Barış Sürecinde Entegrasyonun Önemi Vurgulandı

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Barış Sürecinde Entegrasyonun Önemi Vurgulandı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi ve Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, “Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde Hukuki Gereklilikler” başlıklı bir çalışma atölyesinde önemli açıklamalarda bulundu. Sancar, Parlamento’nun bu sürecin ana işlevini üstlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Çatışmayı sona erdirdiğinizde, ardından ne olacağı sorusunu sormak önemlidir. Silahlı mücadele yürütmüş bireylerin silah bıraktıklarında siyasal, toplumsal ve hukuksal konumları ne olacaktır? Bu temel sorunları entegrasyon bağlamında değerlendirmekteyiz. Entegrasyon, silah bırakma sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dar anlamda demokratik entegrasyon, silahın yerini siyasetin alacağı ve demokratik zeminde faaliyet yürütebilmenin şartlarının oluşturulacağı bir durumu ifade eder” ifadelerini kullandı.
 
DEM Parti, Mülkiyeliler Birliği’nde “Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde Hukuki Gereklilikler” başlığıyla bir çalışma atölyesi düzenledi. Atölyeye, DEM Parti’nin TBMM’deki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu üyeleri katılım sağladı. Ayrıca, insan hakları hukuku, çatışma çözümü, anayasa hukuku gibi alanlarda çalışan akademisyenler ve uzmanlar da etkinlikte yer aldı.

“Çatışmayı sonlandıracak yöntemler titizlikle ele alınmalı”

Atölyenin açılışında konuşan Mithat Sancar, barışa ulaşmak için gereken adımların önemine değindi. Sancar, “Barış hükümetinin ilk adımı çatışmayı sonlandırmaktır. Hukuksal düzenlemeler yaparak, çatışmayı sona erdirmek için gerekli tedbirleri siyasal ve hukuksal zeminde almak büyük önem arz etmektedir. Şiddet ve siyaset arasındaki denklemin önemini burada vurgulamak istiyorum. Yüzyıllardır süregelen bir sorun, 40 yılı aşkın bir süredir şiddetle iç içe geçmişse, bu durumu dönüştürmek için ciddi çabalar göstermemiz gerekiyor. Çatışmayı sonlandıracak yöntemler titizlikle ele alınmalı ve sürecin doğasına uygun bir şekilde yürütülmelidir. Şiddet sona eriyorsa, yerini siyasetin alması gerektiği çok önemli bir noktadır” dedi.

“Çatışmanın temelindeki sorunları çözmek şarttır”

Sancar, şiddet ve siyaset denkleminde, şiddetin yerini siyasetin taleplerinin alması gerektiğini belirterek, “Barış hukukunun ikinci unsuru, çatışmayı doğuran sorunları çözmeye yönelik yöntemler geliştirmektir. Çatışma kendiliğinden oluşmaz; temelinde var olan sorunlar mevcuttur. Çatışmayı sona erdirmek için sağlam bir yol oluşturmak adına, çatışmanın kökenindeki sorunları çözmek gereklidir. Bu sorunu, açık bir şekilde Kürt sorunu olarak tanımlıyoruz. Bazı kişiler bunu adlandırmakta isteksiz olabilir, ancak gerçek budur” şeklinde konuştu.

“Hukuksal güvenceler süreci güçlendirir”

Kürt sorununun çatışmanın kaynağı olduğu yönünde geniş bir fikir birliği olduğunu belirten Sancar, şunları kaydetti:

Barış hukukunun üçüncü boyutu, bu aşamaları bütünsel barışa dönüştürecek çalışmaları yürütmek ve düzenlemeler yapmaktır. Bunun temelinde demokratikleşme yer alır. Bu üç unsur -ki başkaları da eklenebilir- hukuk ve demokrasi bu unsurların önemli boyutlarıdır. Vazgeçilmezdirler. Hukuksal güvenceler arttıkça, sürece duyulan güven de artar. Sadece sözlü taahhütlerle toplumda güven oluşturmak mümkün değildir. Güvenin temeli, sağlam güvencelerle ve demokrasiye yönelik ciddi bir plan ve programla sağlanmalıdır. Bu, toplumsal katılımı artırır ve sürecin farklı kesimlerce sahiplenilmesini sağlar. Aynı zamanda kaygıları ve tereddütleri gidermeye de yardımcı olur. Bu nedenle, bu çerçevede yapılacak çalışmalar, sürecin ve barış hukukunun önemli bir parçasıdır. Bütün bu unsurları içeren bir barış planına ihtiyaç bulunmaktadır.

“Komisyonun etkinliği için acil somut adımlar atılmalı”

Sancar, Meclis’te yürütülen çalışmaların önemine değinerek, “Komisyonun varlığı, katılımı teşvik etmekte ve toplumla iletişimi artırmaktadır. Ancak, bu işlevin sürdürülebilmesi için barış planı ve barış hukuku üzerinde somut çalışmalar yapılması gerekmektedir. Bir sorunun çözümü, yalnızca siyasal alanda değil, toplumsal meselelerde de o sorunun adının konulmasıyla mümkündür. ‘Bir çatışma var mı? Yok mu?’ sorusuna net bir cevap vermek gerekir. Evet, bir çatışma var ve bazı kesimler bunu savaş olarak tanımlamayı reddedebilir. Ancak bu, barışın karşıtının ne olduğunu değiştirmez. Barışın karşıtı, savaş değil, şiddettir” dedi.

Parlamento, bu sürecin ana işlevini yerine getirmelidir. Toplumun her kesiminin bu süreçte rol alacağı yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalıştay, adını koyarak ilerleme ekseninde tartışmalar yürütmeyi hedeflemiştir. Çatışmayı sona erdirdiğinizde, ne olacağı sorusuyla yüzleşilmelidir.

“Demokratik entegrasyon, çatışmayı çözme noktasında kilit bir kavramdır”

Silahlı mücadele yürütmüş bireylerin silah bıraktıklarında nasıl bir siyasal, toplumsal ve hukuksal konumda olacakları sorusunu entegrasyon başlığı altında ele alıyoruz. Bu kavram, uluslararası literatürde de yer almakta, özellikle Birleşmiş Milletler metinlerinde karşımıza çıkmaktadır. Entegrasyon, silah bırakma ve silahsızlanma süreçlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Demokratik entegrasyon ifadesini kullanmamızın nedeni, çatışmayı sona erdirmek ve sorunları çözmek için bu kavramın önemidir. Bu durumu iki boyutta ele almak mümkündür: Dar anlamda demokratik entegrasyon, silahın yerini siyasetin alacağı bir durumu ifade eder. Bugün tartışacağımız konulardan biri de silahsızlanma ve silah bırakma sürecinde demokratik entegrasyonun bu boyutudur. Geniş anlamda demokratik entegrasyon ise daha uzun vadeli ve aşamalı çalışmalar gerektirir. Bu da çatışmanın temelindeki sorunları çözüme kavuşturacak yollar açmak ve kalıcı demokratikleşme programlarını hayata geçirmekle mümkündür. Böylece, insanların kimliklerini özgürce yaşadığı ve eşit yurttaşlığın gerçek anlamda yerleştiği bir süreci başlatmak mümkün olacaktır.


<a rel="nofollow" href="https://youtu.be/WkoQ2ELnoHs" target="_ </p>

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın