
Asgari ücretteki artış, kamuoyunda ve siyasiler arasında tartışmalara yol açmaya devam ediyor.
Son zam hakkında görüşlerini paylaşan Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alftalı, %27 oranındaki artışı yetersiz buldu ve şu ifadeleri kullandı:
Asgari ücretin 28.075,50 TL olarak belirlenmesi, ne ekonomik gerçeklerle ne de adalet duygusuyla örtüşmektedir. Bu rakam, milyonlarca çalışanın karşılaştığı hayat pahalılığını ve alım gücü kaybını göz ardı etmektedir.
Biz asgari ücret tartışmalarında popülizmden uzak duruyoruz, rakamları ve gerçekleri ele alıyoruz.
2024 yılı için enflasyon %44,38 olarak gerçekleşirken, asgari ücretliye yalnızca %30 artış yapılması, çalışanların %14-15 oranında reel kayba uğramasına neden olmuştur.
2025 yılı için beklenen enflasyon %31-32 seviyelerinde. Son iki yılın kayıpları bir araya getirildiğinde, asgari ücretin telafisi gereken ciddi bir fark ortaya çıkıyor. Bu duruma rağmen, %27’lik bir artışla 28.075,50 TL’yi yeterli görmek, yaşanan kayıpları görmezden gelmek anlamına geliyor.
Daha da endişe verici olan ise:
Yıllık enflasyon %31-32 iken, Aralık ayındaki kira artış oranı %35,91 olarak belirlenmektedir. Asgari ücretliye yapılan artışın büyük bir kısmı kiraya gitmektedir. En düşük gelir grubundaki bir vatandaş bu farkı nasıl kapatacaktır? Bu sorunun yanıtı oldukça zordur.
Asgari ücreti belirleyenlerin, yalnızca kağıt üzerindeki rakamları değil, mutfak ve kira hesaplarını da dikkate alması gerekmektedir.
Bu nedenle teklifimiz nettir ve gerekçelidir:
Asgari ücret net %50 artırılmalı ve en az 33.050,00 TL olmalıdır.
Adaletli olan budur.
Hayat pahalılığı ve enflasyonun nedeni asgari ücretliler değildir.
Bu bağlamda, %50 artış son derece makul bir talep olarak öne çıkmaktadır.
Önerdiğimiz %50’lik artışa kadar olan ücret farklarının vergi ve SGK prim yüklerinin kamu tarafından üstlenilmesi, hem çalışanların alım gücünü koruyacak hem de işveren üzerindeki maliyet baskısını azaltacaktır. Bu durum, istihdamın korunmasına ve kayıtlı çalışmanın güçlenmesine de destek sağlayacaktır.
Çalışana 28.075,50 TL olarak belirlenen ücret, işverene 41.535,23 TL’lik bir maliyet oluşturuyor. İşveren üzerindeki yüklerin de azaltılması elzemdir.
Açıklanan asgari ücret, çalışanlar açısından büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.
Asgari ücret, açlık sınırı değil, insanca yaşam sınırı olmalıdır.
Ayrıca, asgari ücretin altı ayda bir, TÜİK verileri ile bağımsız araştırma kuruluşlarının ortalaması dikkate alınarak güncellenmesi gerekmektedir.
Kasım ayı açlık sınırının 29.828,00 TL, yoksulluk sınırının ise 97.159,00 TL olduğu bir ülkede, 28.075,50 TL’lik asgari ücret kabul edilemez.
Bu tablo, yine dar ve sabit gelirli kesimin omuzlarına yük bindirmiştir.
Bu ücretle 2026 yılının geçirilmesi mümkün değildir. Adaletsizliğin bir an önce düzeltilmesi ve Temmuz ayında, refah payını da içeren bir ara zam yapılması gerekmektedir.
Saygılarımla …
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



