Barış Sürecinde Duraksama: Acil Adım Atılmalı!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Barış Sürecinde Duraksama: Acil Adım Atılmalı!

27 Şubat tarihinde, barış sürecinin yıl dönümünde gerçekleştirilen Ankara’daki toplantıda okunan Abdullah Öcalan’a ait mektup, aslında bir ‘duraksama’ dönemine girdiğimizi gösterdi.

Bu konuyla ilgili daha önce yazılar kaleme aldık. Yazmamızın sebebi, bir öngörüde bulunmamız değil, mesajın içeriği ve sürecin duraklama halini analiz etmemizdi. Kürt meselesi, dikkatli bir okuma, muhataplarını tanıma ve anlama çabasını gerektiren karmaşık bir yapıdır. Kendi bilgimle övünmüyorum, ancak meseleyi anlamak için ciddi bir çaba sarf ediyorum. Çaba olmadan, meseleyi kavrayamazsınız ve bu da sizi bir noktada zor durumda bırakır; bu konu, diğerlerinden oldukça farklıdır. Bu durumu gözler önüne seren birçok örnek bulunmaktadır.

Şubat ayından bu yana “Süreç dondu” diyenlere karşı geliştirilen argümanları anlamakta zorlandım. Zira bu süreç, karşı argümanı da geçersiz kıldı.

Ancak, “Süreç dondu diyenler kötü niyetli, savaş yanlısı ve belirli amaçları olan insanlardır” diyenler de oldu.

“Süreç dondu” diyenlerin, bu durumu sevinçle karşılamadığını, aksine temkinli ve tedirgin bir şekilde yeniden bir savaş durumundan endişe ettiklerini belirtmek gerekiyor. Bu beklentinin varlığını kabul ederek ifade ediyorum.

Daha bu konuyu tartışma fırsatı bulamadan, Kandil’den Murat Karayılan’ın açıklamasıyla “Süreç iktidar tarafından fiilen donduruldu” ifadesi geldi.

Bu noktadan sonra “kim neyi neden söyledi” meselesinin de bir önemi kalmadı.

Bireysel meseleler, hırs, çıkar çatışmaları ve entrikalar bir kenara bırakılmalı. Çünkü hepimizin öncelikli gündemi barış olmalıdır.

Kim kime bilgi sızdırdı, kim kimle birlikte yer aldı gibi konuları bir tarafa bırakın.

Barış tehlikede ise kimin geleceği iyi olabilir ki?

Bu nedenle tartışmaları, sızmaları ve diğer konuları bir kenara bırakmayı öneriyorum. Çünkü, bir daha kurulması neredeyse imkânsız görünen o masanın yeniden kurulması, belki de bizim neslimizin barışı görme konusundaki son şansı olabilir. Bu noktada diğer tüm konuların değeri azalmalıdır.

Barış ihtimalini bu duraksama noktasından kamuoyu baskısı oluşturarak ilerletmek gereklidir. Barış için kamuoyu oluşturmayı önemsiyorum; toplum savaş istemiyor, evlat kaybı istemiyor ve huzur içinde yaşamak istiyor!

Bu nedenle…

Hükümete “yasal düzenleme adımları hemen atılmalı” baskısı kurmak gerektiği görüşündeyim ve bu amaçla yazmaya kararlılıkla devam etmeliyiz.

Unutmayalım, her şeyin temeli barıştır! Barışı olmayanın hiçbir şeyi olmaz!

Merhum Sırrı Süreyya Önder’in sözleriyle yazıyı noktalayalım:

Barışta ısrarcı olmak gerekir; bir kişi bile barışı talep ederse, barış umudu vardır!

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın