
Bir tarih…
17 Aralık 1986…
Ardından, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü…
Dünya Basın Özgürlüğü Günü, 17 Aralık 1986 tarihinde Kolombiya’nın başkenti Bogota’da, El Espectador gazetesinin bürosu önünde suikasta uğrayan gazeteci Guillermo Cano Isaza’nın anısını yaşatmaktadır.
Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü’nün amacı nedir?
“UNESCO, mesleği gereği hayatını kaybeden Kolombiyalı gazeteci Guillermo Cano anısına Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü’nü oluşturmuştur. UNESCO/Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü, her yıl dünyanın herhangi bir yerinde basın özgürlüğünün savunulması veya teşvikine önemli katkılarda bulunan bir kişi, kuruluş veya kurumu ödüllendirmeyi amaçlamaktadır, özellikle de risklerin söz konusu olduğu durumlarda. Ödül, UNESCO’nun politikalarıyla uyumlu olup, iletişim ve bilgi alanındaki programları ve daha spesifik olarak ifade ve bilgi özgürlüğü için uygun bir ortamın teşvik edilmesi konusundaki öncelikleri ile ilişkilidir.”
Bu ödül, 1997 yılında UNESCO tarafından 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde verilmekte olup, özellikle gazeteciliği tehlikeler altında sürdürmeyi başaran, risk altında çalışan ve kriz anlarında mesleğini icra edenlere takdim edilmektedir.
Cano, köşesinde uyuşturucu kartelleri hakkında yazılar kaleme almış ve cesareti ile basın özgürlüğünü savunması dolayısıyla 1986’da Ulusal Gazetecilik Ödülü’nü kazanmıştır. Aynı yıl, Pablo Escobar’ın emriyle suikasta uğramıştır.
O gün medya, herhangi bir yayın yapmamış veya haber geçmemiştir.
Birleşmiş Milletler, 20 Aralık 1993’te her yıl 3 Mayıs’ın Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanması gerektiğini kararlaştırmıştır. 2024 yılı başında, El Espectador gazetesinin editörü Guillermo Cano Isaza’nın cinayeti, Kolombiya’da İnsan Hakları Birimi tarafından insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak ilan edilmiştir.
Basın Özgürlüğü Günü kutlu olsun, unutulmadı…
Bir tarih…
6 Mayıs 1972…
Unutulmayanlar yaşıyorlar…
“Ankara Merkez Cezaevi’nin küçük avlusundaki karakavak ve leylak ağaçları, bu gece 23-24 yaşlarında üç devrimcinin; Yusuf Arslan, Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş’in idamını seyredecekler. Bu üç genç adam, gözlerini kırpmadan, korku nedir bilmeden, yürekli adımlarla ölümü selamlayacak ve idam sehpası altında inançlarını savunacaklar.” [i]
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam cezasına çarptırılmıştır.
İnfazlardan sonra Halit Çelenk ve Mükerrem Erdoğan, bu gençlerin sözlerini tutanağa doğru bir şekilde geçirmiştir.
Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi, 16 Temmuz 1971’de başlayıp 9 Ekim 1971 tarihinde sona eren süreçte, kararını vermiştir. Bu karardan yarım asırdan fazla zaman geçmiştir.
Cezaevinin avlusundaki ağaçlar, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını seyretmiştir.
Bu tarihe atfedilen değer, tarih olan ve yaşayan üç fidandır unutulmayanlar… Tarihler bazen unutulabilir ama 6 Mayıs 1972 tarihi asla unutulmadı. 16.7.1971 tarihinde başlayan ve iki ay 23 gün içinde karara bağlanan Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No.lu Askeri Mahkemesi’nin hükmü ile Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ölüm cezasına mahkum edilmiştir.
Ölüm cezaları, Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 10.01.1972 tarihli ilamı ile kesinleşmiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığı, 3.2.1972 tarihinde tashihi karar talebini reddetmiştir.
O dönemlerde, ölüm cezasının infazı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin birleşik toplantısında kabul edilmesi gereken bir kanunla mümkündü.
TBMM, ölüm cezasına dair kanunu kabul etmeyebilirdi. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölüm cezasının infazına dair kanun tasarısına verilen oyların sonucu ise şöyle olmuştur:
Üye sayısı: 450
Oy verenler: 323
Kabul edenler: 273
Reddedenler: 48
Çekimserler: 2
Oya katılmayanlar: 118
Açık üyelikler: 9
Böylelikle, 17.03.1972 tarihinde kabul edilen 1576 sayılı ölüm cezalarının infazı hakkındaki kanun yürürlüğe girmiştir (RG: 25.3.1972- 14139).
CHP tarafından iptali istenen davada, Anayasa Mahkemesi kanunun yalnızca “usulden” iptaline karar vermiştir (AYM 1972/13-18. Tarih 6.4.1972). İptal kararından sonra aynı kanun, Millet Meclisi’nde (24.4.1972) ve Cumhuriyet Senatosu’nda (2.5.1972) görüşülerek kabul edilmiştir.
2.5.1972 kabul tarihli 1586 sayılı “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Kanun”, 5 Mayıs 1972 tarih ve 14178 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Geçmiş zaman…
Haksız, insafsız, adaletsiz, vicdansız, hukuksuz acılarla dolu bir geçmiş tarihimiz…
Tarih hatırlatır; unutmadık…
Dünyanın herhangi bir yerinde basın özgürlüğünün savunulması, unutulmaz tarihler bırakır…
Türkiye’de basın özgürlüğü yoktur.
Türkiye’de gazetecilerin mesleklerini sürdürmeye devam etmeleri dahi, basın özgürlüğünün savunulması anlamına gelmektedir; bu, olağanüstü bir başarıdır.
<p style="font-size </p>Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



