Babacan: Barış İçin Cesaretle Yüzleşmeliyiz

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Babacan: Barış İçin Cesaretle Yüzleşmeliyiz

Haber: Ahmet ÜN – Kamera: Mehmet Mucahit CEYLAN

(DİYARBAKIR) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Diyarbakır’da katıldığı iftar programında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekâtlarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Babacan, “Dış müdahalelerle demokrasi kurulamaz. Geçmişte Irak ve Afganistan’da bunun örneklerini yaşadık. Bu nedenle, saldırıların başladığı andan itibaren net bir tavır sergiledik ve bu askeri operasyonu kınadık. Ancak, İran’ın bölgedeki ülkelere yönelik saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz. Gerilimi artıran her yeni füze, bu yangını büyütmektedir” dedi.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Diyarbakır İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Bir düğün salonunda gerçekleştirilen iftar etkinliğinde Babacan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına, 16 Mart 1988’de gerçekleşen Halepçe katliamının yıl dönümünü anarak başlayan Babacan, “Tam 38 yıl önce Halepçe’de yaşanan katliamda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Allah, insanlığa böyle bir zulmü bir daha göstermesin. Bu acıları hafızamızda tutmalıyız ki, insanlık suçu işleyenler, toplum vicdanında ve ebedi mahşerde mahkûm olacaklarının bilincinde olsunlar” ifadelerini kullandı.

Babacan, konuşmasına 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutlayarak devam etti:

“Tam 111 yıl önce, Çanakkale’de omuz omuza vererek bir kahramanlık destanı yazdık. Uzaklardan gelip burada ahkam kesmeye çalışanlara karşı, Türküyle Kürdüyle aynı bayrağın altında, aynı siperlerde tek vücut olarak mücadele ettik. Bugün de bizim görevimiz, o ‘Çanakkale ruhu’nu yaşatmak ve bu topraklarda barışı kalıcı kılmak olmalıdır” dedi.

Babacan, 21 Mart’ta kutlanacak Nevruz ile ilgili olarak ise, “Cumartesi günü hep birlikte Nevruz’u kutlayacağız. Nevruz, Mezopotamya’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada yüzyıllardır kutlanan, baharı, yenilenmeyi ve umudu simgeleyen kadim bir bayramdır. Farklılıklarımızı zenginlik olarak gördüğümüz, herkesin kendini özgür ve eşit hissettiği bir Türkiye idealine ulaşmak için Nevruz’dan ilham almayı diliyorum. Diyarbakırlı hemşehrilerimizin şahsında, Nevruz’u kutlayan tüm vatandaşlarımızın bayramını tebrik ediyorum; bölgemizde barış ve bereket getirmesini umuyorum” şeklinde konuştu.

Babacan, ülkenin mevcut sorunlarına da değinerek, “Bu ülkenin meseleleri korkularla, hamasetle ve düşmanlık üreterek çözülemez. Cesaretle yüzleşmek, yeni sözler söylemek gerekiyor. Devlet yönetmek, korkakların değil, cesurların işidir” ifadelerini kullandı.

Çözüm sürecine dair görüşlerini aktaran Babacan, “1 Ekim 2024’te başlayan sürecin ilk gününden itibaren destek vereceğimizi söyledik. Barış olsun, yeter ki bu ülke huzura kavuşsun. Diyarbakır’da ayrı, Ankara’da ayrı konuşanlardan değiliz. Biz, yıllardır söylenmesi gerekenleri söylüyoruz” dedi.

Babacan, “Barış süreci tamamlandıktan sonra, çözüm sürecine geçilmelidir. Kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla değil, adaletle sağlanır. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Bu yüzden, insanın doğuştan sahip olduğu haklar hiçbir şartın konusu olmamalıdır” şeklinde konuştu.

Çeşitli sosyal sorunlara da dikkat çeken Babacan, “Ramazan ayında iftar sofrası kurmak zorlaştı. Aileler, bayramda misafir davet etmekten çekinir hale geldi. Bayramlar, kardeşliğin ve dayanışmanın en çok hissedildiği günlerdir. Ancak, bugün pek çok aile bayramın eski huzurunu ve sevincini kaybetmiş durumda. İnsanlar geçim sıkıntısı içinde” dedi.

Babacan, “Diyarbakır’da bağımlılık sorunu büyüyor. Bu sorunlar birbirleriyle bağlantılı. Hukuk zayıflarsa, ekonomi zayıflar. Adalet zayıflarsa, devlete güven kalmaz” ifadelerini kullanarak, ülkenin her köşesinde huzurlu sofralar için çalıştıklarını belirtti.

Konuşmasında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değinen Babacan, “Yanı başımızda bir savaş sürüyor. Savaşlar, geride ölüm, yıkım ve istikrarsızlık bırakır. Sorunlar barışçıl yollarla çözülmeli. Uluslararası hukukun ihlali kabul edilemez. Dış müdahalelerle demokrasi kurulamaz. Bu nedenle, saldırıları kınıyoruz. Ancak, İran’ın bölgedeki ülkeleri hedef alan saldırıları da kabul edilemez. Gerilimi artıran her adım, bu yangını büyütür” dedi.

Babacan, Türkiye’nin soğukkanlı ve ilkeli bir devlet duruşuna ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, “Türkiye, zorbaların değil hukukun, silahların değil diyaloğun yanında yer almalıdır. Çünkü savaş, bu coğrafyada yaşayan hiçbir halkın yararına değildir” şeklinde konuştu.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın