Alican Uludağ’ın Tutuklamasına İtiraz Edildi!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Alican Uludağ’ın Tutuklamasına İtiraz Edildi!

23 Şubat 2026 17:12

Güncelleme: 23 Şubat 2026 17:20

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ’ın avukatları, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararına itirazda bulundu. Dilekçede, bu kararın Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarıyla çeliştiği iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Alican Uludağ hakkında X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlar sebebiyle “cumhurbaşkanına alenen hakaret” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla resen bir soruşturma başlattı. Uludağ, evinden gözaltına alındıktan sonra, 20 Şubat’ta İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklandı.

Uludağ’ın avukatları, söz konusu tutuklama kararına itiraz etti. Dilekçede, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun soruşturma yetkisinin bulunmadığı vurgulandı. Dilekçede, “Müvekkil Alican Uludağ, 18 yıldır Ankara’da yaşayan ve orada ikamet eden, adliyelerde ve yüksek yargı birimlerinde çalışan deneyimli bir yargı muhabiridir. 19 Şubat 2026 tarihinde, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı basın açıklamasını alıntılayarak X adlı sosyal medya hesabında bir paylaşımda bulunmuştur. Bu paylaşımda, ‘Casperlar’ olarak bilinen suç örgütüne dair soruşturmada bazı kamu görevlilerinin örgütle iş birliği yaptığına dair bilgiler yer almaktadır. Müvekkil, bu açıklamayı alıntılayarak, ‘mafyanın yalnızca üyeleri yok; aynı zamanda siyasetçiler, bürokratlar, hakimler, savcılar ve polisler de var…’ şeklinde bir ifade kullanmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Paylaşımın ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, Uludağ hakkında TCK’nın 301. maddesi kapsamında resen bir soruşturma başlattı ve aynı gün Adalet Bakanlığı’ndan izin alındı. Ancak, müvekkilin 19 Şubat 2026 tarihli paylaşımının ve TCK’nın 301. maddesindeki suçlamanın, soruşturmanın İstanbul’da açılıp yürütülmesi için yeterli olmadığı değerlendirildi. Soruşturma kapsamında, Uludağ’ın sosyal medya hesabında 2025 yılına ait 22 paylaşım da dosyaya dahil edildi. Ancak, ne terör suçları bürosunun ne de İstanbul’daki herhangi bir savcılığın, Ankara’da ikamet eden müvekkil hakkında soruşturma yürütmesi hukuken mümkün değildir. Savcılığın, TCK’nın 299. maddesini gerekçe göstererek kendisini yetkili sayması da hukuken geçersizdir.

“Savcılığın suç tarihini 19 Şubat olarak göstermesi…”

Soruşturma yetkisi bulunmayan İstanbul Terör Suçları Savcılığı, Uludağ’ın ifadesini almak için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazmak yerine, onun İstanbul’a getirilmesini talep etmiştir. Uludağ, 20 Şubat akşamı saat 20.00 civarında evinde gözaltına alınarak İstanbul’a götürülmüş ve ertesi sabah savcılıkta ifade vermiştir.

Savcılık, TCK’nın 301. maddesiyle soruşturma başlatmış olmasına rağmen, Uludağ’ı yalnızca TCK’nın 299. maddesinde tanımlanan ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan tutuklamaya sevk etmiştir. Bu suçlamaya dayanak teşkil eden 13 paylaşımın tümü 2025 yılına ait olmasına rağmen, tutuklama sevk yazısında suç tarihi olarak 19 Şubat 2026 gösterilmiştir. Savcılığın bu suç tarihini göstermesi, soruşturmayı yürütme yetkisi elde etme çabasından başka bir şey değildir ve hukuka aykırıdır.

Müvekkil hakkında isnat edilen tek eylem, yaptığı sosyal medya paylaşımlarıdır. Ankara’da ikamet eden Uludağ’ın, İstanbul Savcılığı tarafından niçin yetkili sayıldığını anlamak mümkün değildir. Anayasa’nın 37. maddesi, ‘hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz’ diyerek kanuni hâkim güvencesini düzenlemekte, Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddeleri ise adil yargılanma hakkını güvence altına almaktadır.

“İstanbul Savcılığı görev yönünden de yetkisizdir”

Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiştir. CMK 12 ve 161 ile 5235 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yapması gereken tek işlem, resen açtığı dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermektir. Ayrıca, müvekkile yöneltilen suçlamaların (TCK 217/A, 299, 301) terör suçlarıyla bir ilgisi bulunmamaktadır ve İstanbul Savcılığı görev yönünden yetkisizdir.

Ceza yargılaması hukukunun temel usul kurallarının bu şekilde keyfi bir biçimde ihlal edilmesi, tüm Türkiye’de temel hak ve özgürlükleri tehdit eden bir durumdur. Soruşturmayı başlatan savcının yaklaşımı kabul edilirse, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki savcının, dilediği kişi üzerinde özgürlük kısıtlaması yapmasının önü açılacaktır. İtirazımızın kabul edilerek, Anayasa’ya aykırı olan bu yaklaşıma son verilmesini talep ediyoruz.

“Tutuklama kararının gerekçesi, soruşturma dosyasının içeriğine açıkça uymamaktadır”

Dilekçede, hakimliğin verdiği tutuklama kararının gerekçesinin, suçlamaya konu edilen fiil, Uludağ’a yöneltilen suç ve kanunda öngörülen ceza miktarıyla soruşturma dosyasının içeriğiyle uyumlu olmadığı savunuldu.

Tutuklama kararının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tutuklama ve ifade özgürlüğüne dair hükümleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarıyla çeliştiği, ayrıca Anayasa’nın kişi özgürlüğü ve güvenliği ile ifade özgürlüğünü düzenleyen hükümleri ve Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay’ın yerleşik kararlarıyla da uyumsuz olduğu ifade edildi. (ANKA)

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın