
(ANKARA) – DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasıyla ilgili düzenlemede babaların bakım sürecindeki rolünün “yardım” olarak tanımlanmasını cinsiyet eşitsizliğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi. Türkoğlu, “Babalık izni sembolik değil zorunluluk olmalıdır. Aksi durumda, kadınları kamusal alanın dışına itmekte ve kadın işsizliğini, yoksulluğunu derinleştirmektedir. Bu sorunların üstesinden gelmek için bakım emeğini kadınların omuzlarından almalı ve iş yerlerinde ücretsiz kreşler açmalıyız. Bizim talebimiz de budur.” şeklinde konuştu.
Türkoğlu, partisinin Kadın Meclisi toplantısının açılışında da önemli açıklamalarda bulundu. “ABD-İsrail-İran savaşı bir ayı geride bırakırken, taraflar arasında iki haftalık ateşkes kararı alındığı duyuruldu. Ancak bu süreçte en büyük zarar yine kadınlar ve çocuklar tarafından yaşandı. Saldırılar sadece İran ile sınırlı kalmayıp, Lübnan ve Yemen’de de benzer yıkımlar söz konusudur. Hak örgütlerinin verilerine göre, İran’da 701 sivil insan hayatını kaybetti; bunların 261’i kadın, 254’ü çocuktur. Lübnan’da ise 130 çocuk saldırılarda hayatını kaybetmiştir. İranlı kadınlar, hem dış saldırıların hem de iç baskıların hedefi olmaktadır. Ateşkes ilan edilse de, İranlı kadınların yaşamları Molla Rejimi tarafından tehdit altındadır.” ifadelerini kullandı.
Türkoğlu, devamında şunları kaydetti:
“Sayın Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, bu taleplerin hayata geçirilmesi için bir zemin oluşturmuştur. Kürt sorununda demokratik çözüm sağlanmalı ve haksızlıkların, hukuksuzlukların, adaletsizliklerin son bulması adına tüm kesimlerin daha güçlü bir şekilde sorumluluk alması gerekmektedir. Sayın Öcalan’ın çağrısı ile halklar ve kadınlar arasında büyüyen barış umudunu kimsenin gölgelemesine izin vermeyeceğiz.
Somut adımların atılması gerektiği bir ortamda, gözaltı ve tutuklamaların devam etmesini kabul etmiyoruz. Yakılan her ateşte, çekilen her halayda barış talebi dile getirilmiştir. Newroz’a giden kadınların ve gençlerin ulusal kıyafetleri, bu ülkenin renklerini temsil etmektedir. O alanlarda sadece Kürt kadınlar değil; demokrasi, eşitlik ve özgürlük isteyen sosyalist kadınlar, feminist kadınlar ve farklı kimliklerden gelen kadınlar da vardı. Yani bu ülkenin gerçek renkleri oradaydı. Boynumuza taktığımız şallar değil, o renklere tahammülsüzlük bir güvenlik sorunudur. Barışa gölge düşürmek isteyen bu zihniyet, bir güvenlik sorunudur.”
Türkoğlu, Antalya’da yaşanan bir diğer duruma da dikkat çekti. Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevinde çıplak aramayı raporlaştıran psikologlar hakkında soruşturma açıldığını belirtti. “Bu uygulamaları asla kabul etmiyoruz. Bir hak ihlalini tespit etmek suç değildir. Asıl suç, ihlali tespit edenleri hedef almaktır; şiddetin, işkencenin üzerini örtmektir. Barışa gölge düşüren bu yaklaşımlar derhal sonlandırılmalıdır. Psikologlara açılan soruşturmaların geri çekilmesi, gerçek suçluların açığa çıkarılması ve yargılanması gerekmektedir. Bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağız.” dedi.
16 haftadan 24 haftaya çıkarılan doğum izinleri düzenlemesi, ilk bakışta olumlu görünse de, babaların bakım sürecindeki rolünün “yardım” olarak tanınmasının cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğini vurguladı. “Babalık izni sembolik değil zorunluluk olmalıdır. Aksi durumda, kadınları kamusal alanın dışına itmekte ve kadın işsizliğinin, yoksulluğunun derinleşmesine yol açmaktadır. Tüm bu sorunların üstesinden gelmek için bakım emeğini kadınların omuzlarından almak ve iş yerlerinde ücretsiz kreşler açmak gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



