği ve itirazın hâlâ sonuçlanmadığı hatırlatıldı.
Tutuklama kararına yapılan itirazın reddedildiği belirtilirken; İmamoğlu’nun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesi ile hakların kötüye kullanılmasını yasaklayan 18. maddesinin ihlal edildiğini savunduğu ifade edildi. Ayrıca İmamoğlu’nun; serbest seçim hakkını düzenleyen Ek 1 No’lu Protokol’ün 3. maddesinin de ihlal edildiğini ileri sürdüğü belirtildi.
AİHM’in açıklamasında, “Başvurucuya göre, dosyada kendisine yönelik ‘makul şüphe’ oluşturacak yeterli delil bulunmuyor. Ayrıca
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



