
Ankara’da bugün iki farklı bayramlaşma etkinliği gerçekleştirilecek.
Ancak, bayramlaşma etkinliklerinin ruhunun kaybolmuş olduğu açıkça görülüyor.
CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin bayramlaşma alanı olarak Güvenpark’ı seçti.
Tedbir amaçlı olarak genel başkanlık görevine oturan Kemal Kılıçdaroğlu ise CHP Genel Merkezi’nde bulunacak.
Uzun süredir devam eden “mutlak butlan” tartışmaları, yaşanan gelişmeler ve kararlar, “CHP içi mesele” ve “parti içi mücadele” çerçevesine sıkıştırılmaya çalışılıyor.
Elbette “mutlak butlan” tartışmasını sürekli gündemde tutan ve iktidara yakın olan medya organları, özellikle CHP kökenli isimlerle bu konuyu derinlemesine ele alarak bir strateji oluşturmuş durumda.
*
Oysaki bu mesele, yalnızca “CHP içi” bir tartışma olmanın çok ötesinde ve iktidar-muhalefet çatışmasının da ötesinde bir anlam taşıyor.
Butlan tartışmalarının ilk zamanlarında iktidara yakın isimler arasında yaşanan belirsizlik ve görüş ayrılıklarının temel kaynağı da buradaydı.
O dönemde kulislere sızan bilgilerin, AKP içindeki bazı etkili isimlerin “mutlak butlan” kararına tamamen karşı oldukları, bu fikri savunanların ise pek de emin olmadıkları yönünde olduğu söyleniyor.
Özgür Özel ve ekibinin, butlan kararı verilmeyeceği yönündeki inançlarından biri de bu belirsizlikti.
Gelen sinyaller, iktidar bloğunun önemli bir kesiminin butlanı hukuki bulmadığını gösteriyordu.
Özel ve ekibi, Kılıçdaroğlu’nun da bu noktaya gelmeyeceğini düşünüyordu.
Aynı zamanda bu kadar hukuk dışı bir kararın verilemeyeceği düşünülüyordu.
Ancak, yerel mahkemenin davayı “yok hükmünde” saymasından kısa bir süre sonra Ankara’daki dengeler değişti.
Baskın veya erken seçim sinyalleri, azalmayan oy oranları ve anayasa masasının kurulması ihtimali gibi faktörler, bu değişimin ana sebepleri arasında yer aldı.
*
Özel ve ekibinin tahminleri, beklenildiği gibi gerçekleşmedi.
Kılıçdaroğlu ve ekibi, beklenenden çok daha cesur adımlar attı.
İktidar bloğunun en etkili isimleri, bu kez butlandan yana tavır aldı.
İstinaf mahkemesi, beklenenin ötesinde bir karar verdi.
Ardından CHP Genel Merkezi’nde yaşanan görüntüler, atanmış genel başkanın eski yönetimi parti binasından çıkartması değil, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikelerin özeti gibi görünüyordu.
*
Türkiye uzun bir zamandır, “2,5 parti” dinamiğine hapsedilmeye çalışılıyor.
Başkanlık sisteminin gerektirdiği “bloklaşma-ittifak” anlayışını savunanlar, bu sistemin ABD modeli olarak sunulmasını destekliyor.
Elbette Türkiye’deki örgütlenme biçimlerinin, ifade özgürlüğü alanının ve özgürlüklerin ABD ile kıyaslanabilir bir yönü yok. Aynı zamanda bu sistemin de…
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki konuşmasında “demokrasinin Ortadoğu için fazla olduğu ve Körfez monarşilerinin daha başarılı bir istikrar sağladığı” şeklindeki ifadeleri, buradan oraya nasıl bakıldığını da ortaya koyuyor.
Daha kötüsü, bu düşünceleri benimseyenlerin Türkiye’de hiç de azımsanamayacak bir sayıda olmasıdır. “İstikrar” adı altında benzer bir yönetimi talep eden kişilerin sayısı dikkat çekici bir şekilde artıyor.
*
CHP, uzun süre toplumsal muhalefetin odak noktası ve ana akım partisi konumunda bulunuyor.
İstisnai dönemler dışında, sol ve sosyal demokrat oyların yüzde 35 civarına sıkışmasına rağmen, CHP’den sürekli olarak mutlak seçim zaferleri beklentisi, bu beklentilerin her seferinde boşa çıkmasına neden olmuştur.
Artık kendi kimliğini bulamayan geleneksel merkez sağ seçmenin CHP’ye yönelmemesi, merkezdeki boşluğun doldurulamaması, CHP’nin uzun süreli olarak yüzde 20’ler altında, ardından da yüzde 25 seviyesinde kal
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



