Ankara NATO Zirvesi: İttifakın Geleceği Tartışılacak

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Ankara NATO Zirvesi: İttifakın Geleceği Tartışılacak

Ankara’nın NATO zirvesine ev sahipliği yapacak olması, Türk dış ve savunma politikasının NATO içindeki yerini yeniden gündeme taşıyor.

Bu durum, AK Parti hükümetinin Batı ittifakıyla olan ilişkilerinin derinlemesine analiz edilmesine zemin hazırlayacak.

Ankara’nın müttefik başkentlerle dünya ve bölge siyasasına dair bakış açıları tam olarak örtüşüyor mu? Örtüşmeyen perspektifler Türkiye’nin kendine özgü konumundan mı, yoksa mevcut iktidarın ideolojik duruşundan mı kaynaklanıyor?

Özellikle İran meselesinde, iktidar Avrupa’nın tutumunu haklı bulurken, Trump döneminde ABD ile ilişkilerini zayıflatmamak için mesafe koymada tereddüt mü ediyor?

Bu konular, geniş bir tartışma ortamı sağlayacak gibi görünüyor.

Ankara, NATO’da İran konusunun gündeme gelmesini mi istiyor?

Zirve hazırlıkları, tartışmaya açık konuları da beraberinde getiriyor.

Ankara merkezli TurkeyinDepth haber bültenine göre, Ankara’nın Suriye Devlet Başkanı Ahmet el-Şara ile Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır gibi bazı Arap liderlerini zirveye davet etme niyeti var. Ancak bu durum, diğer üye ülkeleri rahatsız etmiş gibi görünüyor.

Arap liderlerin davet edilmesiyle birlikte, Türkiye’nin zirvede İran konusunun da ele alınmasını istediği belirtiliyor. Diğer ülkeler ise asıl olarak Rusya-Ukrayna savaşına odaklanmak istiyor ve İran meselesinin gündeme gelmesine karşı çıkıyorlar.

Zirveye kimler davet ediliyor?

Son dönemde NATO zirvelerine üye olmayan ülkeler de davet edilmeye başlandı.

İttifakın devlet ve hükümet başkanlarının katılacağı ana toplantının yanı sıra, akşam yemeğine “ortak” statüsündeki ülkelerin liderleri de davet ediliyor.

Bazen dışişleri veya savunma bakanları düzeyinde ayrı toplantılara da, üye olmayan ülkelerin liderleri katılabiliyor. Örneğin, bu yılki zirvede Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’nin dışişleri bakanlarının toplantısına katılması bekleniyor.

Davetlerin düzenlenmesi, NATO Genel Sekreterliği ile ev sahibi ülkenin ortaklaşa hareket etmesini gerektiriyor. Davetler Brüksel’den mi yoksa Ankara’dan mı yapılacak? Ursula von der Leyen mi yoksa António Costa mı davet edilecek, yoksa her ikisi de mi? Genelde NATO’nun Hint-Pasifik ortakları olan Avusturya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore’nin liderleri de davet alıyor; Ankara’nın bu ülkeleri de davet etmesi olası.

NATO’nun güney kanadına dikkat

Bu noktada biraz arka plan vermekte fayda var.

Türkiye, NATO’nun 360 derecelik savunma konseptine özel bir vurgu yaparak, “İttifak güneyden gelen tehditleri göz ardı etmemeli,” diyor. Terörizm tehdidinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor ve NATO’nun güney kanadının da dikkatli olması gerektiğini savunuyor.

2004’te İstanbul’da düzenlenen NATO zirvesinde Türkiye, Körfez ülkeleriyle güvenlik iş birliğini geliştirmek amacıyla bir ortaklık programı oluşturmuştu. Ancak, Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden oluşan İstanbul İşbirliği Girişimi’nden beklenen sonuçlar elde edilemedi.

İlginç bir şekilde, Ankara’nın davet etmeyi planladığı Arap ülkeleri bu girişimin üyesi değil.

Şara’ya davet, İsrail’e mesaj mı?

Ankara, Ahmet El Şara’nın NATO zirvesinde yer almasını sağlayarak hem Şam’daki yeni rejimi destekleme hem de İsrail’e bir mesaj verme amacı güdüyor olabilir.

İran meselesinin en azından bakanlar düzeyinde gündeme gelmesi, Ankara’nın güney kanat hassasiyetini koruma hedefiyle de uyumlu görülüyor.

Ancak, ABD Başkanı Donald Trump’ın “NATO, İran savaşında yardımımıza gelmedi” şeklinde öfke duyduğu bir ortamda bu konunun gündeme alınmasının ne kadar anlamlı olduğu tartışma konusu.

Zirvenin, Trump Amerika’sı ile Avrupa arasında büyük bir ayrışmanın yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek olması dikkate alındığında, bu durum daha da önem kazanıyor.

Bu nedenle, zirvenin bölünmüşlükleri daha görünür hale getirmekten ziyade, birlik ve beraberlik görüntüsü sunması kritik bir öneme sahip.

Eğer zirveden güçlü bir birlik mesajı çıkarılabilirse ve transatlantik dayanışma ruhunun hâlâ canlı olduğu hissi oluşturulabilirse, Ankara bu süreçten büyük bir takdir ve kredi kazanabilir.

Ankara’nın Rusya bakışı da farklı

Ankara’nın durumu oldukça karmaşık, çünkü sadece İran değil, Avrupa’nın savunma mimarisi ve Rusya-Ukrayna savaşı konusunda da belirgin bölünmeler mevcut.

Bu bağlamda, Ankara’nın NATO-Rusya ilişkilerinin geleceği konusunda farklı bir perspektif sunduğu belirtiliyor.

Avrupa’nın bu aşamada Moskova ile diyalog kurma niyeti olmaması nedeniyle, Ankara’nın bu yaklaşımına mesafeli durduğu ifade ediliyor.

Türkiye’nin önceliği, Avrupa savunma mimarisinin olabildiğince NATO şemsiyesi altında kalmasını sağlamak olmalı. Müttefik ülkelerin isteksiz olduğu diğer alanlarda ısrarcı olmak, Türkiye’nin savunma hedeflerini elde etme konusundaki çabalarını zayıflatmamalıdır.

Zirve rutin bir toplantının çok ötesinde

NATO zirvesine iki aydan az bir süre kaldı.

Bu zirve, taşların yerinden oynadığı bir dönemde gerçekleşeceği için, sıradan bir toplantının çok ötesinde bir anlam taşıyacak.

Zirvenin siyasi hazırlıkları kadar lojistik boyutu da büyük önem taşıyor. Akşam yemeğinde sunulacak ikramlardan, heyetlere verilecek hediyelere kadar her şeyin detaylı bir şekilde planlanması gerekiyor.

<p dir="ltr" style="font-size </p>

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın