
CHP’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politikaları Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, AKP tarafından önerilen kadınların doğum iznini 16 haftaya çıkaran kanun teklifine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Taşcıer, bu düzenlemenin emekçiler açısından ciddi hak kayıplarına yol açan geçmiş uygulamaların bir uzantısı olduğunu belirtti.
Taşcıer, “AKP iktidarının çalışma hayatı ve sosyal güvenlik alanında yaptığı reformlar, çoğu zaman emekçilerin haklarını zayıflatan ve çalışma koşullarını daha da kırılgan hale getiren düzenlemelerle sonuçlanmıştır” ifadelerini kullandı. Kadınların doğum sonrası izin sürelerinin artırılmasının önemli olduğunu belirten Taşcıer, ancak teklifin kadınların çalışma hayatındaki konumlarını güçlendirecek bütüncül bir yaklaşım sunmadığını vurguladı. 2021 yılında yüzde 28 olan kadın istihdam oranının 2025’in son çeyreğinde yüzde 31,9’a çıkmasına rağmen, erkek istihdam oranının aynı dönemde yüzde 62,8’den yüzde 66,5’e yükseldiğini aktardı.
“21,5 MİLYON KADIN İŞGÜCÜ DIŞINDA”
Taşcıer, Türkiye’de 21,5 milyon kadının işgücü dışında kaldığına dikkat çekti. Geniş tanımlı kadın işsizliğinin yüzde 37,3’ten yüzde 38,7’ye yükseldiğini kaydeden Taşcıer, bu durumun işgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yapısal olarak sürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Meclis’e sunulan teklifin, doğum sonrası izin sürelerinin artırılması gibi olumlu görülebilecek maddeler içermesine rağmen, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde çalışma yaşamını dönüştürme hedefinden uzak olduğunu belirtti.
“BAKIM POLİTİKALARI EŞİTLİKÇİ DEĞİLSE DIŞLAYICI SONUÇLAR ÜRETİR”
Taşcıer, iktidarın bakım politikalarını kamusal hizmetler ve eşit ebeveyn sorumluluğu yerine, kadınların işgücü piyasasından daha uzun süre uzak kalmasını teşvik eden bir modelle şekillendirdiğini vurguladı. Bu durumun, bakım emeğini kamusal bir hak olmaktan çıkararak aile içinde kadınların üzerine yüklediğini ifade etti. Çağdaş sosyal politika literatüründe bakım politikalarının, yalnızca izin süreleri üzerinden değil, ‘bakım ekonomisi’ ve ‘bakım rejimi’ kavramlarıyla ele alınması gerektiğini savundu.
Uluslararası araştırmalar, yalnızca annelik izinlerinin uzatılmasının kadınların işgücüne katılımını artırmadığını aksine, kadınların iş hayatından kopmasını hızlandırabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, bakım politikalarının eşitlikçi olmaması durumunda dışlayıcı sonuçlar doğuracağını belirten Taşcıer, kadınların daha uzun süre iş yaşamından uzak kalmasına dayalı yaklaşımların, işverenlerin kadın istihdamına yönelik önyargılarını artırabileceğini ifade etti.
“KADINLARI BAKIM ROLÜ ÜZERİNDEN TANIMLIYOR”
Taşcıer, gerçek bir bakım politikasının, kadınların iş hayatından çekilmesini değil, bakım sorumluluğunun eşit paylaşımını sağlaması gerektiğini vurguladı. Bu hedefe ulaşmanın yalnızca izin sürelerini düzenlemekle mümkün olmadığını, aynı zamanda kamusal çocuk bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak ve ebeveynlik sorumluluğunu eşit bir şekilde tanımlayan sosyal politikalar geliştirmek gerektiğini söyledi.
İktidarın doğum iznini 8 haftadan 16 haftaya çıkarıyor olmasının, işe dönüş güvencesi ve gelir güvencesi olup olmadığı konularının göz ardı edildiği bir düzenleme olduğunu belirtti. Türkiye’de kadınların işgücüne katılımının sınırlı olduğu bir ortamda, bu düzenlemenin eşitsizliği azaltmak yerine derinleştirme riski taşıdığını ifade etti. Gerçek sosyal politikaların, kadınların ekonomik güvencelerini artırması gerektiğini vurguladı.
AKP’nin teklifi, bakım meselesini sosyal devlet politikası olmaktan çıkararak aile içinde çözülecek bir sorun haline dönüştürdüğünü belirten Taşcıer, bu yaklaşımın kadınları bakım rolü üzerinden tanımlayan muhafazakâr bir toplumsal düzen anlayışının parçası olduğunu savundu.
Taşcıer, bugün ihtiyaç duyulan şeyin, bakım sorumluluğunu kadınların omuzlarına yükleyen politikalar yerine, bakım hizmetlerini kamusal bir hak olarak tanıyan, kadınların çalışma yaşamında kalmasını güvence altına alan ve ebeveynlik sorumluluğunu eşit paylaşan bir sosyal devlet modeli olduğunun altını çizdi. Gerçek eşitliğin, kadınların çalışma hayatından çekilmediği ve eşit yurttaşlar olarak üretim ve yaşamın her alanında yer alabildiği bir toplumsal düzenle mümkün olacağını ifade etti.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



