Anayasa Mahkemesi: Hukukun Temel Güvencesi!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Anayasa Mahkemesi: Hukukun Temel Güvencesi!

(ANKARA) – Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 64. kuruluş yıl dönümü sempozyumunda yaptığı konuşmada, “Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğini belirtmek gerekir” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin 64. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Yüce Divan Salonu’nda “64. Kuruluş Yıl Dönümü Sempozyumu” düzenlendi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan sempozyuma; Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonu Başkanı Serap Yazıcı Özbudun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Hakimi Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ile Anayasa Mahkemesi ve yüksek yargı başkanvekilleri ve üyeleri katıldı.

Sempozyumun açılışında konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesi’nin, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürü olduğunu vurguladı.

Mahkemenin, yalnızca yeni bir yargı organının kurulmasını değil, aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargısal güvence altına alınmasını da temsil ettiğini belirten Başkan Özkaya, “Bu da Türk Anayasa Mahkemesi’nin hukuk devleti ilkesinin Türkiye’deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz, görev ve sorumluluklarını bu bilinçle yerine getirmekte ve bu şekilde devam edecektir. Kuruluşundan itibaren mahkememiz, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlenmiştir. 1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir” diye konuştu.

Kadir Özkaya, özellikle 2010 anayasa değişikliğiyle kabul edilen bireysel başvuru mekanizmasının Anayasa Mahkemesi’nin tarihsel gelişiminde önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Özkaya, “Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini sürdürüyor” dedi.

“Anayasa, kamu gücünü bağlamaktadır”

Anayasa yargısını ve fonksiyonunu doğru anlamak için, öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamak gerektiğini belirten Özkaya, şunları kaydetti:

“Zira anayasa yargısı, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil, anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvencedir. Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediği gerçeği göz ardı edilmemelidir.”

Öte yandan anayasa yargısının günümüzdeki genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı, demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir.

“Bireysel başvuru ile mahkememiz, bir içtihat üretim merkezi haline gelmiştir”

Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmayıp, devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir. Bu çerçevede anayasa yargısı, yalnızca ‘hukuki denetim’ yapan bir organ olarak sınırlı kalmamakta, demokratik düzenin sürdürülebilirliğini sağlayan ve özgürlükleri güçlendiren bir anayasal aktör olarak da karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte mahkememiz, yalnızca ihlalleri gidermeyen, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline gelmiştir. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür.

“AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında güçlü bir yargısal diyalog kurmuştur”

Başkan Özkaya, bu tarihsel gelişimin yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil, aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koyduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Nitekim mahkemenin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır. Mahkememiz, bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturmuştur. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca bireysel uyuşmazlıkları çözen bir mekanizma olmadığını, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren normatif ve dönüştürücü bir fonksiyon üstlendiğini göstermektedir. Bu yönüyle mahkememiz, hem subjektif etki (bireyin hakkını koruma) hem de objektif etki (hukuk düzenini dönüştürme) doğuran bir yargı pratiği geliştirmiştir.”

Anayasa Mahkemesi’nin ayrıca, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında güçlü bir yargısal diyalog kurduğunu söyleyen Özkaya, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ile kurulan bu etkileşim, mahkememizin kararlarında açıkça görülmekte; bu durum anayasa yargısını daha evrensel ve karşılaştırmalı bir perspektife taşımaktadır” dedi.

“Teknoloji” vurgusu…

Özkaya, Anayasa Mahkemesi’nin şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayarak, bu kapsamda hayata geçirilen uygulamaların anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını ifade etti. Anayasa Mahkemesi’nin bu anlayışla hareket ettiğini belirten Özkaya, şunları söyledi:

“Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkanların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Aynı zamanda, mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeff

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın