
Bülent Arınç, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yeniden Cumhurbaşkanı adayı olacağına dair çıkan spekülasyonlarla ilgili olarak, “Her zaman olmasa bile arada bir görüşüyoruz, konuşuyoruz. Onun siyasetten uzaklaştığını biliyorum. Cumhurbaşkanı adayı gösterilme durumu yok. Bunu televizyonlarda küçük adamlar tartışıyor” ifadelerini kullandı. CHP ve AKP arasında köprü kurma iddialarına cevap veren Arınç, “Bu, aşağılık bir söylem. Diğer partilerin iç meselelerine girmem. Yaşadığım olaylar var ve tutuklama cezaya dönüşmemeli. Cezası kesinleştiğinde Tayyip Erdoğan Pınarhisar Cezaevi’nde hapis yattı, biz de oraya gittik. Aynı şekilde rahmetli Erbakan’ın cezası da kesinleşti. Ben güzel işleri takdir ederim. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşü yaptı, ‘helalleşme’ dedi ve bunların hepsini takdir ettim” şeklinde konuştu.
2002-2007 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve 2009-2015 yılları arasında Başbakan Yardımcısı olarak görev yapmış olan Bülent Arınç, bir kahvaltıda gazetecilerle bir araya gelerek soruları yanıtladı. Nefes yazarı Aytunç Erkin, Arınç’ın açıklamalarını köşesine taşıdı.
“Hiç CHP’li Olmadım”
Arınç, “AKP-CHP arasında köprü müsünüz?” sorusuna, “Ben hiç CHP’li olmadım. Siyasette yer alan herkese saygı gösteririm. Siyasetteki prensibim şudur: Manisa’da siyaset yapan arkadaşlarımı asla eleştirmem. Allah rahmet eylesin, Hüsamettin Cindoruk’u eleştirmiştim, o da bana, ‘Meclis Başkanı Meclis Başkanını eleştiremez’ demişti. Haklıydı. Özgür Bey özelinde ise, kendisine yakınını kaybeden tutuklu birinin kelepçeli olarak cenazeye katılmasıyla ilgili tavrı için teşekkür ettim. Ayrıntısını biliyorsunuz. CHP ile köprü olma durumu ise, bu aşağılık bir söylem. Başkalarının iç meselelerine girmem. Yaşadığım olaylar var ve tutuklama cezaya dönüşmemeli. Cezası kesinleştiğinde Tayyip Erdoğan Pınarhisar Cezaevi’nde hapis yattı, biz de gittik. Aynı şekilde rahmetli Erbakan’ın cezası kesinleşti. Güzel işleri takdir ederim. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, adalet yürüyüşü yaptı, ‘helalleşme’ dedi ve bunların hepsini takdir ettim. İlk kez anlatacağım: Kılıçdaroğlu Çubuk’taki şehit cenazesinde linç edilmeye çalışıldığında, sığındığı evin yakılmaya çalışıldığını biliyorum. Duyduğuma göre, o günlerde Alevi önderleri Kılıçdaroğlu’na giderek, ‘Çubuk bizim Kerbelamızdır, davasını güdelim’ demiş. O da ‘Hayır, kesinlikle olmaz’ diyerek engellemiş. Düşünsenize, Kemal Bey’in buna onay verdiğini.”
“Umutsuzluk Var; Bundan Kurtulmamız Gerek”
Anketlerdeki “Türkiye’nin sorunlarını kim çözer?” sorusuna gelen “Hiçbiri” yanıtının altını çizen Arınç, şunları kaydetti:
“İki anketin birinde ‘hiçbiri’ yanıtı yüzde 26, diğerinde ise yüzde 36. AK Parti yüzde 22, CHP de yüzde 17. Umutsuzluk var. Bu kötüye işaret. Buradan kurtulmamız gerekiyor. Adalete dönersek, Emanuel Kant’ın dediği gibi, ‘Güçlüyü adalete teslim edemediğimiz için adaleti güçlüye teslim ettik.’ Ya da Sezai Karakoç’un sözleriyle, ‘Geceye yenilmeyen her insana ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.’ Gençler bana soruyor: ‘Siyasete atılalım mı?’ Hayır diyorum. Bizim bir inancımız vardı: Ben Milli Nizam Partisi’nden geliyorum, Tayyip Bey de öyle. MTTB ve Birlik Vakfı’ndan geldik, bugün de TÜRGEV gibi oluşumlarla devam ediyoruz. Okuyun, mesleğiniz olsun, mesleğinizde en iyi yere gelin.”
“Sürece Candan Bir Şekilde Taraftarım”
“Terörsüz Türkiye” sürecinin geldiği noktayı ve “İran-İsrail” savaşını değerlendiren Arınç, şunları dile getirdi:
“Sürece candan bir şekilde taraftarım. Bahçeli’nin çıkışı şaşırtıcıydı. Ben de komisyonda 40 dakika konuştum ve birinci çözüm süreciyle ilgili deneyimlerimi aktardım. Sayın Bahçeli ortamı hazırladı ve süreç gelişti. Meclis Başkanı, ‘Aralık ayında bu iş biter’ demişti ama mayıs ayına geldik. Sayın Cumhurbaşkanı temkinli. Çünkü geçmişteki süreçte örgütün ihanetiyle karşılaşmıştık. Gelinen noktada mağaralar boşaltılmadı, silahlar göstermelik bırakıldı. Yine de çözümden umutluyum. Bu arada Trump, İran’daki PJAK’a çağrı yaptı ama onlar onurlu bir şekilde aparat olmayı kabul etmedi. İran-İsrail konusunda ise, Trump hayatı ne kadar seviyorsa, İran da ölümü o kadar seviyor. İran bombalara direniyor, Dubai’ye bir bomba atıldı, herkes kaçıyor.”
“RTÜK Adına Üzüntü Duyuyorum; TRT Bizim Çiftliğimiz Değil”
Arınç, TRT ve RTÜK’ü eleştirerek konuşmasına şöyle devam etti:
“TRT’yi çiftlik olmaktan çıkarmıştık. 2 kanaldan 12’ye çıkardık. Bugün RTÜK adına üzülüyorum. O günden bugüne gelen iflastır. Sadece sabah programlarından ya da dizilerden değil; tartışma programlarındaki rating kavgasından da bahsediyorum. RTÜK, siyasi-ideolojik bir kurum haline geldi. Bu işlerde dürüst ve tarafsız olalım. Bir gün beni aradılar ve 2 saat 15 dakika AKP mahalle delegasyonunun bile verildiğini söylediler. Haber Dairesi’ni aradım, ‘Talimat aldık’ dediler. Biz kamu yayıncılığı yapıyoruz, her partiye oy verenlerin vergisi var. Her partiyi eşit şekilde vermelerini söyledim, düzeldi. TRT bizim çiftliğimiz değil.”
“Enkaz Devraldık Diyemeyiz; 24 Yıldır Biz Yönetiyoruz, Kabahati Kimseye Yükleyemeyiz”
“Bugün gelinen noktada AKP’yi nasıl görüyorsunuz?” sorusuna Arınç, şu şekilde yanıt verdi:
“İbn Haldun’un devlet tanımı vardır. Devletler büyür, yükselir ve duraksama dönemine girer. İktidarlar için de geçerlidir bu durum. Yıllarca başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış, 24 yıllık bir iktidar… Yıpranacaktır tabii ki. ‘2001 kadroları gelsin’ diyorlar. O kadroyu buldun da… Mesele o kadrolar değil, 2001’deki ilkeler. İlkeler duruyor. Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele etmek için geldik. Geldiğimiz yıl yolsuzlukla mücadele için komisyon kurduk, 55 suç örgütünü
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



