

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirdiği darbe girişiminin ardından, Türkiye’de askeri sağlık sistemi büyük bir değişim sürecine girdi. Bu süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sağlık altyapısına önemli etkileri olan bir dizi gelişme yaşandı. Özellikle GATA gibi köklü onur unsurları, başta olmak üzere toplamda 32 askeri hastane kapatıldı. Kapatılan bu hastaneler, sivilleşme adı altında Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Bu durum, özellikle operasyonlar sırasında yaralanan Mehmetçiklerin tedavisini gerçekleştiren yaklaşık 2 bin 43 savaş cerrahisi uzmanının sayısının giderek azalmasına yol açtı. Böylece, askeri sağlık sistemi ciddi bir gerileme sürecine girdi.
Sistem Geriye Gitti
Askeri doktorların bir kısmı emekli olurken, diğerleri özel hastanelere geçiş yaptı. Bu değişiklikler sonucunda 2016 yılından bu yana, askeri hastanesi bulunmayan ilk ve tek NATO üyesi ülke konumuna Türkiye geldi. Askeri sağlık sisteminin geriye gitmesi, sadece iç dinamiklerle sınırlı kalmadı; bunun yanı sıra Milli Savunma Bakanlığı, askeri tıp ve sağlık eğitimi konusunda işbirliği anlaşmaları imzalamaya yöneldi. Bu anlaşmalar arasında Afrika ülkeleri Gambiya ve Zimbabve’nin yanı sıra Romanya ve Kosova da yer aldı. Bu durum, Türkiye’nin askeri sağlık alanındaki uluslararası iş birliklerini sorgulattı.
Muhtaç Mı Oluduk?
2018-2023 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile dört ülkenin savunma bakanları arasında yapılan anlaşmalar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasıyla Dışişleri Komisyonu’na sevk edildi. Komisyon üyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, durumu eleştirerek, “Askeri hastanelerimizi kapattık, şimdi geri kalmış Afrika ülkeleriyle askeri tıp ve sağlık eğitimi işbirliği yapacağız. Askeri tıp eğitimi vereceksek, hangi uzmanlarla bunu gerçekleştireceğiz? Onlar bize eğitmen olarak yetiştirecekse o zaman durum daha da vahim; Afrika’ya muhtaç mı olduk?” ifadelerini kullandı.
Savaşlara Girmeyen Norveç’in Bile Var
Türkiye’nin 520 bini aşkın aktif askeri ve 400 bine yakın yedek askeri bulunduğu göz önüne alındığında, askeri sağlık altyapısının ne kadar kritik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, ordusunda 34 bin askeri bulunan Avusturya’da tam teşekküllü üç askeri hastane ve savaş cerrahisi uzmanları bulunmaktadır. Bu durum, I. Dünya Savaşı’nda tarafsızlık kararı almış ve II. Dünya Savaşı’nda teslim olan Norveç’in bile bir askeri hastaneye sahip olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin askeri sağlık alanındaki eksiklikleri, uluslararası düzeyde dikkat çekici bir zıtlık oluşturmaktadır.
Cumhur’un Küçük Ortağı Da İstiyor
Askeri hastanelerin yeniden açılması isteği, yalnızca muhalefet tarafından dile getirilmiyor; Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı olarak bilinen Demokratik Sosyalist Parti (DSP) de bu görüşe katılmaktadır. DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, askeri hastanelerin açılmasının “mutlak bir ihtiyaç” olduğunu vurgulayarak, “GATA adıyla yeni bir hastane yapılmalı ve ayrıca Erzurum, İzmir, İstanbul, Adana, Diyarbakır, Malatya’ya birer askeri hastane inşa edilmelidir” çağrısında bulundu. Bu öneriler, askeri sağlık altyapısının yeniden yapılandırılması yönünde kamuoyundan gelen taleplerin
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



