Babacan: Kalıcı Barış İçin Adalet Şart!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Babacan: Kalıcı Barış İçin Adalet Şart!

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, kalıcı barışın sağlanabilmesi için hukuk devleti ve yargı bağımsızlığının önemine dikkat çekti. Babacan, “Silahların susması, terör örgütünün tasfiyesi ve şiddetin tamamen ortadan kaldırılması son derece önemlidir. Ancak geldiğimiz aşamada, kalıcı barışın sadece silahların susmasıyla mümkün olamayacağını belirtmek zorundayız. Kalıcı barış; adaletle, hukuk devletiyle ve temel hakların güvence altına alınmasıyla sağlanır. Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse ve yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, konunun kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz” ifadelerini kullandı.

Babacan, Yeni Yol Partisi’nin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara değindi. Konuşmasına, Balıkesir’de kaza kırıma uğrayan F-16 uçağında şehit olan pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın ailesine başsağlığı dileyerek başladı.

Kayyum uygulamaları, Anayasa Mahkemesi kararları, “Casperlar” soruşturması, Gazze’deki gelişmeler ve genç işsizlik gibi birçok başlıkta iktidarı eleştiren Babacan, “Yanlışa yanlış, doğruya doğru demeye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

“Terörsüz Türkiye” sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Babacan, bu sürecin başlangıcında “Barış savaştan iyidir, diyalog çatışmadan iyidir” dediklerini hatırlatarak, sürece katkı sağlamaya devam edeceklerini vurguladı.

Silahların susmasının önemli olduğunu, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Babacan, “Kalıcı barış; adaletle, hukuk devletiyle ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür” dedi.

Kayyum ve yargı kararları vurgusu

Komisyon raporunda kayyum uygulamalarının sona erdirilmesine dair ifadeleri önemli bulduklarını belirten Babacan, bunun somut hukuki güvencelerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı ve şunları ekledi:

“Siyasetin yargıya müdahale ettiği, kararların fiili olarak etkisiz kılındığı bir ortamda hangi hukuk devletinden bahsedebiliriz? Ne yazık ki, raporun genelinde gördüğümüz iyi niyeti, iktidarın uygulamalarında ve fiiliyatında göremiyoruz. Eleştiri ile suçu ayırmayan bir hukuk düzeninde ifade özgürlüğünden söz edilemez. Bir taraftan özgürlükten bahsedip, diğer taraftan yargıyı baskı aracı olarak kullanmaya devam ederseniz, insanları bu sürece ikna edemezsiniz. Meseleyi kökünden çözmek istiyorsanız, yapılması gerekenler çok açıktır; yargıyı siyasetin gölgesinden çıkarın, özgürlükleri keyfi kararlarla daraltmayın, demokrasiyi güçlendirin. Temel hak ve özgürlükleri sağlam güvencelere bağlayın. Unutmayın, adalet varsa güven vardır; güven varsa huzur vardır, huzur varsa kalıcı barış mümkündür. Aksi takdirde daha çok komisyon kurulur, raporlar hazırlanır ama somut bir sonuç elde edilemez.”

“Bugün ülkemizde yürütme ergi, yasama organı olan Meclis ve yargı tamamen tahakküm altına alınmıştır”

Babacan, dikkat çekmek istediği bir diğer konuya da değinerek, “Bu raporun altında imzası olan siyasi partilerin toplam milletvekili sayısı, ne yasa yapmak ne de Anayasa’yı değiştirmek için yeterlidir; bu partilerde 400’den fazla milletvekili var. Ancak rapor, birilerine tavsiye cümleleriyle dolu. Anayasayı ve yasaları yapma yetkisi Meclis’indir. Bu raporu hazırlayan siyasi partiler gerçekten sözlerinin arkasındaysa, gelin hep birlikte raporda yazılanların gereğini bu yüce Meclis’in çatısı altında yapalım. Ancak herkes biliyor ki, hangi raporu yazarsanız yazın, hangi yasayı çıkarsanız çıkarın, iş uygulayıcılara geliyor. Uygulayıcıların tamamını yöneten yürütme ergi, yani Sayın Cumhurbaşkanıdır. Bugün ülkemizde yürütme ergi, yasama organı olan Meclis ve yargı tam anlamıyla tahakküm altına alınmıştır. Eğer birileri iddia ediyorsa ki ‘Ülkede güçler ayrımı var’, o zaman hadi hodri meydan, raporun gereklerini yerine getirelim. Neden yürümüyor? Neden Meclis adım atamıyor? İşte komisyonlar burada, Genel Kurul burada. Meclis, bağımsız bir irade ortaya koyabilse bunları yapamaz mı?” şeklinde konuştu.

“Meclis Şerafettin Can Atalay kararının gereğini yapamaz mı? Hemen bugün yapabilir”

Babacan, “Meclis, Şerafettin Can Atalay kararının gereğini yapamaz mı? Hemen bugün yapabilir. İçişleri Bakanı kayyımları hemen geri çekemez mi? Bugün çekebilir. Adalet Bakanı yargıya dönüp, ‘üst mahkeme kararlarına, AYM kararlarına uyun’ diyemez mi? Diyebilir. Peki bunlar oluyor mu? Olmuyor. Çünkü tek bir kişi, tüm sistemi kilitlemiş durumda. Bu raporda yazılanların gerçekleşmesi için iktidarın samimi bir irade ortaya koyması gerekiyor. Oysa henüz bu iradenin hiçbir emaresi yok. Her şeye rağmen, biz dün neredeysek bugün de oradayız. İktidarın durumunu yeni öğrenmedik, gayet iyi farkındayız. Buna rağmen tarihi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Sürece katkı vermeye de devam edeceğiz. Yanlışa yanlış, doğruya doğru demekten geri durmayacağız. Çünkü barıştan, adaletten ve demokrasiden asla vazgeçmeyeceğiz.”

“Casperlar” soruşturması: Kurumsal güvenlik zafiyeti

Kamuoyuna yansıyan “Casperlar” adlı silahlı suç örgütü soruşturmasına da değinen Babacan, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu birçok kişinin tutuklandığını hatırlatarak, “Bir suç örgütünün kamu görevlileriyle irtibat içinde olması son derece vahim bir durumdur. Burada yalnızca bireysel bir yozlaşma yoktur; aynı zamanda kurumsal bir güvenlik zafiyeti söz konusudur” dedi. Soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Babacan, “Sonu nereye varırsa varsın, gerçeğin ortaya çıkarılması şarttır” şeklinde konuştu.

Gazze mesajı

Babacan, Gazze’de iki yıldır süren saldırılara da değinerek, “70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Bu, tam anlamıyla bir vahşet ve insanlık suçudur” ifadesini kullandı. Ateşkesin, işlenen suçların cezasız kalması anlamına gelmemesi gerektiğine dikkat çeken Babacan, uluslararası camianın İsrail yönetimi üzerindeki baskıyı sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

TÜİK verilerine atıfta bulunan Babacan, 15–34 yaş grubunda 6,5 milyon gencin ne eğitimde ne de istihdamda olduğunu belirtti. “Bu oran yüzde 27, son dört yılın en yüksek seviyesidir” diyen Babacan, gençlerin umutsuzluk nedeniyle suç örgütlerinin ve yasa dışı yapıların etkisi altına girebildiğine dikkat çekti. “Devlet, gençlere fırsat eşitliği sağlamak zorundadır” diyen Babacan, gençliğini kaybeden bir ülkenin yönünü kaybedeceğini ifade etti.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın