Barış Umutları: Süreç Durakladı mı?

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Barış Umutları: Süreç Durakladı mı?

27 Şubat, Abdullah Öcalan’ın PKK’yı feshetme açıklamasının birinci yıl dönümünde, DEM Parti’den gelen davetle bir değerlendirme toplantısına katılmak heyecan vericiydi. Özellikle Öcalan’ın bu toplantıda bir mesaj ileteceği beklentisi, ilgi ve merak uyandırıyordu.

Bu süreçte yeni bir aşamaya geçileceği, Meclis’ten çıkan raporlar ve yasal düzenlemeler konusunda anlaşmalar sağlandığı düşüncesi hakim olmuştu. Somut adımlar atılacağına dair umutlar artmıştı.

Benim gibi birçok gazeteci de benzer düşüncelerle toplantıya katılmıştır. Mesajın içeriği hakkında çeşitli spekülasyonlar başladı; tam fesih, Kandil’den gelecek ilk bin kişilik kadro ve ardından diasporadan gelecek 500 kişilik kadronun izleyeceği yol haritası gibi konular gündeme geldi.

Tarihi bir güne tanıklık edeceğimiz ümidiyle Ankara’daki toplantıya bu ruh haliyle katıldım.

Ancak toplantının yapılacağı salona girmeden, karşılaştığım siyasetçiler ve Kürt hareketine yakın isimlerin mimiklerinden ve durgun tavırlarından, beklentilerimin yersiz olduğunu anlamaya başladım. Salonda yerimizi aldığımızda Öcalan’dan gelen mesajın okunmasıyla birlikte herkes arasında bir fısıltı dolaşmaya başladı. Heyecan kaybolmuştu. Abdullah Öcalan, beklenenin aksine umut verici tek bir cümle dahi kurmamıştı.

“Biz bugüne kadar elimizden geleni yaptık, devlet kanadı hâlâ tek bir somut adım atmış değil” sözleriyle, süreçte bir duraksama olduğu hissini uyandırdı. Mesaj, Kürtlere sabırlı ve dirayetli olmayı, Türklere ise barışa yönelmeyi ve tarih boyunca süregelen dostluğu hatırlamayı öğütlüyordu. Öcalan’ın mesajları genellikle farklı anlamlar taşıyabildiği için, bu yorumlar kişisel bir bakış açısıydı.

Kürt meselesiyle ilgilenenler, barışın bir gün geleceğine dair umut beslerken, gelişmelerin bazen tam tersi sinyaller verdiği gerçeğiyle yüzleşiyor. Zaman zaman bu durumun bir devlet taktiği olduğu da iddia ediliyor. Dolayısıyla, bu karmaşık süreçte gelişmeleri doğru bir şekilde değerlendirmek oldukça önemli.

Eğer süreç durakladıysa, bu elbette kötü bir durumu ifade eder. Savaş tehlikesi her an kapıda, ve bu durum mecazi bir anlam taşımıyor. Şu anda Türkiye’ye yönelik bir saldırı olmasa da, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı savaşın Orta Doğu üzerindeki olumsuz etkileri gün gibi ortada.

Bu acımasız güçlerin elinden kurtulmak kolay değil. Çünkü sahip oldukları güç ve bu gücü kullanma konusundaki rahatlıkları açıkça gözlemleniyor. İstediklerini elde etme konusunda hiç de zorlanmıyorlar.

Süreç ilk gündeme geldiğinde, merhum Sırrı Süreyya Önder’in cesurca konuyu gündeme getirmesiyle birlikte, birçok kişi tepkilerini dile getirmişti. Ancak bizler, küçük bir azınlık olarak bu süreci sahiplenip takip ettik. Çünkü barış, geçmişteki acıların onarılmasının tek yolu olarak görülüyordu.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda, süreç bir yılı geride bıraktı, İran savaşı başladı ve bölgede başka ülkelerin de etkilendiği bir durum ortaya çıktı. İsrailli yetkililer Türkiye’yi hedef aldıklarını dile getirmeye başladı. Ancak iç barış konusunda kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Bunun nedenlerinden biri de Tayyip Erdoğan’ın söylemdeki sahiplenmesine rağmen eylemdeki mesafesiydi.

Kürt tarafı örgütü feshetti, silahlarını bıraktı ve Türkiye sınırları içindeki tüm üyelerini geri çekti. Ancak Türkiye ayağında tartışmalar ve kavgalar sürerken, Meclis’ten çıkan rapor dışında somut bir adım atılmadı. AİHM kararlarının uygulanması bile sağlanamadı. Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi gündeme gelmedi ve net bir duruş sergilenmedi. Bu durum, Meclis’teki partilerin heyecan verici sözlerinin değerini kaybetmesine neden oldu.

Ancak bir gerçek var ki, bu gerçek savaşın ve barışın doğası gereği insanları etkileyecek. Savaşın başarılısı, barışın başarısız olmayacağı ortada. Savaşın tek kaybedeninin insan olacağı gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız.

İran halkının acılarına ortak olmamak mümkün değil. Hem içte hem dışta savaş karşıtı duruşumuzu sürdürmeliyiz. Bu, insanlığa ve geleceğe olan borcumuzdur. Bu yüzden kalemimizi son nefesimize kadar kullanmaya devam edeceğiz!

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın