Ankara’da ‘Önce Siyaset Değişmeli’ Konferansı

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Ankara’da ‘Önce Siyaset Değişmeli’ Konferansı

Demokrasi Platformu, “Bahar Konferansları” kapsamında Ankara’da bir otelde “Önce siyaset Değişmeli” temalı bir konferans düzenledi.

Konferansın açılış konuşmasını, Platform adına eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç gerçekleştirdi. Etkinliğin moderatörlüğünü ise eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay üstlendi.

Konferansta, eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, sosyolog Doğu Ergil ve gazeteciler Taha Akyol ile Bekir Ağırdır da görüşlerini paylaştı.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KULLANMAK YERİNE SUSMA HAKKINI KULLANMAYI TERCİH EDEN BİR TOPLUM REFLEKSİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Özgürlükler ile güvenlik düzenlemeleri arasında sağlanamayan denge, toplumun mutluluğunu mümkün kılmamıştır. 2010 Anayasa değişikliğinden önce, Anayasa Mahkemesi kararlarında görülen ‘dini inancını içinde yaşat, dışa vurma’ anlayışı, 2010 sonrası ‘düşünceni içinde tut, dışarıya yansıtma’ şeklinde bir dönüşüm geçirmiştir. İfade özgürlüğü alanı giderek daralmıştır. Çoğulcu ve çoğunlukçu nitelikli sistemlerde, bir sayı fazlasının ‘hepsi benim’ anlayışı, temel haklar ve özgürlükler açısından geçerli olamaz. Azınlıkta kalan kesimlerin hakları, sayısal üstünlükten bağımsız olarak, demokrasi ve devletin güvencesi altındadır. Yaradılışta bulunan çoğulculuk, tek bir düşünceye veya inanca izin vermez. Ne yazık ki, bugün ifade özgürlüğünü kullanmak yerine susma hakkını tercih eden bir toplum refleksiyle karşı karşıyayız. Atatürk’ün ‘Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve yıkım vardır. Her ilerleme ve kurtuluşun anası özgürlüktür’ sözü, özgürlüğün ve çoğulculuğun toplumun birlik ve bütünlüğünü pekiştirmedeki önemini vurgulamaktadır.

“SORUNLARIMIZIN KAYNAĞINDA KEYFİ VE SİYASİ DAVRANIŞLARIN YER ALDIĞINI İFADE ETMEK GEREKİR”

Her siyasi dönem değişikliğinde ortaya çıkan kendine özgü kutsalların baskı ve zorlamalarla sürdürülmeye çalışılması kalıcı bir sonuç vermez. Korku ve çıkarlar yerine, sevgi ve adalet esasına dayalı değerler, toplumun mutluluğunu garantileyecektir. Farklılıkların bir arada yaşama iradesine katılmasa bile, başkalarının haklarını ve özgürlüklerini savunabilen onurlu bireylerin varlığı, toplumsal dayanışmayı güçlendirecektir. Kamu gücünün kullanımı sırasında siyasi ve ideolojik kimliklerin tercih sebebi haline gelmesi, eşit vatandaşlık ve liyakat ilkelerini zedelemektedir. Sorunlarımızın kaynağı, yetersiz anayasal ya da yasal düzenlemelerden çok, uygulama aşamasında ortaya çıkan keyfi ve siyasi davranışlardır.

“İHLAL KARARLARI CESARETLE UYGULANMALI”

Konuşmasının son bölümünde, yargı kararlarının uygulanmasıyla ilgili bir noktaya değinen Kılıç, son yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması konusundaki eleştirilerin arttığını belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurulara ilişkin kararlarında kaygılı bir tutum sergilediği ve bu durumun mahkemenin özgürlükçü duruşuna zarar verdiği ifade edildi. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararlarının dikkate alınmadığı belirtilerek, bu durumun Anayasa Mahkemesi’ne olan güveni zedelediği vurgulandı. Temel hak ve özgürlüklerin evrensel bir nitelik taşıdığına dikkat çeken Kılıç, Anayasa’nın 90. maddesine eklenen değişikliğin mahkemelerce hayata geçirilememesinin bireysel başvuru sayısını artırdığını ifade etti. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden gelen ihlal kararlarının cesaretle uygulanması gerektiğini belirten Kılıç, bu şekilde Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanmasını savunan aydınlara güç verileceğini dile getirdi. Yargı ile ilgili sorunların, acilen ele alınması gereken konular arasında olduğunu vurguladı.

“BİR DE BABADAN OĞULA EĞİLİMLERİMİZ VAR”

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, liderlik konusundaki gözlemlerini aktararak, “Liderler zayıf olduklarında etraflarını liyakat ve ehliyet prensibiyle güçlü insanlarla doldururlar. Ancak, güçlerini ele geçirdiklerinde bu ilkelere sırt çevirirler ve sadakat beklerler. Genel başkanı eleştirmek, davaya ihanet olarak görülür. Ayrıca, babadan oğula geçiş eğilimleri var. Bunun örneklerini sıklıkla görüyoruz. Örneğin, Erdal İnönü’nün siyasetle pek ilgisi yoktu ama partinin genel başkanı yapıldı. Aynı durum Menderes’in çocukları için de geçerli. Bu tür geçişler, zayıf liderliklerin sonucudur.” dedi.

“TÜRKİYE’NİN FELAKETİDİR PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI”

Çelik, liderlerin güçlüyken siyaseti bırakmadığını, ancak başarısız olduklarında da bırakmadıklarını belirtti. Örneğin, CHP’nin 1999 seçimlerinde barajın altında kalması sonrasında eski genel başkan Deniz Baykal’ın geri çekilmekte tereddüt ettiğini hatırlattı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in başarısızlığı kabul ederek geri çekilmesinin ardından teşkilatın baskısıyla yeniden geri döndüğünü vurguladı. “Demokratik liderlik, ortak akıldır ve istişareye dayalıdır.” diyen Çelik, Türkiye’nin içinde bulunduğu partili cumhurbaşkanlığı sisteminin bir felaket olduğunu ifade etti.

“BİZİM DEMOKRATİK BİR CUMHURİYETE İHTİYACIMIZ VAR”

Türkiye’nin bu durumdan kurtulması gerektiğini belirten Çelik, geçmişteki liderlerin partili cumhurbaşkanlığına karşı durduğunu hatırlatarak, günümüzdeki uygulamaların sorun yarattığını ifade etti. “Biz gerçek bir hukuk devleti olmalıyız.” diyen Çelik, sosyal devlet anlayışının adaletsizlik içinde var olamayacağını vurguladı.

“BİZ GERÇEKTEN BİR HUKUK DEVLETİ MİYİZ”

Konuşmasının son bölümünde, Çelik, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve demokratik değerler açısından sorgulanması gerektiğini ifade etti. Mevcut sistemin, demokratik bir cumhuriyet olmanın gerekliliklerini yeterince yerine getiremediğini belirterek, adaletin sağlanması için köklü değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın