Ankara’nın Suriye Krizindeki Üç Önceliği

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Ankara’nın Suriye Krizindeki Üç Önceliği

Gazeteci-yazar Murat Yetkin, Ankara’nın Suriye’nin kuzeydoğusunda HTŞ (Hizbullah Tahrir Şam) liderliğindeki silahlı grupların ilerleyişi ile Halep’i ele geçirme çabalarına karşı “seyirci kalmadığını” vurguladı. Bunun yanı sıra, Suriye Milli Ordusu’nun eski adı olan Özgür Suriye Ordusu’nun “Özgürlük Şafağı” Harekâtı’na başladığına dikkat çekti. Bu bağlamda, Ankara’nın yeni Suriye krizinde üç temel önceliği olduğunu yazdı.

Yetkin’in diplomasi, güvenlik ve savunma kaynaklarından edindiği bilgiler doğrultusunda, bu öncelikler şöyle sıralandı:

  • 1- Yeni bir göç dalgasının önlenmesi,
  • 2- PKK/YPG’nin yeni mevziler kazanmasının önlenmesi,
  • 3- Krizin olabildiğince diplomasi ve “vekil güçler” yoluyla söndürülmesi.

Yetkin, bu önceliklerin dizilimi göz önüne alındığında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Kasım başında duyurduğu Irak ve Suriye sınırlarında kapsamlı bir siyasi-askeri harekâtı kendi takviminden öne almak zorunda kalabileceğinin koşullarının ortaya çıktığını ifade etti. Bu durumun gerekçesi olarak, Ankara’nın aktif olarak dahil olduğu diplomatik çabaların sonuç vermemesi ile Suriye Milli Ordusu’nun PKK/YPG’yi Fırat’ın batısına sürme çabalarında başarısız olması gösterildi.

Öcalan Açılımını Nasıl Etkiler?

Yetkin yazısında, “İran’ın Suriye’de Hizbullah üzerinden yaşadığı gerilemenin, Astana Sürecini sona erdirip savaşı yeniden alevlendirecek mi?” sorusunu gündeme getirdi. Yetkin, bu soruya bir Türk diplomatın verdiği yanıtı da paylaştı: “Astana Süreci, aslında bir süredir buzdolabındaydı; gelişmeler o süreci sona erdirebilir ya da tersine, canlandırabilir.”

Yetkin, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Öcalan Açılımı”nın HTŞ’nin hızlı bir şekilde gelişen hamlelerinden nasıl etkileneceğine dair bir soru yöneltti. O, Ankara’nın siyasi dinamiklerine dair birkaç noktayı dikkate alarak şunları ifade etti: “Hafta başı itibarıyla, hükümetin Suriye ve Irak’taki PKK karşıtı mücadeleyi, Türkiye’deki gelişmelerden ayrı tutmaya çalışacağı söylenebilir.”

Yetkin, Abdullah Öcalan ile İmralı’da yüz yüze görüşme olanağının doğmasının ardından, hükümetin bu durumu YPG’nin Suriye’deki genişleme çabalarıyla bağlantılandırmaktan kaçınacağını öngördüğünü belirtti. Bunun yanında, Ankara’daki iç siyaset diplomasisi ile Suriye krizinin yarattığı uluslararası diplomasi dinamiklerinin ayrı düşünülemeyeceği üzerinde durdu.

HTŞ’in İktidar Alması Durumunda Ne Olacak?

Yetkin, yazısını HTŞ’in iktidarı ele geçirebileceği bir Suriye senaryosunun sonuçlarına dair değerlendirmeyle sonlandırdı. “HTŞ’in iktidarı alması halinde, İsrail’in sürekli saldırılarına maruz kalmış ve İran’ın kendisine faydadan çok zarar getirdiğini anlamış olan Esad’ın, bir süre daha iktidarda kalması ve hatta Türkiye başta olmak üzere birçok aktörün bu durumu ‘ehveni şer’ olarak değerlendirmesi mümkün olabilir” ifadesini kullandı.

Bu yazı yetkinreport.com sitesinden alınmıştır…

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın