
(ANKARA) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları hakkında yaptığı açıklamalarda, “Türkiye’nin acilen bir ‘kültür politikası’na ihtiyacı var. Bunun yanı sıra siyasetin dilinin yumuşaması da elzem. Başarısızlıkla başa çıkamayan, düşman üreterek ve toplumu kutuplaştırarak iktidarını sürdürmeye çalışan bu yönetim anlayışının değişmesi gerekiyor.” dedi.
DEVA Partisi’nden yapılan açıklamaya göre, Babacan, Yeniçağ Gazetesi’ne verdiği röportajda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Babacan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarından derin üzüntü duyduğunu ifade etti. Olayların niteliğine dikkat çeken Babacan, Türkiye’de bir kültür politikasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti:
“Olayların niteliğine baktığımızda, geleceğe dair endişelerimiz, bugünkü üzüntümüzden daha büyük. Ülkedeki siyasi kutuplaşma ve toplumsal gerginlik, güvenliğimizi tehdit eder hale geldi. Bireysel silahlanma kontrolsüz bir şekilde artıyor. Trafikte birçok kişi, küçük bir kaza ile patlamaya hazır bir durumda araç kullanıyor. Gençler için eğitimde ve iş gücünde fırsat eşitliği kalmadı. 15-34 yaş arası 24 milyon gencimizin 6,5 milyonu ne eğitimde ne de işte. Küçük yaştaki çocuklar uyuşturucu, sanal kumar ve çeteleşme gibi suçlara yönlendiriliyor. Türkiye’nin acilen bir ‘kültür politikası’na ihtiyacı var. Bunun yanı sıra siyasetin dilinin yumuşaması gerekiyor.”
“Seçimin ne zaman olacağı Erdoğan’ın işine ne zaman geleceğiyle alakalı”
Kamuoyunda artan erken seçim beklentilerini değerlendiren Babacan, bu durumun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için anayasal bir zorunluluk olduğunu belirtti. Babacan, “Seçim kararını ya Erdoğan tek başına alıyor ya da Meclis erken seçim kararı alabiliyor. Ancak Erdoğan’ın tekrar aday olabilmesi, Meclis’in 360 oyla erken seçim kararı almasına bağlı. Yeniden aday olma isteği varsayılan bir durum. Dolayısıyla, bu seçimin Meclis kararıyla ve muhtemelen biraz erken yapılması gerekiyor. Erken seçim derken, bu altı ay gerektirmiyor; bir hafta bile öne çekilse bu da erken seçim sayılır. Ama asıl belirleyici, seçim tarihinin Erdoğan’ın çıkarlarına ne zaman uygun olduğudur.” şeklinde konuştu.
“Yüksek faizin asıl sebebi dışarıdan dövizi cezbetmektir”
Ekonomideki durumu ve döviz kurlarını ele alan Babacan, “Döviz kurunu yüksek faizle tutuyorlar. Dünyanın en yüksek faizi ile Türkiye’ye döviz çekiliyor ve Merkez Bankası’nın döviz rezervi de kuru baskılamak için kullanılıyor. Yüksek faizin esas nedeni, Türkiye’de enflasyonu düşürmek değil, dışarıdan dövizi çekmektir. Dolar veya euro getirenler, dünyanın hiçbir yerinde kazanamayacakları kadar yüksek kazançlar elde ediyorlar. Burada kâr edenler, dışarıdan döviz getirip faiz alanlar. Zarar görenler ise kendi emekleriyle üretip ihracat yapmaya çalışan KOBİ’ler ve sanayicilerdir.” dedi.
Babacan, konuşmasına şöyle devam etti:
“İktidarın içinde bulunduğu yanlışları ve etrafında oluşan menfaat şebekesini bir bütün olarak düşündüğümüzde, iktidarın bu yanlışlardan geri dönmesini zor görüyoruz. Öte yandan, ana muhalefetin 2023 seçimleri sonrası farklı bir strateji izlediği anlaşılıyor. Bu nedenle, önümüzdeki seçimlere doğru yeni bir alternatif inşasının önemli olduğunu düşünüyoruz. İktidar ve ana muhalefetle mesafeli, yeni bir alternatif oluşturulması elzemdir. Türkiye’nin buna çok ihtiyacı var. Bu yeni yapının merkezinde; insanı önceleyen, hukuku ve adaleti öne çıkaran, temiz yönetim anlayışıyla hareket eden bir yaklaşım olmalıdır. Ortak paydada buluşabileceğimiz siyasi partilerle ve bağımsız siyasetçilerle yeni bir alternatif inşasını önümüzdeki süreçte çok değerli görüyoruz.”
“Savunma sanayiinde gelişme rekabetle olur”
Babacan, savunma sanayiinin gelişimi için rekabetin önemine vurgu yaparak, “Kendi firmalarınız arasında adil bir yarışma ve rekabet ortamı oluşturmalısınız. Devlet; adil, fırsat eşitliğine dayanan ve şeffaf bir şekilde destek vermelidir. Çünkü savunma sanayii devlet desteği olmadan gelişmez. Ancak bu destek, birçok firmaya verilerek onları yarıştırmalıdır. Ülke içinde rekabete iyi alışan firmalar, uluslararası düzeyde de başarılı olacaktır.” dedi.
Babacan, geçmişte Dünya Bankası’nın eski Başkanı James Wolfensohn’un kendisine İstanbul’da yaşamak istediğini söylediğini belirterek, “Dünyanın her yerini bilen 80 yaşındaki bir adam, ömrünün son dönemlerinde İstanbul’da yaşamak istiyordu. Gençlerin bugün Avrupa’ya gitmesini konuşuyoruz ama biz, gençlerin Türkiye’ye gelmek için can attığı yılları yaşadık.” ifadesini kullandı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



