Arıkan: Mescid-i Aksa ve Bölge Üzerine Değerlendirme

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Arıkan: Mescid-i Aksa ve Bölge Üzerine Değerlendirme

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol grubunun haftalık toplantısında gerçekleştirdiği konuşmada, Orta Doğu’daki gelişmelerin Türkiye’nin dış politikasına, ekonomik duruma ve iç siyasete etkilerini değerlendirdi.

Bölgedeki olaylara dikkat çeken Arıkan, “Bu bayramı maalesef İran’da vurulan okullar, Lübnan’a düşen bombalar ve Mescid-i Aksa’nın üzüntü verici durumu nedeniyle endişe ve öfkeyle geçirdik. İslam dünyasının en kutsal ayı olan Ramazan’da, en önemli ibadet yerlerinden biri olan Mescid-i Aksa’nın kapatılması kabul edilemez” diyerek, Mescid-i Aksa’da uzun yıllar sonra bayram namazı kılınamadığını hatırlattı. Beyrut’un Ramazan ayında bombalarla harabe haline geldiğini dile getiren Arıkan, “İran’da çocukların hayatını kaybetmesi, vicdanları yaraladı. Tüm bunların tek bir nedeni var: Ne nükleer programlar, ne balistik füzeler, ne kadın hakları… Amerika ve İsrail, bu bölge halklarını kelimenin tam anlamıyla ‘kendisine köle’ yapmak istiyor” ifadelerini kullandı.

İran’a yönelik saldırılara dair görüşlerini paylaşan Arıkan, “Biz, İran taraftarı değiliz. Biz, İran’la aynı taraftayız” dedi ve devam etti:

Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında, Türkiye ile İran’ın birbirine benzer durumlar yaşadığını belirten Arıkan, “İsrail’in Arz-ı Mev’ud hedefinde Türkiye ile İran’ın hiç bir farkı yoktur. Siyonizm açısından İran ne kadar hedefse, Türkiye de o kadar hedef durumundadır. Bu yüzden Türkiye ile İran, aynı tarafta olmak zorundadır. Bugün İran meselesi, mezhepler ve tarihsel farklılıklar üzerinden ele alınacak bir konu değil. Bu mesele, jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Türkiye, bu üç alanda da İran’daki savaşın olumsuz etkileriyle karşı karşıyadır. Komşularımızın iç barışı, istikrarı ve güvenliği, bölgemizin geleceği açısından son derece önemlidir.” şeklinde konuştu.

TRUMP’A SESLENDİ: ÜSLERİNİZ TARUMA OLDU

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamalarına karşı çıkan Arıkan, “İran’daki enerji tesislerine yönelik saldırıları beş gün ertelediğini söylüyor. Bir dakika, sen kim oluyorsun? Kime ne süre veriyorsun? Ey Trump, bunlar daha iyi günlerin. Yakında kaçacak delik bulamayacaksın. Bu açıklamalar, köşeye sıkışmanın getirdiği çaresizlikle zaman kazanma çabasından başka bir şey değildir. Washington’daki hesap Tahran’da tutmamıştır ve şimdi bunun üzerini örtmeye çalışıyorsunuz. Bölgedeki üsler tarumar oldu, demir kubbeleri kevgire döndü, Hürmüz’ün sularında boğuldu.” ifadelerini kullandı.

AKP’YE ÇAĞRI YAPTI: NE ZAMAN HAREKETE GEÇECEKSİNİZ?

Arıkan, D-8’in aktif hale getirilmesi gerektiğini belirterek, “D-8 sadece bir ekonomik organizasyon değildir. Asya’dan Afrika’ya uzanan, dünyanın en kritik enerji ve ticaret hatlarının merkezinde yer alan stratejik bir güç potansiyelidir. 1 milyarı aşan nüfusu ve trilyon dolarlık ekonomik hacmiyle büyük bir imkan sunmaktadır. Dünyanın en kritik enerji üretim alanlarının üzerindedir. Küresel ticaretin ana damarları olan ulaşım ve nakil hatlarını kontrol edebilecek konumdadır. İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale’ye, Süveyş Kanalı’ndan Aden Körfezi’ne, Hürmüz Boğazı’ndan Basra Körfezi’ne kadar uzanan hayati jeostratejik merkezlerin tam kalbinde yer almaktadır. Ama asıl güç buradan da büyüktür. D-8, 1 milyarı aşan nüfusu ile, 5 trilyon dolara yaklaşan ekonomik hacmi ile, eşi benzeri az bulunan bir potansiyeli temsil etmektedir. Bu kadar kaynağa ve stratejik güce sahip, daimi sekreterliği İstanbul’da bulunan bu kuruluşu tozlu raflarda bırakan iktidara soruyorum. Bu kadar olan biten karşısında ne zaman harekete geçeceksiniz?” dedi.

‘KANAL İSTANBUL’ ÇAĞRISI

Arıkan, AKP’nin tepkilere rağmen sürdürdüğü ‘Kanal İstanbul’ projesine de değinerek, “Bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler bize bir gerçeği haykırıyor. Boğazlar sadece birer su yolu, birer coğrafi geçit değildir. Boğazların stratejik önemini tartışmaya açabilecek Kanal İstanbul denilen, ekonomik ve politik akılla izah edilemeyecek o ‘fantastik’ projeden vazgeçin. Boğazlar milletimizin egemenlik belgesidir. Montrö Antlaşması ile güvence altına alınmış boğazları tartışmaya açmanın, bu tapuyu zayıflatmanın kimseye faydası yoktur” şeklinde konuştu.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın