
Hesap belli ama tutma şansı yok
Ülkemizdeki mevcut ekonomik ve siyasi durum, halkın bayram sevincini gölgede bırakmış durumda. Ancak, bu karanlık tabloyu oluşturmak için gösterilen çabaları görmek gerekiyor. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğindeki isimleri tebrik etmek lazım; tarihe geçecek bir iz bıraktılar. Bu sürecin nasıl algılandığını merak ediyorsanız, şakşakçılardan uzaklaşıp halkın nabzını tutun. Korkmayanlar size gerçekleri söyleyecek, korkanlar ise sandık zamanı cevaplarını verecek.
Artık durum netleşti. Ankara’nın ötesine geçmeyecek ve sesini çıkaramayacak bir muhalefet yaratma çabası var. Bu yolla, seçimleri yeniden kazanarak anayasanın değiştirilmesi hedefleniyor.
Bunun için ana muhalefet partisinin koltuğu, hukuksuz bir karar ile popüler liderinin elinden alındı. Sıradaki hedef ise iktidarın hesaplarını sorgulayan diğer muhalefet partileri. Herkes bu oyunun farkında.
Ancak evdeki hesap tutmuyor. Bolu beyinin karşısında Köroğlu, Hızır Paşa’nın karşısında Pir Sultan Abdal gibi, Özgür Özel de halkın gözünde yükseliyor. Bu durumu en son, Sayın Özel’in CHP genel merkezinden yağmur altında Meclis’e yürürken arkasında toplanan kalabalıkta gördük. Ertesi gün İzmir’de, su sıkan TOMA’lara ve göz yaşartıcı bombalara rağmen sokakları dolduran onbinler de bunu gösterdi.
Ekrem İmamoğlu’nun ilk kazandığı belediye seçimlerinin iptalinden sonra ders almayanlar, Özgür Özel’e verilen desteğin önemini anlamakta zorlanıyorlar.
Halkın mesajı oldukça açık. “Oynanmak istenen oyunu görüyorum, buna izin vermeyeceğim” diyor. Tüm muhalefet partileri de benzer bir tavır sergiliyor. İyi Parti ve Zafer Partisi’nin duruşu son derece kıymetli. Sol partilerin CHP ile dayanışması ise kitlelere cesaret veriyor. Demokratik Emek Hareketi (DEM) ise iktidara kör bir sadakat içerisinde değil. Aksini düşünenler, DEM’i tanımıyor. Ayrıca, haksızlıklara ve hukuksuzluklara dayanamayarak CHP’nin yanında yer alan birçok vicdan sahibi yurttaşı da unutmamak gerekir.
Mesaj iyi alınmalı
İzmir’deki protestolar dikkat çekiciydi. Kadınlar, gençler ve yaşlılar, TOMA’lardan sıkılan suya ve göz yaşartıcı bombalara rağmen eylemlerine devam ettiler. Bu görüntüler Gezi’yi akıllara getirdi. Gezi korkusuna karşı Taksim yasaklanabilir, ancak İzmir’in sokakları, Ankara’nın bulvarları ve İstanbul’un meydanları ne olacak? Bıçak kemiğe dayanınca sokağa dökülen insanları nasıl durduracaksınız? Her yer Taksim olursa, İran’daki gibi sert tedbirler mi alacaksınız? Tavsiyem, halkın mesajını iyi okumak. İpi daha fazla germenin kimseye yararı yok.
Halk, Kılıçdaroğlu ve arkasındaki insanlara da bir mesaj verdi. Eğer “hain” sloganlarını duymak istemiyorlarsa, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) açıklamasını dikkate almalıdırlar. ÇYDD, CHP’de kayyum rolü oynayanlardan kesinlikle bağış kabul etmeyeceğini açıkladı, bu da onlara ağır bir darbe oldu. “Haram” parti araçlarını satıp parasını ÇYDD’ye bağışlayacaklarmış; bu, sonradan anlaşıldı ki “haram” değil, “helal”di. Gerçek ortaya çıkınca, bu kişilerin yüzleri dahi kızarmadı.
Zaten Atatürk’ün partisinin üzerine saldırtanlardan, ortalığı gaza boğanlardan ve parti merkezini basmaya yeltenenlerden başka bir tavır beklenemezdi. Bunlar kendilerine yakışanı yaptılar ve rollerine devam edecekler.
Ancak her ne olursa olsun, bu hesap tutmayacak. Çünkü halk yapılanlara rıza göstermiyor; adalet, demokrasi ve özgürlük istiyor. Yoksulluk girdabında boğulmuş bir halk, dürüst bir yönetim arayışında. Kimse bu taleplerin karşısında duramaz.
29 Mayıs kutlamaları
İstanbul’un fethi her yıl olduğu gibi bu yıl da kutlandı. Bu yıl, Yeniçeriler Topkapı surlarına saldırmamışlar. Beyazıt meydanından Ayasofya’ya Mehter Takımı’nın öncülüğünde bir “fetih yürüyüşü” gerçekleştirildi. Mehter, Osmanlı döneminde savaşta Yeniçeri ordusunun başında yer alırdı. Yeniçeri Ocağı II. Mahmut döneminde kaldırılınca Mehter de lağvedilmişti. Ancak Enver Paşa, siyasi amaçlarla 1914’te Mehter’i yeniden canlandırdı; çünkü Halife cihat ilan ettirmişti. Komik bir şekilde, Hristiyan Almanya ve Avusturya-Macaristan da bu cihada dahil olacaktı. Neyse, cihat meselesi gündemdeyken Mehter’siz olmazdı. Bu nedenle Enver Paşa geçmişi yeniden gündeme getirdi. Mehter, 1935’te bir kez daha kapatıldı ama 1950’den sonra Menderes tarafından “kültürel amaçlarla” yeniden açıldı. Günümüzde neredeyse her etkinlikte Mehter ile karşılaşmak mümkün.
Fetih töreni için yürüyen güzergah, günümüzde Aksaray’dan başlayıp Beyazıt üzerinden Cağaloğlu’na kadar uzanıyor. Aksaray-Beyazıt arası Ordu Caddesi, Beyazıt-Cağaloğlu arası Yeniçeriler Caddesi, sonrasında ise Sultan Ahmet meydanına kadar Divan Yolu adını alıyor. Bu güzergahın, Fatih’in Yeniçerilerin önüne düşüp Ayasofya’ya girişi canlandırmak amacıyla seçildiği anlaşılıyor.
Ancak bu yol, Yeniçerilerle ilgili başka tarihi olaylara da tanıklık etmiştir. Genç Osman olarak bilinen padişah II. Osman, Yeniçeriler tarafından Topkapı Sarayı’nda basılarak Yedikule zindanlarına götürülüp idam edilmiştir. Genç Osman’ın suçu, disiplinsiz Yeniçeri ordusunun yerine, disiplinli bir ordu kurma hayalidir.
Daha sonra, Yeniçeri olan Patrona Halil, Beyazıt meydanındaki hamamdan çıkarak Yeniçerilerin önüne düşüp Topkapı Sarayı’nı basmış ve III. Ahmet’i tahtından indirmiştir. Bu olay, Patrona Halil İsyanı olarak bilinir ve bu isyan sonucunda Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürülmüştür. Lale Devri ise bu gerici güruh tarafından kanla sona ermiştir. Sabahın erken saatlerinde CHP’yi basmaya gidenleri Patrona Halil’in arkasındaki sokak takımına benzettim; bu bir teşbihdir.
Lale Devri’nden sonra III. Selim döneminde yeni
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



