Alican Uludağ: Tutuklama Sürecindeki Usul Hataları

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Alican Uludağ: Tutuklama Sürecindeki Usul Hataları

Adliye muhabirliği, uzun yıllar boyunca gazetelerdeki yöneticilerin yeni muhabirleri “gönderdiği” ilk saha olma özelliğini taşıyordu.

Mesleğe adım attığım dönemlerde bu anlayış, yerini yavaş yavaş uzman gazeteciliğe bırakmaya başlamıştı. Ancak geriye dönüp baktığımızda, adliye muhabiri olarak kariyerine başlayan bir gencin, istisnalar hariç, 20 yıl boyunca aynı alanda çalışabileceği düşüncesi pek olası görünmüyordu.

Günümüzde adliye muhabirliği, gazeteciliğin “ilk durağı” olma özelliğini yitirip, bağımsız bir uzmanlık alanı haline gelmiştir.

Medyadaki dönüşüm, sahiplik yapısındaki köklü değişimler ve gazeteciliğin uygulanma biçimi gibi birçok neden sıralanabilir. Ancak günümüzde adliye/yargı muhabirliğinin niteliğini değiştiren en önemli faktörlerden biri, yargının siyasallaşmasıdır.

Adliye/yargı muhabirliği, artık sadece kamuoyunu ilgilendiren dava dosyalarını ve adliyedeki gelişmeleri aktarmakla sınırlı kalmıyor. Bağlamları analiz ederek, ilişkileri tanımlayıp haberi sunmak zorunluluğu doğuyor. Bu da, aynı zamanda siyaseti de “okumayı” yani tam bir saha hakimiyetini gerektiriyor.

Bu bağlamda Alican Uludağ, ülkemizde mesleğini en iyi icra eden, gazeteciliğe olan saygısıyla dikkat çeken ve gerçeği her daim savunan gazeteciler arasında yer alıyor.

Uludağ, şu anda beş gündür tutuklu bulunuyor.

Evinde ailesiyle birlikteyken gözaltına alınan Alican Uludağ için, tutuklandığı gün Çağlayan Adliyesi önünde yaptığım açıklamayı burada da yinelemek istiyorum:

Bu ülkede herkes, Alican Uludağ kadar işini iyi ve sorumlulukla yapabilse, Türkiye çok farklı bir noktada olurdu.

Bu kadar usul hatasıyla nereye?

Gazeteci Alican Uludağ’ın gözaltına alınıp tutuklanma süreci, birçok hatayla doludur.

– “Ankara İlinde Yakalanmak”

Evinde polis tarafından gözaltına alınmasına rağmen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamada “Şüpheli şahıs Ankara ilinde yakalanarak gözaltına alınmıştır” denilmesi dikkat çekicidir.

Sorgu tutanağında “şüphelinin kolluk marifetiyle yakalandığı” ifadesi yer alıyor. Bu ibare, tutuklama kararını veren İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği kararında da geçiyor.

Ankara, Alican Uludağ’ın ikamet ettiği ve yaşadığı yer. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, başka bir ilde yaşıyormuş gibi “yakalanmasından” bahsedilmesi, yapılmaması gereken hataların başında geliyor.

Ankara’da yıllardır yargı alanında gazetecilik yapan Uludağ’ın isminin bilinirliğine rağmen, anılış biçiminden bahsetmek bile gereksiz.

– İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Alican Uludağ hakkında re’sen bir soruşturma başlatıyor. Yani, herhangi bir suç duyurusu ya da şikayet olmaksızın. Soruşturmanın gerekçesi ise “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” ve “Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlamalarıdır.

X platformundaki son mesajı gerekçe gösteriliyor. Ancak yapılan çalışmada, geriye dönük tivitler araştırılarak bir yıl öncesine ait 22 tivitin dökümü çıkarılıyor.

– Şikayet ve suç duyurusu yok

Alican Uludağ’ın ifadesinde de belirttiği gibi, dosyaya konulan 2025 tarihli X mesajları nedeniyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan ya da avukatlarından herhangi bir suç duyurusu ya da şikayet bulunmuyor.

İfadesi alınabilecekken, gözaltına alındığı evinden mevcutlu olarak İstanbul’a götürülmesi, dikkat çeken bir başka durumdur.

– Kaçma Şüphesi ve Delilleri Yok Etme

“Şüphelinin kolluk marifetiyle yakalandığı” ifadesi, “kaçma şüphesi ve delilleri yok etme” gibi gerekçelere dayanak oluşturuyor. Ancak daha önce ifadeye çağrılmamış, evinde otururken gözaltına alınmış, mesleği 18 yıldır gazetecilik olan bir bireyin kaçma şüphesi bulunmadığı açıkça ortada. Bu durum, adaletle olan mesafenin, Ankara ile İstanbul arasındaki mesafeden daha fazla olduğunu gösteriyor.

Mahkeme kararında, Alican Uludağ’ın yok etme ya da gizleme ihtimali olan deliller belirtiliyor mu? Biliyor musunuz?

23 adet tivit. Evet, hepsi bu kadar.

Hepsi de dosyada mevcut. Alican Uludağ’ın herkese açık X hesabından derlenmiş mesajlar. Deliller bu. Peki, bu deliller nasıl karartılacaktı?

*

Alican Uludağ’ın ifadesinde dile getirdiği, X mesajlarının Cumhurbaşkanı’na hakaret değil, eleştiri olduğuna dair değerlendirmelere bile ulaşamadım.

Geldiğimiz noktada, usul hatalarından bahsetmeyi gereksiz bulanlar olabilir. Ancak bu düşünce yanlıştır. Usulün esasa mukaddem olduğu gerçeği, tarih boyunca bilinen bir kuraldır.

Ayrıca, tarihin gösterdiği bir başka gerçek de şudur ki; ne kadar çok gazeteci hapsedilirse hapsedilsin, gazetecilik asla hapsedilemez. Bu imkansızdır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın