Barış Umutları: Orta Doğu’da Yeni Bir Dönem

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Barış Umutları: Orta Doğu’da Yeni Bir Dönem

Özlediğimiz bir manzara…

Öncelikle bir insan olarak…

Hayal edin, bir katliam sona eriyor…

Dünyanın gözleri önünde çaresizce ağlayan çocukların ve kadınların acısı azalıyor.

Bu imzalara sevinmemek mümkün mü?…

O sevimsiz Trump bile gözünüze bir parça sempatik görünebilir.

***

Orta Doğu’nun 2025 yıllık tarihindeki bir döngü kapanıyor diye umutlanıyorsunuz…

İnsanlığın 20. yüzyılda taşıdığı, 21. yüzyıl insanı olarak anlamadığınız inanç çatışmalarının burada sona ereceği ihtimali içinizde bir şeyler kıpırdamıyor mu?…

***

Sonra bir Türkiye vatandaşı olarak bu sahneye bakıyorsunuz…

Cumhurbaşkanınız, masanın en ön sırasında, baş aktörlerin yanında imza atıyor…

Masada büyük bir Türkiye var…

Bunu izliyorsunuz…

Bu görüntü gurur duymanıza neden olmaz mı?

***

Biraz geriye dönüp bakıyorsunuz…

Avrupa’nın büyük devletlerinin liderleri arka planda oturuyor.

Bir arka sırada…

Bir Hollywood filmindeki figüranlar gibi…

Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya…

Büyük Avrupa orada…

Ama onlar arka planda yer alıyorlar…

Tören, sanki Avrupa’nın tarih sahnesinden silinmesinin imza töreni gibi…

***

Bu tablo sizi gururlandırmaz mı?…

Eminim ki gururlandırıyor…

Benim için de öyle…

***

Ne dersiniz?…

İçimde bir hüzün var.

Vahşi bir yaratık içimi tırmalıyor sanki…

Çünkü aynı anda İsrail ve Gazze’ye göz atıyorum.

Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği kanlı saldırıda rehin alınan insanlar evlerine dönüyor.

Tel Aviv’de büyük bir sevinç var…

Kucaklaşmalar yaşanıyor.

***

Gazze’ye göz atıyorum.

İsrail hapishanelerindeki silahlı Filistinli militanlar serbest bırakılıyor, evlerine dönüyor.

Filistinli düşünce suçluları da hapishanelerden çıkıyor…

Her iki tarafın hapishaneleri boşalıyor.

***

Aklınıza Esad rejiminin Şam’daki Sednaya hapishanesi geliyor.

Orası da boşalıyor.

Orta Doğu’nun en kanlı bölgesinde hapishaneler tek tek boşalırken, siyasi tutuklular evlerine dönüyor.

***

Bu tablo sizi sevindirmiyor mu?

Seviniyorum.

Hatta gözlerim doluyor.

Orta Doğu denilen ve sadece kendine değil, bize, tüm bölgeye ve dünyaya bela olan bu coğrafyada belki de 2025 yıldır ilk defa bir umut ışığı belirdi.

Barışın ışığı…

Kucaklaşmanın ışığı…

***

Ancak…

Onlara bakarken, vicdanımın gözü hemen kendime dönüyor.

Ülkemin durumunu düşünüyorum…

Onlara bakıp, avurtlarım ellerimin içinde çöküyor.

Ülkem geliyor aklıma.

Ve bir ızdırap muhakemesi başlıyor…

***

Diğerlerinin hapishaneleri boşalırken, bizim hapishanelerimiz, Silivri her geçen gün biraz daha doluyor…

Onların siyasi tutukluları evlerine dönerken, bizde insanlar evlerinden alınıp götürülüyor.

Şam’ın Sednaye’si tenhalaşırken, benim Silivri’deki izdiham her gün artıyor.

Katil Netanyahu’nun hapishanesi bile boşalırken, benim Silivri’nin nüfusu 30 bini geçiyor.

***

Ve Cumhurbaşkanım orada, Netanyahu’nun hapishanelerinin boşaltılması anlaşmasını imzalıyor…

***

Peki ya bizim ülkemizde barış?…

Onun anlaşmasını kim imzalayacak?

Yok mu bizim ülkemizde de barış anlaşması imzalayıp, Silivri’yi boşaltacak bir cumhurbaşkanı?

O yapmayacaksa, bizim oylarımızla seçtiğimiz insan kim?

Gazze’nin Cumhurbaşkanı mı?

Yoksa bizim…

Türklerin, Kürtlerin hepimizin Cumhurbaşkanı mı?

***

Hamas’ın keleşleri sustuğunda içimdeki sorular başlıyor…

15 milyonluk İstanbul’umuzda, halkın yüzde 52’sinin oyunu alarak seçilen belediye başkanımız, 2.5 milyonluk Gazze’nin silahlı Hamas militanından daha mı az değerli?…

***

Bir Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde geçirdiği 9 yıl, bir Hamas militanının İsrail hapishanesindeki 9 yılından daha mı kısa?

***

Bir gösteriye katılan Osman Kavala ve Çiğdem Mater’in suçları, İsrail’e füze yollayan Hamas savaşçısından daha mı ağır?…

***

Bir Ayşe Barım ve Murat Çalık’ın sağlık durumu, dün topallayarak evine dönen Hamasçıdan daha mı az vahim?…

***

Bir Can Atalay, bir Filistinli siyasetçiden daha mı az seçilmiş?…

Bir dostça uyarı yaparken Hüseyin Kocabıyık, elinde silahla konser basan Hamas militanından daha mı terörist?…

***

O güzel ve gurur verici töreni izlerken, içimde işte bu duygularla boğuşuyorum…

Bir yandan Cumhurbaşkanımızı alkışlamak istiyorum…

Diğer yandan içimdeki feryat…

Kardeşim, biz millet olarak Gazze halkından daha mı az barış ve huzur hakkına sahibiz?

Biz de Trump’a mı ricacı olalım, Şarm el Şeyh’teki “Cihanda Sulh’tan” sonra bizim evimize gelip, bir de “Yurtta Sulh’u” sağlaması için…

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın