Bağımsız Gazetecilik, İktidar İçin Tehlike!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Bağımsız Gazetecilik, İktidar İçin Tehlike!

İktidar, bu ülkede gazetecileri satın almayı, onları susturamadığı takdirde hapislere atmayı yıllardır sürdürmektedir.

Ülkenin en değerli gazetecileri, sistematik bir şekilde faili meçhul cinayetlerle ortadan kaldırıldılar; bu da tesadüf değildir.

Onların yokluğu ile oluşan boşluklara, iktidarın çıkarlarına hizmet eden gazeteciler yerleştirildi.

Öldürülen gazetecilerin failleri asla meçhul değildi; aksine, bu kişiler günümüzdeki çürümüş ortamın inşasında etkin rol oynadılar.

Gazetecilik tarihi, saraylar için değerli olanlarla, meslek için değerli olanlar arasında bir ayrım yapar.

Saraylara bilgi aktaran gazeteciler, bu yapı için kıymet taşırken, halkın sesi olanlar mesleğin özünü temsil eder.

Şu anda tutuklu bulunan Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ gibi gazeteciler, toplumun sesi oldukları için hapsedilmişken, bağımsız gazetecilik yapmanın bedelini ödeyen diğer tüm isimler de mesleğin değerini taşımaktadır.

Gazetecilik, tarih boyunca saraylardan yayılan kontrol altındaki haberlerle, bağımsız sokak haberleri arasında bir çatışmayı barındıran dinamik bir meslek olmuştur.

Yazının icadı, haberlerin ilk olarak iktidarlar tarafından kontrol edilmesiyle başladı; bu haberler çoğunlukla devlet duyuruları, savaş bilgileri ve ticari haberlerden oluşuyordu.

Ancak matbaanın icadı, gazeteciliği iktidarların kontrolünden kurtararak, bağımsızlaşmasını sağladı ve bu süreç, günümüzdeki gazeteciliğin evrimini tetikledi.

15. yüzyılda matbaanın yaygınlaşması, Avrupa’da devletler ve kiliselerin endişelenmesine yol açtı; çünkü alternatif fikirlerin yayılması artık daha kolay hale gelmişti.

Bunun üzerine yasaklar ve sansür uygulamaları arttı; ancak bu durum, basın özgürlüğü taleplerinin de yükselmesine neden oldu.

18. yüzyılda Amerika Anayasası’na eklenen “Basın özgürlüğünü kısıtlayan yasa yapılamaz” maddesi, basın özgürlüğünü anayasal bir hak olarak tanıdı; ama iktidarların sansür mekanizmaları hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmadı.

İktidarlar, gazetecileri ve gazeteciliği kontrol altına almanın yollarını buldular; bu yüzden gazeteciler, satılık olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılmaktadır.

Bugün, bağımsız habercilik bile ilan almadan gerçekleştirilemeyecek kadar zor bir ortamda, hapisteki gazetecileri kurtarmaya çalışırken, gazeteciliğin tuzakları üzerine düşünmek lüks bir hal almıştır.

Özgür basından rahatsız olan iktidarların endişeleri, bu ülkede “Gazetecilik suç değildir” gibi basit bir gerçeği dile getirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Bu cümleyi “Bağımsız gazeteciliği engellemek suçtur” şeklinde tamamlamanın bile suç sayılabileceği bir ortamda haber yapma çabası içindeyiz.

Suçun tanımını suçlunun yaptığı bir sistemle karşı karşıyayız.

Bugün, hukuki bahanelerle tutuklanan gazetecileri kurtarmanın en büyük gücü, mesleğin doğasında barındırdığı bağımsızlıktır.

Gerçek gazeteci, bağımsızlıkla sokaktan haber yapan ve sarayların güdümünde olmayan kişidir.

Ve bağımsız gazetecilik, elbette ki suç değildir.

Fakat suçlular için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın