
Ayrıca, AK Parti’nin kadın hakları alanında “devrimci bir parti” olduğunu iddia ediyor.
‘AK Parti, Türkiye’de dindar insanların ayrımcılığa uğraması üzerine kurulmuş bir parti’
“AK Parti, Türkiye’de dindar insanların ayrımcılığa uğraması ve sistemin dışına itilmesi üzerine kurulmuş bir partidir” diyen Böhürler, bu durumun tek sebep olmadığını, ancak önemli bir yer tuttuğunu ifade ediyor.
1998 yılında İstanbul Üniversitesi önünde yapılan başörtüsü eylemlerinden bir kare
Partinin kuruluşunda herkesin Milli Görüş kökenli olmadığını ve farklı eğilimlerden gelen bireylerin bir araya geldiğini belirtiyor:
“Herkese, ‘Türkiye merkezli düşünüyorsanız, partimizde yer bulabilirsiniz’ dedik ve birçok insan katıldı. Bu aslında bir toplumsal uzlaşma partisiydi.”
“Daha önce ANAP’ın dört eğilim sorunu vardı; ancak bizimki daha da genişti.”
Kuruluşta sol görüşlü bireylerin de bulunduğunu söyleyen Böhürler, kurucuları “kan uyuşmazlığı olmayan fakat farklı fikirlerden gelen insanlar” olarak tanımlıyor.
‘En büyük hedefimiz bu devleti toparlamak, ekonomik olarak halkı kalkındırmaktı’
Türkiye’de 19 Şubat 2001’deki MGK toplantısında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatması, derin bir ekonomik krizi tetiklemişti.
Böhürler, iktidara bu koşullarda geldiklerini belirterek, ilk yıllardaki önceliklerinin ekonomiyi düzeltmek olduğunu vurguluyor:
“En büyük hedefimiz, bu devleti toparlamak, ekonomik olarak halkı kalkındırmak, özgüven sağlamak ve ülkeyi güçlendirmekti.”
Ekonominin ardından Avrupa Birliği sürecinin de hedefleri arasında yer aldığını kaydediyor:
“Cumhurbaşkanımız o dönemde AB ülkelerinin hepsini ziyaret ederek kendimizi anlattı. Kendimizi doğru tarif ettiğimizi düşünüyorum.”
AB, 2004 yılında Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama kararı aldı. Ancak 2018 itibarıyla müzakereler fiilen durdu ve iki taraf birbirini sorumlu tutmaya başladı.
Ayşe Böhürler, Türkiye’nin AKP iktidarında “güçlü bir devlet” haline geldiğini ifade ediyor.
‘Kadın hakları konusunda AK Parti devrimci’
Son yıllarda Türkiye’de çeşitli kadın örgütlerinin iktidara yönelik eleştirileri artış göstermektedir.
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkışı, kadın cinayetlerinin durdurulamaması ve kadın eylemlerine müdahale gibi konular bu eleştirilerin odak noktası olmuştur.
Bu konulara dair Böhürler, uzun bir yanıt vererek şunları ifade ediyor:
“AK Parti, kadınlara yönelik hakların yasalaştırılması sürecinde herkesin farkındadır.”
“Biz, ülkenin birçok yerinde kadınların eğitime erişimini destekledik ve bunun önünü açtık. Şiddete uğrayan kadınların başvurabileceği ALO 183 şiddet hattı dahil olmak üzere bu mekanizmaları kuran AK Parti’dir.”
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı Kadıköy’de düzenlenen bir protesto. 23 Temmuz 2022
Türkiye, 2011 yılında kadınlara karşı şiddeti önlemek amacıyla hazırlanan İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayan ilk ülke olmuştur. Ancak, 2021 yılında cumhurbaşkanlığı kararıyla sözleşmeden çekilmiştir.
Ayşe Böhürler, “İstanbul Sözleşmesi kalktı ama [kadına karşı şiddetin önlenmesine dair] 6284 sayılı yasa uygulanmaktadır. 2004’te gelen kadın-erkek eşitliği anayasal teminatı ve 2011’de gelen [özel sektörde] kadına pozitif ayrımcılık teminatı çok önemlidir” diyor ve sözlerine devam ediyor:
“Türkiye, kadın hakları konusunda Avrupa standartlarında yasalara sahip bir ülkedir.”
“Türkiye’nin birçok yerinde kadın sığınma evlerine gittim ve kadınlara verilen istihdam desteklerine, sosyal yardım desteklerine bizzat tanık oldum.”
“Ben kadın hakları konusunda AK Parti’nin devrimci bir parti olduğunu düşünüyorum.”
Diyarbakır
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



