Avşar: Tapu Teklifi Mülkiyet Hakkını Tehdit Ediyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Avşar: Tapu Teklifi Mülkiyet Hakkını Tehdit Ediyor

30 Nisan 2026 11:25

Güncelleme: 30 Nisan 2026 14:15

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde devam eden “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin birinci bölümü üzerine partisi adına görüş bildirdi. Avşar, bu düzenlemeyi bir ‘torba kanun’ olarak nitelendirerek, “Bu torba kanunda acele kamulaştırma var, belediyelerin malına göz dikmek var. Ancak riskli alanların tespiti ve dönüşümü ile ilgili tatmin edici bir düzenleme yok!” şeklinde konuştu. Avşar, ayrıca, “Ekrem İmamoğlu demişti ya: 30 yıl önce alınmış diplomayı iptal eden akıl, yarın sizin tapunuzu da elinizden alır, tarlanıza çöker.” ifadelerini kullandı.

Avşar, ‘Tapu Kanunu’ olarak adlandırılan düzenlemenin 15 farklı kanunda değişiklikler öngördüğünü belirtti. Bu değişikliklerin, denetim ve yetkinin tek elde toplanmasına yol açarak mülkiyet hakkına saldırı anlamına geleceğini vurguladı.

Teklifin gerekçesi olarak sunulan depremin daha bilinçli bir şekilde ele alınması gerektiğini ifade eden Avşar, Türkiye’nin deprem kuşağında bulunduğunu hatırlatarak bu tespitin önemli olduğunu ancak gecikmiş bir değerlendirme olduğunu belirtti.

Teklif metninde kaçak yapılaşmanın önlenmesine yönelik yaptırımlar öngörülmesine rağmen, geçmişte çıkarılan sekiz imar affını hatırlatan Avşar, “Bu torba kanunda acele kamulaştırma var, belediyelerin malına göz dikmek var, fakat riskli alanların tespiti ve dönüşümü ile ilgili dişe dokunur bir şey yok!” dedi.

“Mülkiyet hakkı ihlal edilerek Anayasanın 35. maddesiyle çelişiyor”

Avşar, teklifin 6. maddesiyle kooperatif ortaklarının taşınmazları üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının öngörülmesinin, mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ve Anayasa’nın 35. maddesiyle çeliştiğini dile getirdi. Bu madde ile tüm hak sahiplerine anahtar teslim edilmeden, dairesini önceden alan veya hissesini 3. kişilere devretmek isteyenlerin engellendiğini kaydetti.

“30 yıl önce alınmış diplomayı iptal eden akıl, yarın sizin tapunuzu da elinizden alır”

Avşar, teklifin 11. maddesiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sınırsız yetki verilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini belirterek, “Kamu arazileri, mülkleri satılıyor yetmiyor, şimdi vatandaşın tarlasına ve tapusuna sulanıyorsunuz. Ekrem İmamoğlu demişti ya: 30 yıl önce alınmış diplomayı iptal eden akıl, yarın sizin tapunuzu da elinizden alır, tarlanıza çöker.” şeklinde konuştu.

Avşar, yangın güvenliği kontrolleriyle ilgili 12. maddeden bahsederken Kartalkaya’dan ders alınmadığını vurguladı.

“Aksaklık varsa kamu sisteminden kaynaklanıyor”

Avşar, belediyelerin, bağlı kuruluşlarının kontrollerindeki şirketlerin yeni şirket veya kooperatif kurmalarını, ortak olmalarını, sermaye koymalarını ya da hibe dâhil her türlü yolla hisse edinmelerini Cumhurbaşkanı’nın iznine bağlayan 17. maddeden bahsederek, belediye uygulamalarının Sayıştay denetimine tabi olduğunu ve bir aksaklık varsa bunun kamu sisteminden kaynaklandığını ifade etti.

Son iki yılda kültür varlıklarına el konulduğunu, İller Bankası’ndan yeterli kaynak sağlanmadığını, bir büyükşehir belediye başkanı AKP’ye geçtiğinde belediyesine 860 milyon TL’lik finansman verildiğini ve Devlet Denetleme Kurulu’na memurları ve diğer kamu görevlilerini doğrudan görevden uzaklaştırma yetkisi verildiğini öne süren Avşar, bunları idari, mali ve siyasi baskı olarak tanımladı.

“Ne yeterli bütçe, ne de belediyelerde yetişmiş insan kaynağı bırakıldı”

Avşar, Şehir Plancısı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odası’nın hukuk danışmanı Can Atalay, İstanbul Planlama Ajansı başkanı Buğra Gökçe’nin tutuklu olduğuna dikkat çekerek, depreme karşı alınacak önlemler için ne yeterli bütçe ayrıldığını ne de belediyelerde yetişmiş insan kaynağı bırakıldığını vurguladı. Ayrıca, 2026 bütçesinde, Çevre Bakanlığına ayrılan bütçenin 10 katının faize ayrıldığını belirtti.

Avşar, iktidarın sürekli ‘Deprem siyaset üstüdür’ söylemini yineleyerek, çözüm ortağı olması gereken belediyelerin idari yetkilerinin kısıtlandığını ve siyasi baskıya maruz bırakıldığını, bu durumun en çok halkı etkilediğini ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın