
Arkeoloji denilince akla genellikle kazılar, antik kentler ve binlerce yıllık eserler gelir. Fakat arkeolog ve Arkeofili’nin kurucularından Dr. Erman Ertuğrul, geçmişi anlamanın aslında insanı anlamak olduğuna dikkat çekiyor. Dijital çağda arkeoloji iletişimi üzerine doktorasını tamamlayan Ertuğrul, yaklaşık 12 yıldır Arkeofili aracılığıyla bilimsel arkeoloji bilgisini herkesin anlayabileceği bir dille milyonlarca okura sunuyor. Ancak günümüzde yapay zekâ ve dijital teknolojilerin içerikleri kaynak göstermeden hızla tüketebilmesinin bilim iletişimcileri için yeni zorluklar yarattığını, buna karşın güvenilir bilginin herkes için erişilebilir olması gerektiğini savunuyor.
Ertuğrul’a göre arkeolojinin karşılaştığı en büyük sorun yalnızca bilgi kirliliği değil. Kanıtların sınırlı olduğu bu alanda “Henüz bilmiyoruz” demek yerine kesin ifadeler kullanan, komplo teorileriyle dikkat çeken ya da bilimsel belirsizlikleri görmezden gelen anlatıların daha fazla ilgi gördüğünü belirtiyor. Bilimin temel sorumluluğunun kanıt olmayan yerde kesin konuşmamak ve eldeki verileri şeffaf bir şekilde paylaşmak olduğunu ifade eden Ertuğrul, arkeolojinin bilinmeyenlerini sansasyonel bir şekilde değil, merakla anlatmayı tercih ediyor.
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz? Üye girişi yapın
Dr. Erman Ertuğrul’un “Arkeoloji Meraklısının El Kitabı” ve son kitabı “Taşlar, Kemikler, Efsaneler” üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşi, kısa sürede kitaplardan çok daha fazlasına dönüştü. Piramitlerden Göbeklitepe’ye, Neandertallerden ateşin insanlık tarihindeki yerine, mitolojiden hayalet hikâyelerine kadar uzanan sohbetimiz boyunca, geçmişten çok bugünü ve insanı konuştuk. Kitabı okumaya yeni bilgiler öğrenmek umuduyla başlamıştım; bitirdiğimde ise elimdeki cevaplardan çok sayıda yeni soru vardı. Doğru bildiğimi sandığım pek çok şeyi sorgulama fırsatı buldum ve hiç bilmediğim birçok ayrıntıyla tanıştım.
Röportaj sırasında da aynı hisleri yaşadım. Sohbet öyle keyifli bir hal aldı ki, kendimi bir röportajcı değil, merak eden biri olarak buldum. Bu söyleşinin en güzel yanlarından biri de buydu; arkeolojiyi konuşurken farkında olmadan bugünü, insanı ve kendimizi de ele alıyorduk.
Dr. Erman Ertuğrul, Arkeofili’nin kuruluş hikâyesini, dijital çağda bilim iletişiminin dönüşümünü, yapay zekânın bilgi üretimi üzerindeki etkisini, arkeolojide belirsizlikle yaşamayı bilimsel bir erdem olarak görmenin nedenlerini, Anadolu’nun yeterince anlatılmayan hikâyelerini ve insanın binlerce yıldır aslında çok da değişmediğini iahaber’e anlattı.
– Bu kitaba başlarken yeni bilgiler öğreneceğimi düşünüyordum. Ancak bitirdiğimde elimdeki bilgilerden çok sorular vardı. Belki de “Taşlar, Kemikler, Efsaneler” kitabının en güçlü yanı bu. Kitap boyunca yalnızca geçmişi değil, bugünkü düşünme biçimimizi de sorgulamaya başlıyoruz. Bugün sizinle sadece kitabı değil, biraz da insanı konuşmak istiyorum.
Kitaba geçmeden önce Arkeofili’yi konuşalım. Sizi Arkeofili’yi kurmaya iten motivasyon neydi?
Arkeofili’yi üç arkadaş olarak kurduk. Etrafımızdaki insanların arkeolojiye büyük bir ilgi duyduğunu fark ettik. “Ben de arkeolog olmak isterdim ama iş imkânları nedeniyle olamadım”, “İstihdam azdı”, “Ülkemizde değer verilmiyor” gibi cümleleri sıkça duyuyorduk. İnsanlarda doğuştan gelen bir merak vardı ama bu merakı besleyecek bir mecra yoktu. Özellikle dijital alanda büyük bir eksiklik hissediliyordu.
Biz de herkesin anlayabileceği bir dille, akademik makaleleri ağır terminolojiden arındırarak ücretsiz bir platform kurmaya karar verdik.
İlk yıl beklentimiz oldukça mütevazıydı. Günde 20-30 kişi okursa bunun bile büyük bir ilgi olduğunu düşünüyorduk. Ancak özellikle ölü dillerin seslendirmeleri ve Türkiye’deki mozaiklerle ilgili içeriklerimiz beklediğimizin çok üzerinde ilgi gördü. İlk yıl web sitemiz yoğun ziyaretçi nedeniyle çöktü. O an gerçekten insanların arkeolojiye ne kadar meraklı olduğunu gördük.
Bunun üzerine ekibimizi büyüttük, daha fazla arkeoloğu dahil ettik ve sosyal medya içeriklerimizi artırdık. 2014’te başladığımız bu yolculuk yaklaşık 12 yıldır devam ediyor ve hâlâ büyük ilgi görüyor.
O dönemde internette arkeolojiyle ilgili içeriklerin önemli bir kısmı komplo teorileri ve yanlış bilgilerle doluydu. Biz ise bilimsel makaleleri herkesin anlayabileceği bir dille aktarmaya çalıştık. İnsanların da buna karşılık verdiğini görmek en büyük motivasyonumuz oldu.
Erman Ertuğrul’un ilk baskısı Ağustos 2024’te çıkan “Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının El Kitabı”nın kapağı
– 2024’te “Arkeoloji Meraklısının El Kitabı”nı yayımladınız. Arkeofili zaten geniş bir dijital arşiv sunuyor. Dijital çağda neden basılı bir kitap yayımlama ihtiyacı hissettiniz?
Bu sorunun cevabı, doktora tezime dayanıyor. Tezim, Türkiye’de dijital çağda arkeoloji iletişimi üzerineydi. Araştırmamda Arkeofili’nin yaklaşık 33 aylık istatistiklerini inceledim ve insanların bilgiye hangi cihazdan ulaştığının bile okuma davranışını değiştirdiğini gözlemledim.
Telefondan okuyan birinin bir makaleye ortalama 30-45 saniye ayırırken, masaüstünden okuyanların bu süreyi 1,5-2 dakikaya çıkardığını keşfettim. Tüketim alışkanlıklarımız kullandığımız cihaza göre değişiyor.
Bu nedenle telefon, bilgisayar ve kitap birbirinden tamamen farklı okuma deneyimleri sunuyor. Telefon hızlı tüketim için kullanılırken, kitap daha derin bir okuma imkânı sağlıyor.
Kitapta da amacım bu derinliği sağlamak oldu. Örneğin Mısır piramitleri gibi tek başına kitap olabilecek konuları 5-6 sayfada, bilimsel temelden kopmadan ama herkesin anlayabileceği bir dille özetlemeye çalıştım. Okurun kısa sürede güvenilir ve kapsamlı bilgiye ulaşmasını
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



