Bakırhan’dan Nevruz’da Barış ve Eşitlik Çağrısı

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Bakırhan’dan Nevruz’da Barış ve Eşitlik Çağrısı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da gerçekleştirilen Nevruz kutlama etkinliğinde önemli açıklamalarda bulundu.

DEM PARTİ’DEN 4 ÇAĞRI

Bakırhan, Diyarbakır’daki etkinlikte devlet, muhalefet, Türkiye kamuoyu ve Kürt halkına yönelik dört ayrı çağrıda bulundu. Kürt sorununun çözümüne ilişkin demokratikleşme ve yasal adımlar talep eden Bakırhan, iktidarı “barış hukuku” oluşturma, muhalefeti barışı destekleme, kamuoyunu “kucaklaşma ve helalleşme” sürecine sahip çıkmaya ve Kürtleri ise demokratik birlik içinde hareket etmeye davet etti.

Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Kürt sorununun çözümü konusunda Ankara’nın önünde tarihi bir fırsatın bulunduğunu ifade etti.

Orta Doğu’daki durumu değerlendiren Bakırhan, “Her sınır bir yara, her başkent yangın yeri. Bu yangının merkezinde Kürtler ve Kürt coğrafyası yer alıyor. Kürtler, kendi güvenliklerini sağlamaya çalışırken bölgenin istikrarına da katkıda bulunmaya gayret ediyor. Kürt halkı, tüm mağduriyetleri yaşayanların haklarını, hukuklarını ve geleceklerini savunuyor. Bölge başkentleri bu gerçeği görmeli. Bugün, özellikle Ankara’nın önünde tarihi bir fırsat var. Kürt meselesini çözen bir Türkiye, bölgede güçlü bir aktör olma yolunda önemli bir adım atmış olur. Bu fırsatı değerlendiren Ankara, Türkiye’de barışı, bölgede ise istikrarı sağlayabilir. Kaybedecek başka bir nesil yok. Gençlerimizi yeterince kaybettik. Unutmayalım ki günü kurtarma peşinde olanlar, geleceği kaybeder.” şeklinde konuştu.

“GELİN 86 MİLYON İÇİN EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK DEĞERLERİ ETRAFINDA TÜRKİYE’Yİ BİRLİKTE KURALIM”

Bakırhan, geleceği kazanmak amacıyla demokratik bir zemini birlikte büyütme çağrısında bulundu. “Geçmişin yaraları geleceğimizi daha fazla kanatmasın. Bu ülke 100 yıldır defalarca kanadı. Artık bu kanamayı durduralım. Gelin 86 milyon için eşitlik ve özgürlük değerleri etrafında Türkiye’yi birlikte kuralım. Herkesi şahsi siyaset yerine ilçe siyasetini, geçmişin ağır yükü yerine geleceğin umudunu konuşmaya davet ediyoruz. Türkiye’nin geleceği, Kandıra Cezaevi’nde, Edirne Cezaevi’nde, Silivri mahkeme salonlarında, Amed zindanlarında değil, mecliste ve meydanda demokratik zemindedir.” ifadelerini kullandı.

“KÜRTLER TÜRKİYE’DE KİMLİĞİNİN TANINMASINI İSTİYOR”

Bakırhan, Kürtlerin taleplerini şu şekilde sıraladı:

“Milyonların gözü önünde tarihi taleplerimizi net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Hani hep soruluyor ya Kürtler ne istiyor? Bugün 2026 Nevruz’unda Amed Meydanı’nda Kürtlerin taleplerini bir kez daha ifade edelim. Kürtler, Türkiye’de kimliğinin tanınmasını, ana dilinde eğitim, anayasal güvence, yerel demokrasi ve eşit yurttaşlık istiyor. Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtler cephede yer aldılar. Çanakkale’de, Urfa’da, Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’nin dört bir yanında Kürtler vardı. Bu ülke birlikte kuruldu, bedel birlikte ödendi. Felakette ve acıda ortak olduk. O halde saadette neden ortak olmayalım? Bu sorunun ağırlığını gelecek nesillere bırakmak istemiyoruz. Cumhuriyetin kuruluşundaki yarım kalan hikayeyi, herkesin mutlu olacağı bir sonla tamamlayabiliriz.”

“ŞİMDİ SIRA DEVLETTE VE İKTİDARDADIR”

Bakırhan, “Kürtlerin talebi ayrılık değil, ortaklıktır. İnkar değil, tanınmadır. Kürtler, yönetime ortak olmak istiyor. Artık devletle münazara değil, müzakere yapmak istiyorlar.” diyerek sözlerine devam etti:

“Sayın Öcalan, Kürt meselesini idam sehpasında masaya taşıdı. Söz olsun, bu inşa bir gün mutlaka barışla taşlanacaktır. Kürtler, yaşadıkları ülkelerin başkentlerinde çözüm arıyor. Bölge başkentleri de artık Kürtlere güvenlik penceresinden bakmamalı. Ortak yaşam perspektifinden bakmalılar. Geçen 27 Şubat’ta Sayın Öcalan tarihi çağrısını yaptı ve üzerinden bir yıl geçti. Silahlar sustu, silahlar yakıldı. Sizler sabırla ve umutla beklediniz. Süreci bugüne kadar taşıdınız. Şimdi sıra barış yasalarında, devlette ve iktidardadır.”

Artık sözden yasaya, temenniden güvenceye, vaatten eyleme geçme zamanıdır. Bu alanda herkesin bir yakınının cezaevinde, bir yakınının dağda, bir yakınının sürgünde olduğunu çok iyi biliyorum. Cezaevindekiler özgür olmalı. Figenler, Selahattinler, Leylalar, Ayşeler ve binlerce tutsak özgür olmalıdır. Dağdakiler demokratik siyasete katılabilmeli, sürgündekiler ise evlerine dönebilmelidir. Halkın iradesini gasp eden kayyumlar artık gitmelidir. Sayın Öcalan’ın statüsü ve çalışma koşulları yasal düzenleme ile güvence altına alınmalıdır. Sayın Öcalan’ın halkıyla buluşmasının önü artık açılmalıdır.”

“2026 ÖZGÜRLÜK YASALARININ KONUŞULACAĞI BİR YIL OLSUN”

Bakırhan, “İlk çağrım devlete ve yürütme erkinedir. Gelin barış hukukunu kuralım. Gelin demokratik dönüşüme kapıyı açalım. 2025 silahların yakıldığı yıl oldu. 2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun.” ifadelerini kullandı.

İkinci çağrım muhalefetedir. Muhalefet barıştan korkmamalıdır. Barış, demokratik güçlenme demektir. Demokrasi güçlenirse, muhalefet de güçlenir. Barışı desteklemek, muhalefetin 86 milyona borcudur. Üçüncü çağrım Türkiye kamuoyuna; yarım asırlık çatışmanın bedelini Türkiye’nin her köşesi ağır ödedi. Neredeyse Türkiye’nin her karışına kan ve acı düştü. Artık hiç kimse daha fazla bedel ödememeli.

Şimdi kucaklaşma ve helalleşme zamanıdır. Bir çağrım da Kürt halkınadır. Kürtler arası demokratik birlik artık bir tercih değil, tarihi bir ihtiyaçtır. Siyasetimiz farklı olabilir ama bölge tufandan geçerken ayrılık ve gayrılık olmamalıdır. Demokratik birlik gecikmeden kurulmalıdır. Sözlerime son verirken, bugün bu meydanda yakılan ateş bir dönemin kapanışını ve yeni bir dönemin açılışının müjdesidir. Bu nevruz, isyandan inşaaya geçişin Newrozudur. Bu newroz ateşi asla sönmeyecek. Bu mücadele durmayacak. Bu irade asla boyun eğmeyecek. Bu meydan susmayacak. Amed Meydanı asla susmayacak. Ve bu hak mutlaka kazanacak.” şeklinde konuştu.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın