
Ani Köprüsü, İpek Yolu üzerindeki stratejik konumu ile tarih boyunca medeniyetler arasında ticaret ve kültürel etkileşimin önemli bir simgesi olarak dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan tarafından 4 Mayıs’ta imzalanan Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu ile ilgili mutabakat zaptı, bölge halkı ve tarihçiler arasında büyük bir heyecan yarattı.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri’nde, bir ayağı Türkiye’de diğer ayağı ise Ermenistan’da bulunan Ani Köprüsü, tarihi İpek Yolu’nun en önemli geçiş noktaları arasında bulunuyor.
11-12. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilen köprü, Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehri üzerine, yıkık bir durumda yer alıyor.

Köprünün yeniden inşası turizm açısından kritik öneme sahip
Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, Ani’nin Orta Çağ’ın en ihtişamlı şehirlerinden biri olduğunu belirtti.
Ani’nin yüzyıllar boyunca maruz kaldığı savaşlar, işgaller ve depremlere rağmen, farklı medeniyetlere ait mimari kalıntıları ile dünya tarihi açısından önemli bir arkeolojik alan olduğunu ifade eden Arslan, şunları kaydetti:
“Burası Anadolu’daki Türk-İslam tarihinin başlangıç noktasıdır. Anadolu’daki ilk Türk-İslam şehri olarak bilinir. İlk cami, mescid, mezarlık, hamam ve çarşı gibi bir şehirde bulunması gereken her eser Selçuklular döneminde burada inşa edilmiştir. Hem dünya tarihi açısından hem de Anadolu’daki Türk-İslam tarihi açısından son derece değerli bir arkeolojik alandır. Şehirde hâlâ ayakta kalan tarihi ve mimari kalıntılarımız mevcut. Bunlardan biri de Ani Köprüsü’dür.”
Arslan, Ani Köprüsü’nün Arpaçay Nehri üzerinde yer aldığını hatırlatarak, köprünün üzerindeki kitabenin günümüze ulaşamadığını belirtti.
Kitabenin eksikliği nedeniyle kesin inşa tarihinin bilinmediğini dile getiren Arslan, “Ancak 11-12. yüzyıllarda inşa edildiğini söyleyebiliriz çünkü plan ve mimarisi bunu göstermektedir. Tek sivri kemer gözlü olarak inşa edilmiş ve daha da önemlisi Arpaçay Nehri’ni geçen 30 metre genişliğinde bir açıklık söz konusudur. Bu, Orta Çağ için mimarlık ve mühendislik açısından bir başarı olarak değerlendirilmelidir. Ancak 19. yüzyıldaki işgal döneminde yıkıma uğramıştır. Köprünün bir ayağı Türkiye’de, diğeri ise Ermenistan tarafındadır.” dedi.

“Restorasyon, aslına uygun şekilde gerçekleştirilecek”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ile Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın başkanlığında, Türkiye Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi Büyükelçi Serdar Kılıç ve Ermenistan Özel Temsilcisi Rubin Rubinyan tarafından imzalanan ortak restorasyon protokolü, bu önemli dünya mirasının korunması açısından atılan en değerli adım olarak değerlendiriliyor. Arslan, bu konuda şunları söyledi:
“Protokol çerçevesinde köprü, iki ülke tarafından ortaklaşa restorasyona tabi tutulacak. Dünya mirası olan bu köprünün korunması sevindirici bir gelişmedir. Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin bir parçası olması da kıymetli bir durumdur. Köprünün restorasyon projeleri hazırlanacak. Ayrıca köprü ve çevresi bir arkeolojik kazıya ihtiyaç duymaktadır. Biz de kazı ekibi olarak 2026 kazı çalışması programına dahil ettik. Restorasyon, uluslararası standartlara uygun şekilde gerçekleştirilecektir.”
Kaynak: AA / Cüneyt Çelik – Yunus Okur – Onur Orhan
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



