
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kurucularından eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bülent Arınç ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın arasındaki tartışma giderek derinleşiyor. Arınç, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Yalçın’ın kendisine yönelttiği “Fosil siyasetçi, FETÖ’ye kuryelik ve aracılık ettiği günlerde elde ettiği politik(!) kazanımların karşılığını vermeye çabalıyor. Arınç, KHK’lılarla ilgili yanlış adrese gönderme yapıyor. Baltayı taşa vurmakla kalmıyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor” şeklindeki ifadelerine yanıt verdi.
Arınç, Yalçın’ın son iki yılda kendisi hakkında yazdıklarını dikkatlice takip ettiğini, ancak şimdiye dek herhangi bir yanıt verme gereği hissetmediğini belirtti. Bu duruma neden olan faktörlerden birinin, bu tür polemiklere karşılık verildiğinde hakaretlerin artması olduğunu ifade eden Arınç, esas sebebin ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye duyduğu saygı olduğunu dile getirdi.
Arınç, Yalçın’a şu sözlerle karşılık verdi:
“Anadolu’da insanlar çocuklarına isim koyarken, “adıyla yaşasın” diye dua ederler ki çocuklar, kendilerine verilen isimlerin anlamına uygun bir karakter geliştirsinler. Sana da edep sahibi olasın diye Edip; cömert ve hoşgörülü olasın diye de Semih adını vermişler, ama ne yazık ki olamamışsın…
Her kalemi eline aldığında, kime hangi hakareti etsem diye düşünen bu kişinin, hakkımda yazdıklarını okudum ama cevap verme ihtiyacı hissetmedim. Bunun iki nedeni var. Birincisi, bu tür isimlere karşılık verdiğinizde daha da azgınlaşarak hakaret dozunu artırmaları. İkincisi ise, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye olan saygımdır. Sayın Bahçeli, bana karşı eleştirilerinde genellikle sert olmuştur; ancak 12 Eylül Darbesi sonrası ülkücülerin davalarını benim üstlenmem sebebiyle, ülkücülerin bana olan sevgi ve saygısını çok iyi bildiğini belirtmiştir.
Fakat şu an geldiğimiz noktada had aşılmıştır, sabır taşım çatlamıştır…
Geçtiğimiz Cumartesi yaptığım bir konuşmada dile getirdiğim fikirler üzerine senin o zehir dolu kaleminden akıttığın ifadelerin bende hiçbir karşılığı yok. 40 yıldır siyasetin içindeyim ve benim tek rehberim vicdan ve ahlâk olmuştur. Bugüne dek bana karşı sarf ettiğin tüm ifadeleri temerrüt faizi ile sana iade ediyorum.
Sana ‘kimdir bu?’ diye sorduğumda, bilirsin ki ne diyorlar? ‘Şaribül leyli ven nehar.’
Tarih alanında profesörsün, sen anlarsın bunun ne anlama geldiğini…
Seninle ortak bir acımız var; evlat acısı. Dünyanın en büyük acısıdır ve yalnızca bu acıyı yaşayanlar anlamaktadır. İnan bana, bir gecede saçlarımın tamamen beyazladığına şahit oldum. Bu tür bir acıyı yaşayan insanların vicdan terazileri hassaslaşır, merhamet kapıları ardına kadar açılır. Ancak senin merhamet kapıların zincirlenmiş, vicdan terazilerin tartmıyor, gönül gözün ise kör olmuş.
Özetle, bu kişi artık hakaretlerine son vermelidir. Aksi takdirde, kendisini bizzat Sayın Bahçeli’ye şikâyet edeceğim ve yardımcı sıfatıyla taşıdığı bu kişinin hakaretlerine son vermesini talep edeceğim. Bu hakaretlere karşı artık sessiz kalmayı düşünmüyorum.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



