Ali Kurt: Devlet Malını Koruduğum İçin Yargılanıyorum

Haber MerkeziHaber Merkezi
1 okunma
Ali Kurt: Devlet Malını Koruduğum İçin Yargılanıyorum

(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik 414 sanıklı davanın 21’inci duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, “Bu sürecin telafisi artık güç değil, imkansız zararlar doğuracak noktaya gelmiştir. Bugün geldiğimiz noktada, devlet malını koruduğum, sahip çıktığım için yargılanıyorum” ifadelerini kullandı. Duruşmaya bir saat ara verilirken, tutuklu sanıkların nezarethaneye indirilmesi sırasında Kurt’un izleyici bölümünde bulunan eşi, “Ali Kurt, sen benim gururumsun” diyerek destek verdi.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı İBB Davası’nın duruşması, 21. gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam etmektedir.

Kurt, savunmasında itirafçı Adem Soytekin’in beyanlarının basına sızdığını belirterek, bu bilgilerin iddianameyi görmeden kamuoyuna servis edildiğini ifade etti. Kurt, sözlerine şu şekilde devam etti:

“İçeriğinde ‘75 daire’ gibi son derece ciddi ve dikkat çekici iddialar yer alıyordu. ‘Bu iddialar doğru olsaydı, bu kişi tutuklu kalmazdı’ dedim. Hatta açıkça ifade ediyorum, eğer böyle bir iddia gerçek ve somut bir delile dayanıyor olsaydı, iddia makamı açısından son derece güçlü bir unsur olurdu. Bu nedenle, bu sürecin doğal akışıyla açıklanamayacağını, ortada organize bir yönlendirme bulunduğunu düşündüm. Adem Soytekin’i bu dosyada asıl ‘fenomen’ yapan, 30. eyleme de ucundan dahil olmasıdır: ‘CHP’lilere 75 daire’ iddiası. Sayın Başkan, bu iddiayı ilk gördüğümde şunu düşündüm: ‘Adem o zaman serbest bırakılmıştı; yüzde 99 tekrar tutuklanır.’ Ben iddia makamının yerinde olsam, ben de serbest bırakırdım. Çünkü böyle bir iddia dışarıdan bakıldığında son derece ‘değerli’ gibi görülebilir. Piyasa bunu satın alır mı? Alır. Ama gerçek şu ki böyle bir eylem yok. Üstelik bunu kanıtlamak da zordur. Neden? Çünkü satış yetkisi kendisindedir. Eğer bir satış yapıldıysa, bunu yapan bizzat kendisidir. Kaldı ki CHP’lilere daire satmak suç değildir. Zaten böyle bir organizasyon da hiçbir zaman olmamıştır. O konuya ilişkin mahkeme kararını da ayrıca anlatacağım. Peki, Adem Soytekin neden böyle bir iddiada bulunuyor? Sayın Başkanım, bunun iyi anlaşılması gerekir. Bu durum sadece Adem için değil, Bahattin için de geçerlidir. Bu iddianamenin temel amacı, hem sizi hem de kanaatimce iddia makamını yanıltmaktır. Operasyonlardan yaklaşık 1,5–2 yıl önce, ‘CHP’lilere daire verildiği’ yönündeki iddialar, kurultay sonrasında bazı çevreler tarafından basında dolaşıma sokulmaya başlandı. Şimdi Adem Soytekin etkin pişmanlıktan yararlanıyor ve bir isim vermek zorunda. Bu noktada benim ismim özellikle soruldu.

Kayıtlara göre; hasılat paylaşımı ya da kat karşılığı olarak aldığı işler arasında Silivri’de bir proje, Yeşilpınar’da dört proje ve Pendik’te ortak olduğu bir proje yer alıyor. Kurt, “Şimdi bunu soracağınızı zaten tahmin ettik Sayın Başkan. Nitekim Bahattin de diyor ki: ‘Adem bize baskı yaptı.’ Bakın, öyle bir iddianameyle karşı karşıyayız ki… Açık söyleyeyim; benim Adem’le hiçbir ilişkim yoktu. Kendisini de amiyane tabirle, hiç anlamam. Üstelik kendisine karşı ciddi bir öfke duyuyorum; çünkü bugün burada olmamın, çocuklarımın gözyaşı dökmesinin sebeplerinden biri olarak görüyorum. Ama gelinen noktada öyle bir tablo var ki, ben burada Adem Soytekin’i savunmak zorunda kalıyorum. İşte iddianamenin nasıl kurgulandığını buradan da anlayabilirsiniz.”

Ali Kurt, KİPTAŞ’a 2019 yılında büyük bir heyecanla katıldığını, bunun için 15 yıllık devlet memurluğundan istifa ettiğini belirtti. Kurt, yaşadığı mağduriyetleri anlatarak şöyle devam etti:

“Bu kolay bir karar değildir; Toplu Konut İdaresi Başkanlığı gibi köklü bir kurumu bıraktım. Ama geldiğimiz noktada çok ağır mağduriyetler yaşadım. Ajitasyon yapmak istemem, konuyu dağıtmak da istemem; fakat bir baba olarak yaşadıklarımı anlatmak zorundayım. İki çocuğum var; biri 7, diğeri 12 yaşında. Cezaevine geliyorlar, yaşananların farkındalar. Kızım bir gün bana dedi ki: ‘Baba, peçete lazım, gardiyan amcadan bulur musun?’ Dedim ki: ‘Bende var.’ Ama o bana şunu söyledi: ‘Sana lazım olur içeride, ben burnumu koluma silerim.’ Şimdi soruyorum: Bu çocuklara bunu neden yaşatıyoruz? Ben ne yaptım da bu tabloyla karşı karşıyayım? Tüm belgelerimi sunuyorum. 15 yıl bu devlete hizmet ettim. Altını çizerek söylüyorum: Ben devletin memuru oldum, kimsenin memuru olmadım. Farklı dönemlerde, farklı yönetimlerde görev yaptım ama hiçbir zaman siyasi bir angajmanım olmadı. Hakkımda tek bir yolsuzluk isnadı yok. Bugün geldiğim noktada ise, orta-üst düzey bir geliri olan, birikim sahibi bir insan iken dostlarına muhtaç hale getirildim. Neden? Ne yaptım? Kamu malını koruduğum için mi? Usulsüzlüklere izin vermediğim için mi? Eğer mesele buysa, o zaman hiç kimse kamu görevi yapmasın Sayın Başkan. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, bazı kişiler, örneğin Ali Malaz, hâlâ dosyalara müdahale etmeye çalışıyor. Bu açıkça kötü niyettir. Bunlar yargıyı yanıltmaya yönelik girişimlerdir ve bunun da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Ali Kurt, hangi isnatla tutuklu olduğunu net olarak bilmediğini ve 4 ayrı iddiadan bahsedildiğini, bunların hiçbirinin tutuklama gerekçesi olamayacağını ifade etti. “11 aydır tutsağım. Oysa devlet bana çok büyük, çok mahrem projeler emanet etti. Eğer niyetim farklı olsaydı, bu süreçte çıkıp çok şey söyleyebilirdim. Ama yapmadım. Çünkü dedim ki, ‘Benim yerim burasıdır, savunmamı mahkemede yaparım.’ 17-25 Aralık süreci ve 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi kritik dönemlerden geçtik. Bu süreçlerde devlet zaten hepimizi inceledi. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı gibi bir kurumda üst düzey yönetici olmak kolay değildir; ciddi güvenlik ve liyakat süreçlerinden geçersiniz. Buna rağmen ben siyasi olmadığım için kadro dahi alamadım; iki yıl daire başkanlığı yaptım ama asaleten atanmadım. Sonrasında istifa ederek KİPTAŞ’a geçtim; yerime gelen kişi ise hemen kadro aldı” dedi.

İstifa sürecinde kurum içinde ciddi bir rahatsızlık oluştuğunu, “Rakibe mi gidiyorsun?” sorularının sorulduğunu anlatan Kurt, “Oysa ben KİPTAŞ’ı rakip olarak görmedim, biri merkezi idare, diğeri yerel yönetim. Buna rağmen istifa dilekçem işleme alınmadan görevim düşürüldü, daire başkanlığından alınıp uzman kadrosuna geçirildim. Buna rağmen ses çıkarmadım. Üç gün sonra KİPTAŞ Genel Müdürü olduğum açıklandığında ise herkes kendi tavrıyla baş başa kaldı. KİPTAŞ’a geldiğimde de ciddi baskılar oldu. ‘Bu göreve bu kişi nasıl getirildi?’ denildi. Hatta ben bile bir noktada ‘Gerekirse ayrılayım’ dedim. Ama Sayın Ekrem İmamoğlu bana ‘İşine odaklan’ dedi. Ben de işime odaklandım. Zaman içinde yaptığımız işler,

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın